Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj09.08.2010, 14:42 (UTC)    
Mesaj konusu: Tarihteki Muazzam Ayarlar:)

Tarihteki Muazzam Ayarlar:)
-atatürk'ün x bir ülke kumandanına verdiği ayar vardır ki taktiri hakeder. (sanırım ingiliz orduları komutanı)

x komutan tekneyle dolmabahçe'ye yanaşır tekneden inerken ayağı tökezler eli toprağa değer. tam o sırada ata tokalaşmak için karşısında beklemektedir. komutan hemen tutuşur mendil aramaya başlar elini silmek için. ata hemen şahane tavrıyla müdahale eder, vatan toprağı şehit kanlarıyla sulanmıştır kirli değildir diye sıkıverir komutanın elini. komutan ayarı alır,kurur kalır, geri kalan ziyareti nasıl geçmiştir ben bilemiyorum ama öyle bir ayar alsam 35 sene kendime gelemezdim onu biliyorum.

- bernard shaw, bir oyununun ilk gecesine, churchill'i davet eder:

s : size iki kişilik davetiye gönderiyorum. bir dostunuzu alıp gelin, eğer varsa...

c : ilk gece oyununuza gelemeyeceğim. ikinci gece gelebilirim, eğer olacaksa...


-churchill'in başbakanlık döneminde kabinedeki kadın bakanlardan biri olan nancy a. ile atışması:

c : karım olsaydınız kahvenize zehir koyardım.
n : karınız olsaydım o kahveyi içerdim..



- çok net hatırlayamamakla birlikte: o zamanın güzellik kraliçelerinden biri bernard shaw'a kafayı takmıştır. onunla evlenmenin bir yolunu aramaktadır, sonunda shaw ile yüz yüze görüşme fırsatı bulur ve bu isteğini sebebiyle birlikte dile getirir:

güzellik kraliçesi: biz neden evlenmiyoruz böylece doğacak olan çocuk zekasını senden görünüşünü de benden alır, mükemmel bir varlık getirebiliriz dünyaya!

shaw: peki ya zekasını senden görünüşünü benden alırsa ne olacak?


- dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. ikisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:
- ben bir serserinin önünden kenara çekilmem der.
diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
-ben çekilirim.



-yine meşhur ayarlardan birini necip fazil kisakurek vermiştir;
kisakurek, hic hoşlanmadigi biriyle (mecburiyetten sanirsam) yemek yemek icin bir lokantaya gitmiştir. garson "ne istersiniz?" diye sorar. sevilmeyen adam "pilavin uzerine et" der. daha sonra necip fazil'in sipari$ini soran garsona ustad şoyle soyler;
"benim pilavin uzerine etme!"



-Bütün edebiyat camiasının davetli olduğu bir geceye Necip Fazıl da davetlidir. O sıralar sakalları biraz uzundur.

İçeriye girdiğinde Necip Fazıl ı küçük düşürmek isteyen biri salonun diğer ucundan seslenir..

Neciiiiipppppp maymuna dönmüşsün... der

Necip Fazıl soukkanlı bir eda ile:

İyi o zaman başka tarafa döneyim der..


-imam şamil esir düştüğünde, ruslar bu kahraman adama büyük saygı göstermiş. rus çarı kendisini yemeğe davet etmiş. şeyh şamil, yemekte, aç olduğu için iştahla yemiş. kahramanlığı kadar yemekteki iştahı karşısında da hayrete düşen çar:
"adama bak" demiş. "birazdan beni de yiyecek."
şeyh şamil cevap vermiş:
"merak etme, biz müslümanız. domuz eti yemeyiz."


- alparslan anadolu topraklarında ilerliyormus. keşif yapan öncüler geri dönmüş,
“iki yüz bin kişilik düşman ordusu bize çok yaklaştı!” demişler.
alparslan'da,
“biz de onlara çok yaklaştık” demis.


- 1.dünya savaşı’nın mütâreke günlerinde bazıları Türkiye’yi bir devletin mandası altına koymak isteyen yazılar yayınlıyorlarmıs bunun üzerine yahya kemal:
-yahu, fatih sultan mehmet, istanbul’u almak için tek topu kırk mandaya çektirmişti. bunlar koca devleti tek mandaya çektirmek istiyorlar” cevabını vermis.


- diyojen, iskender’in sarayına gelmis. iskender’i görünce ayağa kalkmak şöyle dursun, yerinden dahi kımıldamayarak herkesi hayretler içinde bırakmıs. iskender buna şaşırarak:
-sen benim kim olduğumu biliyor musun, demis
bir cevap alamayınca daha da sinirlenerek:
-peki sen hiç korkmuyor musun? bu ne cüret, diye bağırmıs.
diyojen omuzlarını silkerek sakince sormus:
-sen iyi bir adam mısın, yoksa kötü bir adam mı?
iskender cevap vermis:
-elbette iyi adamım.
diyojen bu cevaba karşılık:
-peki iyi adamlardan kim korkar ki ben de senden korkayım, demis.


-meşhur bir filozofa,
- "servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda;
- "ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş.


- bir toplantıda, bir genç mehmet akif'i küçük düşürmek ister: "afedersiniz, siz baytar mısınız?"
mehmet akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış; "evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"


- genç bir yazar, yazdigi bir romanini neyzen tevfik'e getirerek onun fikrini sorar, neyzen, romani begenmedigini söyler. bunun üzerine genç yazar biraz gücenir ve aralarinda su diyalog cereyan eder.
-iyi de siz hiç roman yazmadiniz ki...
-ben yumurtlamam ama yumurtanin taze ya da bayat oldugunu anlarim.


- mustafa kemal'in pera palas'da kaldığı günlerdir. istanbul işgal altındadır. işgal kuvvetleri komutanları da pera palas'ın salonundadırlar. o sırada mustafa kemal salona iner. ingilizlerin dikkatini çekmiştir. ingilizler şef garsona bu türk subayının kim olduğunu sorarlar. garson "mustafa kemal." cevabını verir. ingilizler mustafa kemal'in çanakkale'deki ününü duymuşlardır, kendisiyle tanışmak üzere onu masalarına kahve içmeye davet etmek isterler ve bunu şef garsonun aracılığıyla ona iletirler. atatürk'ün garsona cevabı şu olur. "bizim geleneklerimize göre daveti ev sahibi yapar. onlar her ne kadar işgal kuvveti komutanları iseler de, ne de olsa misafirdirler. günün birinde gideceklerdir. bu nedenle benimle kahve içmek istiyorlarsa benim masama gelsinler..."


- cumhuriyet'in ilânından sonra istanbul'da bir resepsiyon verilir. tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir. davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat ingiliz ateşesi olan binbaşının bakışları mustafa kemal'in gözünden kaçmaz. bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir. ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir. yaver mustafa kemal'e şöyle der:

- paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana mustafa kemal'in çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi.
bunun üzerine mustafa kemal şöyle der:
- git sor bakalım babasının çanakkale'de ne işi varmış?


- yanlış hatırlamıyorsam 5. edward idi.neyse ülkemize gelen ing prensi.ata ile beraber sofradadır.garson servis yaparken çorbayı döker.görevliler kızarır morarır bu hata için.ata ise edward a dönüp şöyle söyler:
-bu millete herşeyi öğrettim bir tek uşaklığı öğretemedim.


- sigara içen bir doktora sitem eden arkadaşına verdiği ayar cidden tarihidir.

-ne biçim doktorsun sen sigara içiyorsun!
doktor anında:
-sen o kadar sene okul okusan ağzına ne alacağını şaşırırdın...



benim hoşuma gidenler ve aklımda olanları yazdım sizinde eklemek istedikleriniz varsa bu başlık altında paylaşalım
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu