Forum'da ara:
Ara


Yazar Mesaj
Mesaj07.08.2009, 22:16 (UTC)    
Mesaj konusu: Rakı

Rakı

Neymiş efendim...

Atatürk rakı içiyormuş.

Aslandı o, aslan...

Aslan sütü içecek tabii.



Hadi siz "dönülmez akşamın ufkundayız" diye ince ince başlayın, ben de size yıllar önce yazdığım yazıyı anlatayım...



İçki yasaklanabilir.

Bence mahzuru yok.

Ama rakı asla...

Çünkü takunyalılar öyle zanneder ama, aslında "içki" değildir rakı.



Yurt sevgisidir örneğin...

İki tek attın mı, "n’olacak bu memleketin hali?" diye endişelenmezsin aksi olsa!

Tıp bazen çaresizdir...

O ilaçtır.

Gurbete bile iyi gelir.



Kontörsüz muhabbettir.

Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar, gülümsetir. Kahkahadır. Acısıyla tatlısıyla hatıraları kaydeden hard disk’tir.



Botoks’tur bir nevi.

En kaknemi bile bir başka görünür gözüne... Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır. İçilir, güzelleşilir.



Herkesin gençlik hatası olabilir... Bira içersin.

Sonradan para kazanıp tenise başlayınca, şarap içmeyi matah zannedersin. Amerika’da TIR şoförlerinin içtiği viskinin dublesine Etiler’de TIR parası ödersin, ayrı...

Kürkçü dükkánıdır.

Döner dolaşır, gelirsin.



Orhan Gencebay’dır.

Entel barlarda, sosyete kulüplerinde dinlemeye utanırsın... Ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin... İstediğin kadar ağız burun kıvır, altın plağı hep o alır.

Tatlıses’tir.

Realite’dir.



Çocuktur, ağlarsın.



Hele beyaz "p"eynir ile "k"avun olursa sağında solunda... Örgüttür.

PRK...

Ama bölücü değil, birleştirici örgüt.

Türk’ü de içer, Kürt’ü de, Laz’ı da, Çerkez’i de. Sor bak, Ermeni’si de, Rum’u da, Yahudi’si de.



AB’cidir...

Çünkü Rum öyle bir meze yapar ki, helali hoş olsun, Kıbrıs’ı veresin gelir!



Madem gıcıksın rakıya...

Neden balık avlıyorsun o zaman kardeşim?

Şerbetle mi yiyeceksin lüferi?

Ne anlamı var deniz börülcesinin, rokanın, radikanın, cibezin...

İnek miyiz biz?



Yanlış şiir okuyorsun...

Hapse giriyorsun.

(Üstüne, yanlış şair okuyorsun...)



Oku bak...

Ne diyor dünya güzeli Orhan Veli:

Şiir yazıyorum

Şiir yazıp eskiler alıyorum

Eskiler verip musikiler alıyorum

Bir de rakı şişesinde balık olsam...


Yılmaz Özdil
Mesaj07.08.2009, 22:24 (UTC)    
Mesaj konusu:

uff isanın rakı içesi geldi Very Happy

saol abi. ama ben almayayım...Hiç işim olmaz rakı bira sigara vs Very Happy
______________
Özel mesajlara bakmıyorum bile...
Mesaj07.08.2009, 22:32 (UTC)    
Mesaj konusu:

Anti sağolasın paylaşım için...
Yılmaz Özdilin yazılarını hiç kaçırmam...
Doğruları korkusuzca söyleyen sayılı insanlardandır...

Bugün yazdığı köşe yazısınıda ben paylaşmak isterim..
Mizahi bir örneklendirme ile herşeyi ortaya koyuyor..

/////////////////////////////////////////////////

Lig bugün başlıyor takımları tanıyalım


Takunya United...

Şahsi oynarlar. Kendi kendilerine pas verirler, kendi ortalarına kendileri vururlar. Köşe oldukları için, köşe vuruşlarını severler. Verkaç bilmezler, vurkaç’ı iyi bilirler. Tekmeye kafa uzatmazlar ama, karambolde kıstırırlarsa, kafaya tekme atmaya bayılırlar. 9 kusurlu hareketin 9’unu da yaparlar, elle oynarlar, tabanla girerler, ofsaytta yakalanırlar, Federasyon Başkanı onlardan olduğu için, hep avantaja bırakılır. Ama bi dokun... Anında yere atarlar kendilerini, "penaltı" diye bağırırlar... Sıkışınca topu taca atarlar, "senden çıktı" derler. Buz gibi gol at, saymazlar, "teğet" geçti derler. Altı pastan kazma gibi dışarı vururlar, "goooool" diye tribüne koşarlar. Zaten, tribünlere de eşlerini dostlarını doldururlar, megafondan isimlerini anons ettirip, kendilerine tezahürat yaptırırlar. 10-0 kaybetseler bile, sanki kazanmış gibi, Meksika dalgası yaparlar, kendi kendilerini omuzlara alırlar. Şike yaparlar... İstersen hezimete uğrat, hakemlere kömür-bulgur dağıtarak, 3 puanı toplarlar. İtiraz edeni saha komiserlerine coplatırlar. "Kale mi, top mu" diye yazı tura atılırken, para yanlışlıkla yere düşsün, üstüne plonjon yaparlar. Fikstürü kendileri çeker, sadece kendi stadlarında sahaya çıkar, maç başladıktan sonra kuralları değiştirirler. Mesela, herkes 90 dakika oynarken, bunlar 90 artı van minüt uzatmasıyla oynarlar. Kupa bekleyen taraftarları çöpten marul toplarken; kamplarını Rixos’ta yaparlar. Rakipleri duran toplara bile vuramadığı için, bu seneyi de şampiyon bitirmeleri bekleniyor.

*

Dinamo Altıok...

Ver topu bunlara, değil 90 dakika, 24 saat pas yapsalar, orta sahayı bile geçmeyi başaramazlar. Boş kaleye muz orta gelsin, ıskalarlar. Rövaşata yapmaya kalkarken, kendilerini sakatlarlar. Yanlışlıkla gol atsalar, bu sefer hakeme itiraz ederler, "ofsayttan attık, görmedin" derler. Sonra da "yenildik ama ezilmedik" diye ağlarlar. Frikike "sen vuracaksın, ben vuracağım" diye ceza sahası önünde kavga ederler, küserler. Bu taktik anlayışıyla bu sene de sıra takımı olmaları ve taraftarın kulübü yakması bekleniyor.

*

Sporting Hareket...

Tek santrafor oynuyorlar... Takımın gerisi, yedek kulübesinde oturup, "ne yapacak acaba" diye onu seyrediyor. Ama bu santrafor enteresan... Rakip kalede gol arayacağına, habire kendi kalesinin önünde, stoper mevkiinde duruyor. Beraberliğe razı bir görüntüsü var. Ateşli taraftarına rağmen, iddaa kuponlarının banko sıfırı... Alırsa, Olimpic Lorke derbisinden 3 puan alır, hepsi o.

*

Olimpic Lorke...

Gol yerler, hakemi vururlar. Yenersin, stadı yakarlar. Ofsayt çal, molotof atarlar. Faul ver, soyunma odası koridoruna mayın döşerler. Kırmızı kart göster, UEFA’ya şikáyet ederler. 100 kere filan saha kapatma cezası aldılar... Buna rağmen, Federasyon Başkanı tarafından "fair play ödülü"ne layık görüldüler. Bu sene, olmadı öbür sene, lisansı iptal edilen teknik direktörlerinin affedilmesi ve takımın başına geçmesi bekleniyor.

*

Club Liboj...

Forma aşkları yoktur. Kiralık oynarlar. Siz bakmayın bu sene Takke United’da forma giydiklerine... Sülü’nün kulüp başkanlığı döneminde Sparta Kırat için ter döktüler... Rahmetli, ahirete transfer olana kadar da Real Papatya’da... Parayı kim bastırırsa, onun için top koştururlar. Yedek kaldıklarında, amigoluk yaparlar. Kıvraktırlar... Sadece ayakları oynamaz, başları kıçları da oynar. Bileklerini kessen, "AB" rh negatif akar! Yabancı pasaport taşımalarına rağmen, yabancı kontenjanından sayılmazlar. Ancak, kendi kalelerine gol atmaktan zevk aldıkları ve maç sattıkları için, milli takıma alınmazlar. Yenilseler bile, televizyona çıkıp kendi pozisyonlarını ballandıra ballandıra anlatırlar. Saha karışırsa, "yan bağlarım çekti" filan deyip, yurtdışına tedaviye kaçarlar. Asla jübile yapmazlar... Küme düşseler bile, bir de bakarsın ki, şampiyon takımın otobüsüne binivermişler! Zeki, çevik ama, ahlaksızdırlar. Bu yazıyı bile okuyup, "yarabbi şükür" diyebilirler.

*

Atletico Feto...

Kontratak oynar, rakip teknik direktörün bilgisayarına girer, telefonlarını dinler, taktiği çalar, defansın arkasına sızarlar. Hocaları uzaktan kumandayla yönetir... Takkeyi düzeltirse "hücuma kalkın", ağlarsa "defans yapın" anlamına gelir... Spor basınında adamları vardır, iftira "fetokopi"leri icat eder, "işte şikenin belgesi" diye manşete koydurur. Ligin kilit ekibidir... Bu sene de ligi kilitlemesi, olmadı rakip futbolcuları kelepçeletmesi bekleniyor.

*

Vatandaş İdmanyurdu...

Gelen takıyor, giden takıyor, folluk oldu. Stadı Araplara satıldı. İdman sahası İsraillilere kiralandı. Kulüp icralık... Kramponlarına bile haciz geldi. Formaya bankalar el koydu. Yalınayak, donla oynuyor. Amatör ruhla tekmeye kafa uzattığı için, beyin sarsıntısı geçirdi, "idrak" yolları enfeksiyonu yaşıyor, durumu kavrayamıyor... Küme düşeli 7 sene oldu, hálá Avrupa Kupaları’na katılacağını sanıyor.

*

Son not:

Siz açılımı maçılımı konuşurken, Rize’de stad açılıyor bu hafta... İsmi, Atatürk Stadı’ydı. Yıkıp, alışveriş merkezi yapıyorlar. Yerine, yeni stad diktiler. İsmini ne koyuyorlar? Tayyip Erdoğan Stadı! Hadi cümleten hayırlı maçlar...

______________
Svadyan Medya Ajansı
Mesaj07.08.2009, 22:40 (UTC)    
Mesaj konusu:

bin907 yazmış:
Anti sağolasın paylaşım için...
Yılmaz Özdilin yazılarını hiç kaçırmam...
Doğruları korkusuzca söyleyen sayılı insanlardandır...

Bugün yazdığı köşe yazısınıda ben paylaşmak isterim..
Mizahi bir örneklendirme ile herşeyi ortaya koyuyor..

/////////////////////////////////////////////////

Lig bugün başlıyor takımları tanıyalım


Takunya United...

Şahsi oynarlar. Kendi kendilerine pas verirler, kendi ortalarına kendileri vururlar. Köşe oldukları için, köşe vuruşlarını severler. Verkaç bilmezler, vurkaç’ı iyi bilirler. Tekmeye kafa uzatmazlar ama, karambolde kıstırırlarsa, kafaya tekme atmaya bayılırlar. 9 kusurlu hareketin 9’unu da yaparlar, elle oynarlar, tabanla girerler, ofsaytta yakalanırlar, Federasyon Başkanı onlardan olduğu için, hep avantaja bırakılır. Ama bi dokun... Anında yere atarlar kendilerini, "penaltı" diye bağırırlar... Sıkışınca topu taca atarlar, "senden çıktı" derler. Buz gibi gol at, saymazlar, "teğet" geçti derler. Altı pastan kazma gibi dışarı vururlar, "goooool" diye tribüne koşarlar. Zaten, tribünlere de eşlerini dostlarını doldururlar, megafondan isimlerini anons ettirip, kendilerine tezahürat yaptırırlar. 10-0 kaybetseler bile, sanki kazanmış gibi, Meksika dalgası yaparlar, kendi kendilerini omuzlara alırlar. Şike yaparlar... İstersen hezimete uğrat, hakemlere kömür-bulgur dağıtarak, 3 puanı toplarlar. İtiraz edeni saha komiserlerine coplatırlar. "Kale mi, top mu" diye yazı tura atılırken, para yanlışlıkla yere düşsün, üstüne plonjon yaparlar. Fikstürü kendileri çeker, sadece kendi stadlarında sahaya çıkar, maç başladıktan sonra kuralları değiştirirler. Mesela, herkes 90 dakika oynarken, bunlar 90 artı van minüt uzatmasıyla oynarlar. Kupa bekleyen taraftarları çöpten marul toplarken; kamplarını Rixos’ta yaparlar. Rakipleri duran toplara bile vuramadığı için, bu seneyi de şampiyon bitirmeleri bekleniyor.

*

Dinamo Altıok...

Ver topu bunlara, değil 90 dakika, 24 saat pas yapsalar, orta sahayı bile geçmeyi başaramazlar. Boş kaleye muz orta gelsin, ıskalarlar. Rövaşata yapmaya kalkarken, kendilerini sakatlarlar. Yanlışlıkla gol atsalar, bu sefer hakeme itiraz ederler, "ofsayttan attık, görmedin" derler. Sonra da "yenildik ama ezilmedik" diye ağlarlar. Frikike "sen vuracaksın, ben vuracağım" diye ceza sahası önünde kavga ederler, küserler. Bu taktik anlayışıyla bu sene de sıra takımı olmaları ve taraftarın kulübü yakması bekleniyor.

*

Sporting Hareket...

Tek santrafor oynuyorlar... Takımın gerisi, yedek kulübesinde oturup, "ne yapacak acaba" diye onu seyrediyor. Ama bu santrafor enteresan... Rakip kalede gol arayacağına, habire kendi kalesinin önünde, stoper mevkiinde duruyor. Beraberliğe razı bir görüntüsü var. Ateşli taraftarına rağmen, iddaa kuponlarının banko sıfırı... Alırsa, Olimpic Lorke derbisinden 3 puan alır, hepsi o.

*

Olimpic Lorke...

Gol yerler, hakemi vururlar. Yenersin, stadı yakarlar. Ofsayt çal, molotof atarlar. Faul ver, soyunma odası koridoruna mayın döşerler. Kırmızı kart göster, UEFA’ya şikáyet ederler. 100 kere filan saha kapatma cezası aldılar... Buna rağmen, Federasyon Başkanı tarafından "fair play ödülü"ne layık görüldüler. Bu sene, olmadı öbür sene, lisansı iptal edilen teknik direktörlerinin affedilmesi ve takımın başına geçmesi bekleniyor.

*

Club Liboj...

Forma aşkları yoktur. Kiralık oynarlar. Siz bakmayın bu sene Takke United’da forma giydiklerine... Sülü’nün kulüp başkanlığı döneminde Sparta Kırat için ter döktüler... Rahmetli, ahirete transfer olana kadar da Real Papatya’da... Parayı kim bastırırsa, onun için top koştururlar. Yedek kaldıklarında, amigoluk yaparlar. Kıvraktırlar... Sadece ayakları oynamaz, başları kıçları da oynar. Bileklerini kessen, "AB" rh negatif akar! Yabancı pasaport taşımalarına rağmen, yabancı kontenjanından sayılmazlar. Ancak, kendi kalelerine gol atmaktan zevk aldıkları ve maç sattıkları için, milli takıma alınmazlar. Yenilseler bile, televizyona çıkıp kendi pozisyonlarını ballandıra ballandıra anlatırlar. Saha karışırsa, "yan bağlarım çekti" filan deyip, yurtdışına tedaviye kaçarlar. Asla jübile yapmazlar... Küme düşseler bile, bir de bakarsın ki, şampiyon takımın otobüsüne binivermişler! Zeki, çevik ama, ahlaksızdırlar. Bu yazıyı bile okuyup, "yarabbi şükür" diyebilirler.

*

Atletico Feto...

Kontratak oynar, rakip teknik direktörün bilgisayarına girer, telefonlarını dinler, taktiği çalar, defansın arkasına sızarlar. Hocaları uzaktan kumandayla yönetir... Takkeyi düzeltirse "hücuma kalkın", ağlarsa "defans yapın" anlamına gelir... Spor basınında adamları vardır, iftira "fetokopi"leri icat eder, "işte şikenin belgesi" diye manşete koydurur. Ligin kilit ekibidir... Bu sene de ligi kilitlemesi, olmadı rakip futbolcuları kelepçeletmesi bekleniyor.

*

Vatandaş İdmanyurdu...

Gelen takıyor, giden takıyor, folluk oldu. Stadı Araplara satıldı. İdman sahası İsraillilere kiralandı. Kulüp icralık... Kramponlarına bile haciz geldi. Formaya bankalar el koydu. Yalınayak, donla oynuyor. Amatör ruhla tekmeye kafa uzattığı için, beyin sarsıntısı geçirdi, "idrak" yolları enfeksiyonu yaşıyor, durumu kavrayamıyor... Küme düşeli 7 sene oldu, hálá Avrupa Kupaları’na katılacağını sanıyor.

*

Son not:

Siz açılımı maçılımı konuşurken, Rize’de stad açılıyor bu hafta... İsmi, Atatürk Stadı’ydı. Yıkıp, alışveriş merkezi yapıyorlar. Yerine, yeni stad diktiler. İsmini ne koyuyorlar? Tayyip Erdoğan Stadı! Hadi cümleten hayırlı maçlar...


vay be süper yazıymış..Bu adam güzel yazıyor
______________
Özel mesajlara bakmıyorum bile...
Mesaj07.08.2009, 22:44 (UTC)    
Mesaj konusu:

Evet her gün takip ettiğim yazarlardan birisidir...

______________
Svadyan Medya Ajansı
Mesaj07.08.2009, 23:01 (UTC)    
Mesaj konusu:

Bu yazıları okuyunca insanın içesi geliyor ama işim olmaz rakıyla,CİGARAyla Razz
Mehmet abinin yazıyıda okudum oda güzel Smile
______________
Mesaj07.08.2009, 23:19 (UTC)    
Mesaj konusu:

hyperend yazmış:
uff isanın rakı içesi geldi Very Happy
saol abi. ama ben almayayım...Hiç işim olmaz rakı bira sigara vs Very Happy


benim de kendine köle yapanlarla aram yoktur : uyuşturucu, sigara, çay, kahve Razz
ama alkol mükemmel bir icattır, kafayı her şeye yoran insan için birebirdir, rahatlatıcıdır Razz
daha erken tabi senin için 1,5-2 yıl sonra başlarsın Razz


bin907 yazmış:
Anti sağolasın paylaşım için...
Yılmaz Özdilin yazılarını hiç kaçırmam...
Doğruları korkusuzca söyleyen sayılı insanlardandır...

Bugün yazdığı köşe yazısınıda ben paylaşmak isterim..
Mizahi bir örneklendirme ile herşeyi ortaya koyuyor..


sağolasın dostum..
ayrıca paylaştığın yazıyı da okumuştum çok güzel teşekkürler paylaştığın için..


japon-cocuk yazmış:
Bu yazıları okuyunca insanın içesi geliyor ama işim olmaz rakıyla,CİGARAyla Razz
Mehmet abinin yazıyıda okudum oda güzel Smile


içeriz b-s ile birlikte toplanıp neden olmasın Razz
ne diyor Ömer Hayyam:

Adam olduysan hesap ver kendi kendine
Getirdiğin ne götürdüğün ne?
Ben şarap içersem ölürüm diyorsun
İçsen de öleceksin, içmesen de!
Mesaj07.08.2009, 23:44 (UTC)    
Mesaj konusu:

[quote="antispamteam"]
hyperend yazmış:
uff isanın rakı içesi geldi Very Happy
saol abi. ama ben almayayım...Hiç işim olmaz rakı bira sigara vs Very Happy


benim de kendine köle yapanlarla aram yoktur : uyuşturucu, sigara, çay, kahve Razz
ama alkol mükemmel bir icattır, kafayı her şeye yoran insan için birebirdir, rahatlatıcıdır Razz
daha erken tabi senin için 1,5-2 yıl sonra başlarsın Razz


arkadasim sen insanlara ornek olman gerekiyorken kostek oluyorsun
ne demek 1 5 2 yil sonya baslarsin yakisiyormu sana arkadasim
eminel kul o arkadas senın sayende baslarsa kul hakkini odeyemezsin
bu dunyada nefisten baska birsey seni rahatlatmaz oda rahatlattigini
sanarsin arkadas sen iciyorsan da tavsiye etme kimseye rabbim
sanada birakmayi nasibeylesin
Mesaj07.08.2009, 23:46 (UTC)    
Mesaj konusu:

antispamteam@

Yılmaz Özdilin söyledikleri gercekten dogru yukarda yazmis oldugu sözlere
bugun yanlis diyen yarin aslini inkar eder

iyi gecelermi diyim sabahlarmi diyim Wink
______________
Mesaj07.08.2009, 23:47 (UTC)    
Mesaj konusu:

[quote="muhsin-yazicioglu"]
antispamteam yazmış:
hyperend yazmış:
uff isanın rakı içesi geldi Very Happy
saol abi. ama ben almayayım...Hiç işim olmaz rakı bira sigara vs Very Happy


benim de kendine köle yapanlarla aram yoktur : uyuşturucu, sigara, çay, kahve Razz
ama alkol mükemmel bir icattır, kafayı her şeye yoran insan için birebirdir, rahatlatıcıdır Razz
daha erken tabi senin için 1,5-2 yıl sonra başlarsın Razz


arkadasim sen insanlara ornek olman gerekiyorken kostek oluyorsun
ne demek 1 5 2 yil sonya baslarsin yakisiyormu sana arkadasim
eminel kul o arkadas senın sayende baslarsa kul hakkini odeyemezsin
bu dunyada nefisten baska birsey seni rahatlatmaz oda rahatlattigini
sanarsin arkadas sen iciyorsan da tavsiye etme kimseye rabbim
sanada birakmayi nasibeylesin


bence doğrluarı söylüyor.Çevremde kim varsa 17 18 yaşında gelince sigara içkiye başladı.
______________
Özel mesajlara bakmıyorum bile...
Mesaj07.08.2009, 23:52 (UTC)    
Mesaj konusu:

bin907'nin paylaştığı ilgincdi xD
bu arada ömer hayyam tam benim kafa bir adamdır rubai'sini okuduğumda beni tercüme ettiğini farkettim dX
______________

Mesaj07.08.2009, 23:54 (UTC)    
Mesaj konusu:

[quote="muhsin-yazicioglu"]
antispamteam yazmış:
hyperend yazmış:
uff isanın rakı içesi geldi Very Happy
saol abi. ama ben almayayım...Hiç işim olmaz rakı bira sigara vs Very Happy


benim de kendine köle yapanlarla aram yoktur : uyuşturucu, sigara, çay, kahve Razz
ama alkol mükemmel bir icattır, kafayı her şeye yoran insan için birebirdir, rahatlatıcıdır Razz
daha erken tabi senin için 1,5-2 yıl sonra başlarsın Razz


arkadasim sen insanlara ornek olman gerekiyorken kostek oluyorsun
ne demek 1 5 2 yil sonya baslarsin yakisiyormu sana arkadasim
eminel kul o arkadas senın sayende baslarsa kul hakkini odeyemezsin
bu dunyada nefisten baska birsey seni rahatlatmaz oda rahatlattigini
sanarsin arkadas sen iciyorsan da tavsiye etme kimseye rabbim
sanada birakmayi nasibeylesin


bence herkesin yaptığını taklit etmemeyi bilenler için 1000 kişi de teşvik etse kendisi kendi kararını verir.
*ayrıca herşey insanın kendisinde biter
______________

Mesaj07.08.2009, 23:56 (UTC)    
Mesaj konusu:

csstore yazmış:
muhsin-yazicioglu yazmış:
antispamteam yazmış:
hyperend yazmış:
uff isanın rakı içesi geldi Very Happy
saol abi. ama ben almayayım...Hiç işim olmaz rakı bira sigara vs Very Happy


benim de kendine köle yapanlarla aram yoktur : uyuşturucu, sigara, çay, kahve Razz
ama alkol mükemmel bir icattır, kafayı her şeye yoran insan için birebirdir, rahatlatıcıdır Razz
daha erken tabi senin için 1,5-2 yıl sonra başlarsın Razz


arkadasim sen insanlara ornek olman gerekiyorken kostek oluyorsun
ne demek 1 5 2 yil sonya baslarsin yakisiyormu sana arkadasim
eminel kul o arkadas senın sayende baslarsa kul hakkini odeyemezsin
bu dunyada nefisten baska birsey seni rahatlatmaz oda rahatlattigini
sanarsin arkadas sen iciyorsan da tavsiye etme kimseye rabbim
sanada birakmayi nasibeylesin


bence herkesin yaptığını taklit etmemeyi bilenler için 1000 kişi de teşvik etse kendisi kendi kararını verir.
*ayrıca herşey insanın kendisinde biter


yani ben istemedikten sonra bana zorla içieremezler ya..Benım eski ark. zorla içirmediler.Kendileri hep.
______________
Özel mesajlara bakmıyorum bile...
Mesaj08.08.2009, 00:03 (UTC)    
Mesaj konusu:

arkadasim ben icip icmemekten basetmiyorum sadece ornek bir kisi tesvik etmesi yanlis oldugunu belirtiyorum hani bi laf vardir hoca ................ cemaat .....................ya o meseleye geliyor

ALKOLÜN ZARARLARI

Geçen hafta kimya dersinde bir arkadaşım rakının içine su katılmasının nedenini sordu. Bu sorunun cevabından sonra kimya hocamızla alkolün zararlarını tartıştık.
Öncelikle “ rakıya su katmak zararı azaltır mı?” sorusuna gelelim. Bilim dünyasının araştırmalarına göre önemli olan içkinin cinsi veya miktarı değil. Önemli olan içkinin içindeki alkol miktarı. Yani rakı içen biri 1 bardak saf rakı da içse, %50 si su olan iki bardak rakı da içse aynı miktarda alkol almış olur. Ayrıca rakıya su katarak çözünürlüğü azaltılamaz. Rakı her oranda suda çözünür. Su ancak ve ancak rakının kana karışmasını kolaylaştırır. Bana göre rakıya ya da başka türlü içkilere su katlarak içilmesi insanın kendini kandırmasından başka bişe değildir.
“Ben rakı, vodka ya da diğer içkileri içmiyorum sadece bira içiyorum.” Cümlesi de pek mantıklı değil. Çünkü başta söylediğim gibi içkinin cinsinin bir önemi yok, içindeki alkol miktarının önemi, var ve bu miktar hemen hemen hepsinde aynı.
Bir de kırmızı şarap meselesi var. İçkilerin şahı, akşam yemeklerinin vazgeçilmezi ve kalbin en sadık dostu kırmızı şarap… Kırmızı şarabı diğer alkollü içeceklerden ayıran pek çok özellik var. Bence bunlardan en önemlisi Hıristiyanlığın en önemli mezheplerinden olan Katolikliğin kutsal içeceği olması.
Katolik mezhebine mensup rahipler, tarih boyunca insanların bilimden uzak kalmasını ve onların dediklerini sorgulamadan yapmasını istemiştir. Bunun içinde bilim adamlarını tehdit etmiş, bilimin savunduğu şeyleri şeytanın oyunları olarak göstermişlerdir. Katolik kilisesinin en büyük yanılgılarından biri de Hz. İsa (a.s) nın yakınlarıyla birlikte şarap içtiği ve şarabın kutsal bir içecek olduğudur. Kilise günümüzde kırmızı şarabı sadece Katoliklere değil tüm dünyaya asil ve kutsal bir içecek olarak kabul ettirmiştir. Bu dinin mensubu olan insanlar kırmızı şarabın zararlarını yok saymışlardır. Yani ortaçağ kilisesinin dogmatik tavrı günümüzde de devam etmektedir.
Şarabın kalbe faydalarından da bahsetmek istiyorum. Bilim adamları yıllarca kırmızı şarabın kalbe faydalı olduğunu savunmuştur. Bu kısmen doğrudur. Günde bir kadeh kırmızı şarap kalbe iyi gelir fakat bu yarar çok düşük orandadır. Aslında kırmızı şarap değil, şarabın hammaddesi olan üzüm ve üzüm çekirdeği kalbe iyi gelir. Yani kalbin fayda görmesi için şarap şart değildir bu sadece içki içmek için bir bahanedir.
Kalbini korumak isteyen bir insan günde bir avuç kuru üzüm yemektense bir bardak şarap içmeyi yeğliyor. Kalbi için sağladığı kısıtlı fayda için midesine, karaciğerine, beynine (sinir sitemine), gözlerine, cinsel sağlığına ve daha bir çok organına zarar vermeyi göze alıyor. Ayrıca şarabın içindeki üzüm çekirdeği özütü kalbe iyi gelirken, içindeki yüksek dozda alkol miktarı kalp zarına büyük zarar veriyor. Buna bağlı olarak kalp hastalıklarına yol açıyor. Kalp atışlarında düzensizlik meydana getiriyor ve kalp yetmezliğine neden olabiliyor.
İnternetten aldığım bir alıntıyı da yeri gelmişken göstermek istiyorum:

Dr. Jackson, az alkolün yararlarının çok çok az olduğunu ve bunun kalbi korumaya yetmeyeceğini belirtti. Bugüne kadar yapılan bazı çalışmalar, günde iki bardak bira ya da üç kadeh şarabın kalp krizi riskini dörtte bir oranında azalttığını öne sürüyordu.Ancak, Dr. Rod Jackson ve Auckland Üniversitesi'ndeki ekibi, önceki araştırmaların hata paylarını hesaplamada yetersiz olduğunu savunuyorlar. Onlara göre, örneğin kalp hastalığı yüzünden içkiyi bırakmış kişiler, araştırmalarda ‘hiç içmeyenler' olarak yanlış sınıflandırılıyorlar.
Açıkça görülüyor ki alkol ve alkollü içeceklerin insan sağlığına yararı olmadığı gibi büyük oranda zararı var. Buna rağmen alkol alanların oranı gün geçtikçe artıyor. Bunu en büyük sebeplerinden biri de alkolü modern hayatın zorunlu bir ihtiyacı olarak görenler. Bu kesim aynı zamanda alkole karşı savaş verenleri hatta alkol almayanları gerici olarak nitelendirmekte ve onlara alaycı bir tavırla yaklaşmaktadır. Bence bu kesim, alkolü kutsal saydıkları için zararlarını örtbas etmeye çalışan, bilimin bu gün ortaya koyduğu yasakları asırlar önce ortaya süren İslamiyet i aşağılamaya çalışan ve her sene milyar dolarlar kazanan içki firmalarından çıkar sağlamaya çalışan insanların Türkiye üzerindeki savunmaüsleridir.
Ozan KAYIKCI
Mesaj08.08.2009, 00:10 (UTC)    
Mesaj konusu:

ua1905ua yazmış:
antispamteam@

Yılmaz Özdilin söyledikleri gercekten dogru yukarda yazmis oldugu sözlere
bugun yanlis diyen yarin aslini inkar eder

iyi gecelermi diyim sabahlarmi diyim Wink


sağolasın dostum aynen öyle..
İyi sabahlar Razz


muhsin-yazicioglu yazmış:
arkadasim sen insanlara ornek olman gerekiyorken kostek oluyorsun
ne demek 1 5 2 yil sonya baslarsin yakisiyormu sana arkadasim
eminel kul o arkadas senın sayende baslarsa kul hakkini odeyemezsin
bu dunyada nefisten baska birsey seni rahatlatmaz oda rahatlattigini
sanarsin arkadas sen iciyorsan da tavsiye etme kimseye rabbim
sanada birakmayi nasibeylesin


içki ilaçtır Yılmaz Özdil'in dediği gibi..
dişin ağırır yine rakı basarsın korkuyorsan dişçiden Razz
günah benim günahım kime ne..

ne diyor Nesimi

"Ben melanet hırkasını kendim giydim eynime
Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne

Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne seyreder alem beni

Gah giderim medreseye ders okurum hak için
Gah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne

Sofular haram demişler bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne

Sofular secde ederler mescidin mihrabına
Benim ol dost eşiğidir secdegahım kime ne

Nesimi'ye sordular kim yarin ile hoş musun
Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne.."


tabi Neyzen Tevfik'i de unutmamak gerek:

"Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim. "


hyperend ve diğer arkadaşlar kendi kararlarını kendileri verebilecek zeka düzeyine sahip kişilerdir..
onlar dışarda sigara içen birini görüp de içedebilirler ama yapmıyorlar neden?
herkesin kendi hür iradesi ve fikridir..
ayrıca beni örnek bir kişi olarak görmenize çok sevindim..
ama Atatürk'e rakı içtiği için demediğini bırakmıyorlar o yüzdendir birazda bu konuyu açma sebebim..
bu dünya da her şey zararlı, yediğimiz meyve sebze İsrail malı tohumdan ve de hormonlu..
artık topraktan üretim bitti çünkü ne kadar emek verseler de para etmediği için..
sanayiyi kurdurmadılar sonra da tarımımıza el koydular..
ama bunları tartışıp konuyu dağıtmak istemiyorum..
rakıyı bende su ile içerim ama zararı azalsın diye değil, çabuk bitmesin diye.. Razz


csstore yazmış:
bin907'nin paylaştığı ilgincdi xD
bu arada ömer hayyam tam benim kafa bir adamdır rubai'sini okuduğumda beni tercüme ettiğini farkettim dX


evet Ömer Hayyam'ı ben de çok severim Razz
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu