Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj18.12.2012, 17:56 (UTC)    
Mesaj konusu: Kar - Fayecy

KAR

Kar ortalığı beyaz bir çarşaf gibi örtmüştü. Kalın, beyaz bir çarşaf… Kalın beyaz tabakadan bir avuç koparıp, yuvarlayıp sağa sola ya da arkadaşlarıma atmayı o kadar çok istiyorum ki ama iki nedenden dolayı bunu yapamıyorum: Birincisi yanımda hiç kimsenin olmaması, ikincisi ise belli bir yaşa gelmiş olmamdı-22-. Aslında yaşımda bir sorun yok. Benim gibi çocuk ruhlu yetişkinlerin olduğuna adım gibi eminim. Sorun, yanımda kimsenin olmamasıydı… Sorun yalnız olmamdı. Yalnız olmaktan şikayetçi değilim ama öyle bir an geliyor ki biriyle dertleşme ihtiyacı hissediyor insan. Karın kokusunu alabilmek için ciğerlerimi kuru soğuk havayla doldurdum. Buz gibi hava iliklerime kadar işlemişti. Bu soğuktan, üşümekten bile zevk alıyorum. Ellerim buz kesmişti ama onları cebime veya ağzımdan çıkacak sıcak havayla ısıtırsam kara ihanet edeceğimi hissediyordum onun için kollarımı aşağı doğru sarkıtıp yürümeye başladım.
10-15cm kalınlığındaki kara bata çıka ilerledim. Ağzımdan çıkan havayla, ortalıkta esen buz gibi havanın birleşmesiyle oluşan sis bana sigarayı hatırlattı. Kardan sonra bir diğer dostumda sigaraydı. Paltomun iç cebinden paket ve kibriti çıkardım. Rüzgardan dolayı 4 kibrit çöpü kullanmak zorunda kaldım. Kibrit kokusu ne güzel…
Kuru soğuk havayla birlikte sigaramın dumanını içime çektim. Dumanı üflediğimde duman bitmek bilmedi. Son anda sisi hatırladım ve üflemeyi kestim…

Gece olmasına rağmen gökyüzü neredeyse gündüz gibiydi. Karlı havaları oldum olası seviyordum. Karın gökyüzünü, yeryüzündeki devasa büyüklükteki beyaz bir çarşaf gibi örtmesini seviyorum. Kuru soğuktan dolayı ellerimin kas katı kesilmesini seviyorum. Dudaklarımın soğuktan çatlamasını seviyorum. Karın dağı, taşı ve yolları kaplamasını seviyorum.
Etrafta kimsecikler yoktu, sakindi her yer. Yılbaşı yaklaşıyordu ve birinin yılbaşı için telaş yaptığını görmedim bu yıl, bende dahilim bu konuda. Benim belki doğru dürüst bir arkadaşım veya dostum olsaydı eminim beraber kutlardık. Tombala oynardık yılbaşında. Yeni yıla saniyeler kala ellerimiz birbirine kenetlenir, 10´dan geriye sayardık. 10..9..8..7..6..5..4..3..2..1 ve yeni yıl. Bağrışmalar, kucaklaşmalar başlardı. Yılbaşından günler önce telaş yapanlar; yılbaşını kutlamadan trafikte takılanlar sabah hiç bir şey olmamış gibi, sanki yeni yıla girmemişler gibi hayatın akışına bırakırlar kendilerini. Sorun etmezler bunu. Ama içten içten dert yanarlar kutlamadıkları için veya güzel geçmediği için.
Oysa ben her yılbaşında karın gelmesini bekler- ki her yılbaşında geliyor- ve hemen dışarı çıkardım. Belki de arkadaşlarımı bu yüzden kaybettim. Yıllar önce yılbaşı partileri için hazırlanırdım arkadaşlarımla ama karın yağdığını gördüğüm an, hiç kimseyi takmadan dışarı fırlıyordum. Peki bundan pişman mıyım ? Bunun için hiçbir zaman pişman olmadım.

Dipnot: Sevgili Kar, dağı-taşı, yolları kısacası yeryüzünü ve gökyüzünü örttüğün gibi, doğayı kirleten, insanların huzurunu bozan gereksiz insanların üzerini ört ki belki sen eriyince seninle beraber onlar erisin…


Faruk ÖNCEL
______________
Çocukken kendimi yalnız hissederdim; hala öyle hissediyorum çünkü; bazı şeyleri biliyorum ve bunları hiç bilmedikleri yada bilmek istemedikleri anlaşılan insanlara bazı ip uçları vermeye çalışıyorum.
C.Gustav Jung
Mesaj11.01.2013, 19:59 (UTC)    
Mesaj konusu:

Paylaşım için teşekkürler.
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu