Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj04.05.2009, 07:11 (UTC)    
Mesaj konusu: meryem ana evi

Şimdi; tarihte daha gerilere, binlerce yıl öncesine gidip, Meryem’in buraya gelişi ve yaşamına ait anlatılanları kısaca görelim.

İsa’nın annesi Meryem; İsa öldükten sonra, St.Jean ile birlikte Efes’e gelir. Hayatının son yıllarını burada yaşar. Ancak Kitab-ı Mukaddes’de anlatıldığı gibi: Meryem’in mezarının, dönemin Selefko şehrinde yani bugünün Silifke’sinde olduğu rivayet edilmektedir.

Neyse, Bülbül dağı üzerinde; hıristiyanların kutsal anası, Meryem’in evi var. Hıristiyanlarca; ” Panaya Kapulu” olarak adlandırılan kutsal yerin, MS.4 ncü yüzyılda inşa edildiği sanılmakta.

Hz.İsa yakalanıp çarmıha gerilmesinden kısa bir süre önce, annesini, arkadaşı ve havarisi olan St.Jean’a teslim etmiş. St.Jean; İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra, Meryem’in Kudüs’te kalmasını sakıncalı gördüğünden, onu da yanına alarak kaçmış ve buraya gelmişler. Hıristiyanlık dinini yaymak gibi bir görev üstlenmiş olan St.Jean: o zamanlarda, çağın en büyük kenti durumunda bulunan Efes’i, kendisine hedef seçmiş. Efes’deki putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden, Meryem’i ise, Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptırdığı kulübede gizlemiş. St.Jean’ın her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek-içecek götürerek yokladığı bilinmektedir. Meryem’in 101 yaşına kadar, Bülbül Dağındaki bu evde yaşadığı ve burada öldüğü kabul edilmektedir. St. Jean, Meryem’i, yine bu dağda, kendisinden başka hiçbir kimsenin bilmediği bir yere gömmüştür. Hıristiyanlığın yayılmasından sonra, Meryem’in bulunduğu ve yaşadığı kabul edilen yere; hıristiyanlarca, haç şeklinde bir kilise inşa edilir.

MERYEM ANA EVİ:
Evet, işte Meryem Ana’nın yaşadığı farz ve kabul edilen yer, burası. Yani; Selçuk’dan Bülbül dağı istikametine, tabelaları takip ederek gittiğinizde, 9 km. uzaklıkta. Güzel bir yol, çam ağaçları arasında ilerliyorsunuz. Yükseklik; 420 m. Bahçe bölümünde, uygun otopark var. Tek sorun, hıristiyanlarca kutsal kabul edilen (örneğin 15 Ağustos günü) günlerde, buraya gitmeyin, aşırı kalabalık.

Bülbül Dağı üzerindeki bu bölge, hıristiyanlar tarafından ” Panaya Kapulu ” olarak adlandırılıyor. Yani; resmen ” Meryem Ana Evi ” olarak. Buranın; MS.4 ncü yüzyılda inşa edildiği sanılmakta. Buranın; kutsal hiç yeri olarak ilan edilmesinden sonra, buradaki Meryem Ana Evinin kalıntıları üzerine, küçük bir şapel yapılmış. Eski yapı ile sonradan yapılan şapelin duvarlarının birbirinden ayrılması için ise; her ikisinin arasına, kırmızı renkte bir boya ile çizgi çekilmiş.

Evet; yapıya girince, iki tarafında tonozlu nişler bulunan bir sahanlığa geliyorsunuz. Buradaki apsiste: Hz.Meryem’in heykeli bulunmakta. Nişler içinde, mumlak dikilmiş, yakılı yüzlerce mum var. Bu heykelin; 19 ncu yüzyılda buraya konulduğu sanılmakta. Bunun önünde; gri renkli taban mermerlerinden ayrılan bölümün, ocak olduğu saptanmış. Nitekim, burada yapılan kazılarda, MS.1 nci yüzyıla tarihlenen ev temel kalıntıları ile, kömür parçaları bulunmuş. Bu bölümün güneyindeki küçük odanın doğusunda, bir niş var. Bu odada; müslümanlar tarafından namaz kılınabiliyor. Duvarlarında; Kur-an da da ismi geçen Meryem Ana ile ilgili sure’ler var.

Bazı araştırmacılar tarafından, bu odanın, Meryem Ana’ya ait yatak odası olduğu iddia ediliyor. Bu şapel; 1967 yılında Papa 6 ncı Paulus ve 1979 yılında ise Papa II.Johannes tarafından ziyaret edilmiş.

Burayı gezerken, hani belki Meryem’in burada nasıl yaşadığını, nasıl öldüğünü, nereye gömüldüğünü merak edebilirsiniz. Bu soruların yanıtlarını, yine Alman rahibe Anne Catherine’nin anlattıkları vahiylerden öğrenmek mümkün. Onun anlattıklarına göre: ” Bu ev; pencereleri yüksek ve kare şeklindeydi.Arka tarafı, yuvarlaktı. Kapıdan girildiğinde; hemen karşıda, ateş yakılan bir şömine vardı. Bu yüzden, duvarlar biraz kararmıştı. Meryem Ana’ya hizmet eden yardımcısı, burada otururdu. Şöminenin iki yanındaki kapılardan; evin, dip tarafındaki mihraplı ikinci bölüme geçilirdi. Meryem Ana, boş zamanlarında, mihrabın önüne çekilen bir perdenin karşısına oturarak: okurdu. Yatak odası ise; bu bölümün sağında. Evin bazı eşyaları ile Meryem’in giysileri de, bu odanın karşısındaki, sol tarafta, küçük bölmede dururdu.

Meryem; tek başına yaşıyordu. Yanında; kendisine yardım eden ve ona yiyecek-içecek getiren genç bir kadın vardı. Yaşamı: derin bir sessizlik ve huzur içinde geçiyordu. Evde; erkek yoktu. Yanlızca; sık sık St.Jean, eve girip çıkardı.

Evet; yine aynı vahiylere devam edelim. Meryem, 64 yaşında hayata gözlerini yumdu. Çevresindeki: aziz ve azizeler ona cenaze töreni yaparlar. Özel olarak hazırlanmış tabutunu, eve 2 km. uzaklıktaki bir mağaraya yerletirirler.

Aradan geçen bir süre sonunda: havari Thomas, azizenin sağlığına yetişemediğini, hiç değilse mezarını ziyaret etmek istediğini söyler. Bunun üzerine, gece vakti, meşaleler yakılır ve mağaraya götürülür. Mağaraya gelince, secde eder. Mağara girişinde, içeri girerek, cenazenin önünde diz çöker. O sırada, Jean bir kısmı çukurun dışında kalan tabuta yaklaşarak, tabutun bağlarını çözer ve kapağı açar. Hep birden tabuta yaklaştıklarında hayretle donup kalırlar. Meryem’in cesedi, kefenin içinde yoktur. Fakat, kefen gene de bozulmamıştır. Bunu şöyle değerlendirirler. ” Tanrı, Meryem’i göğe kaldırmıştı.”

Olaydan sonra, mezarın bulunduğu mağaranın ağzı kapatılır. Ev kiliseye çevrilir. Bu mağara, günümüzde bilinmiyor, yeri meçhul.
Mesaj04.05.2009, 07:12 (UTC)    
Mesaj konusu:

konunun yeri sence burasımı? bu bir genel problemmı?
Mesaj04.05.2009, 07:18 (UTC)    
Mesaj konusu:

Şimdiye kadar, Yuhanna'nın Efes'te ikameti ile ilgili bir kayıta rastlan­mamış ise de, II ve III yüzyıllara ait bir çok yazı bu vakanın gerçekli­ğini ispatlamak-tadır. Diğerleri arasında, Aziz İrene, Polikarp, Hipolit, Eusebe, İskenderyeli Kleman ve Orijen'i analım. Bütün bu yazarlar, Aziz Yuhanna'nın ölümünden sonra yazmaktadırlar. 203 yılında ölen Aziz İrene, havari Yuhanna'nın öğrencisi olan Aziz Polikarp'ı tanımıştı. Öyle ise olaylara çok yakın olup Yuhanna'nın İncil'ini Efes'te yazdığını doğrulamak­tadır. Efes başpiskoposu Polikrat'ın, Papa Aziz Viktor'a (189-199) yazdığı ikinci mektubunda, Yuhanna'ya ait kabrin Efes'te olduğunu belirt­mesi son derece ilginç olaylardan biridir. 215 yılında ölen İskenderyeli Kleman'a, bilgin Orijen (185-253) Asya başkentinde Yuhanna'nın ha­yatı ve ölümü hakkında bilgi vermektedirler.

265-340) senelerinde yaşamış olan kilise tarihçisi Eusebe, Ku­düs'teki zulüm sırasında, havarilerin dağıldığını ve Yuhanna'nın Asya'da yaşayıp Efes'te öldüğünü beyan eder. Yuhanna'nın Efes'teki yaşantısını ispat­layan yazarların çoğunluğu tarihin başka bir olayında rastlamak en­derdir.
Mesaj04.05.2009, 07:22 (UTC)    
Mesaj konusu:

bana göre de genel problem değil ancak böyle güzel bir kunuyu paylasacak bir yer yok bildiğin gibi serbest ve gençlere özel yeri kapalı
Mesaj04.05.2009, 07:47 (UTC)    
Mesaj konusu:

bu konu hakkında daha geniş bilgi almak isteyen arkadaşlar www.meryemana,net www.incilinsesi.tr.gg sitesinden de okuyabilir
Mesaj04.05.2009, 07:56 (UTC)    
Mesaj konusu:

ya paylaşma hiç? reklamda yasak burada!! ayrıca bs dısı lınk vermek te yasak gidin bir kuralları öğrenın?
Mesaj05.05.2009, 20:48 (UTC)    
Mesaj konusu: LÜTFEN DİKKAT

ÖNERİLERİNİZE İHTİYACIM VAR



______________
SÜLEYMAN TOPCU
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu