Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj23.06.2013, 17:16 (UTC)    
Mesaj konusu: Kandil Geceleri İslam'da Yoktur


______________
Mesaj23.06.2013, 19:32 (UTC)    
Mesaj konusu:

islamda yeri yoktur ? kaynak varmı acaba ? bir hadis ?
______________
Sitene Tema ve Kod Ekle -> http://www.merttuncers.tr.gg
Mesaj23.06.2013, 19:45 (UTC)    
Mesaj konusu:

merttuncers yazmış:
islamda yeri yoktur ? kaynak varmı acaba ? bir hadis ?


Kandil Geceleri

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)den kutlanması hakkında sahih bir hadis olmayan, ama ülkemizde kutlanan bazı kandil geceleri hakkında, Müslümanların bilinçlenmesi gerekiyor. Çünkü insanlar günlük ihtiyaçlarını karşılamak için alış veriş yaparken hangi mağazada daha ucuz hangi markette daha kaliteli diye araştırıyorlar!

Ama ahirette kendilerini kurtaracak olan işleri yaparken, acaba bu amelin yapılmasını Allah (Azze ve Celle) emretmiş midir? Veya Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapmış mıdır? Ya da sahabeler bunu uygulamış mıdır, diye araştırmıyorlar. Kişinin işlemiş olduğu amel, salih ise onu kabrinde görür ve mükâfatlandırılır. Eğer kişinin işlemiş olduğu amel, salih değilse onu kabrinde görür ve cezalandırılır!

Bu konu hakkında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in haber verdiği gibi kişi kabrine girince:

Yüzü güzel, elbiseleri güzel, kokusu hoş bir adam ona gelir ve der ki:

Seni sevindirecek şeyleri sana müjdeliyorum. Allahtan bir rıza ve içinde ebedi nimetlerin bulunduğu cennetlerin müjdesini sana getirdim. İşte bu sana vadedilen günündür.

Mümin ona şöyle der ki:

Allah sana da hayırlı müjdeler versin sen kimsin? Senin yüzün hayırlı şeylerle gelen kimsenin yüzüne benziyor.

O kişi de ona:

Ben senin dünyada iken yapmış olduğun salih amelinim der. Allaha yemin ederim ki ben seni şöyle bildim. Allaha itaat hususunda çabuk davranan bir kimse idin. Allaha karşı günah işleme hususunda ağırdan alırdın. Bunun için Allah seni hayırla mükâfatlandırdı

Günahkâr kişi kabrinde iken ona yüzü ve elbiseleri çirkin, kötü kokan bir adam gelir ona şöyle der:

Ben sana hoşuna gitmeyecek şeyleri bildiriyorum. İşte bu sana daha önce vaadolunan günündür.

Günahkâr kişi ona şöyle der:

Sana da Allah hayır sözü işittirmesin. Sen kimsin yüzün kötü şeylerle gelen kimsenin yüzüne benziyor.

O şu cevabı verir:

Ben senin dünyada iken işlemiş olduğun kötü amelinim. Allaha yemin ederim ki; Ben seni Allaha itaatte işi ağırdan alan, Allaha isyana hızlıca koşan bir kişi olarak biliyorum. Allah sana kötülüğünün karşılığını versin.

Sonra ona, gözleri görmeyen, kulakları duymayan ve konuşmayan, elinde bir balyoz bulunan bir kişi görünür. Bu balyozu bir dağın üzerine indirecek olsa o dağ toprak olur. Günahkâr kişiye bu balyozla öyle bir darbe indirir ki bu darbe ile kişi toprağa döner

Ebu Davud, Hâkim, Tayalisi, Ahmed, Acurri Eş-Şeria, Nesei, İbni Mace

Eğer yaptığımız amellerin, kabrimizde karşımıza güzel bir şekilde çıkmasını istiyorsak, hadiste geçtiği gibi amellerimizin salih yani Kuran ve Sahih Sünnete göre olması gerekiyor!

Maalesef günümüzdeki insanlar, hocalarından duyduğu şeyeri araştırmadan inanıp onunla amel ediyorlar! Ve bu hoca efendiler insanlara nasihat ederken okuduğu hadis, sahih midir, zayıf mıdır yoksa uydurma mıdır diye dikkat etmiyorlar! Sahih bir hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

Kişinin her duyduğunu söylemesi, kendisine yalan olarak yeter.

Müslim

Bu konuya en güzel örnek, insanların kulaktan duyma ve birbirlerine söylediği şu ZAYIF hadistir:

Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Ey Allahım! Bize Recep ve Şabanı bereketli kıl, bizi Ramazana ulaştır buyurdu.

Bu hadisi zayıftır! Ahmed bin Hanbel Müsned 1/259, Beyhaki, Keşful Hafa 1/554

Demekki biz, birinden bir hadis duyduğumuzda o hadisin kaynağını ve sahih olup olmadığını sormamız gerekiyor! Yoksa Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in hadisinde geldiği gibi hocalardan işittiğimiz şeyleri başkalarına söylediğimiz zaman, yalan söylemiş oluruz!

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:



İsrailoğullarından küfredenler, Davud ve Meryemin oğlu İsanın lisanı üzere lanetlenmişlerdir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.

Mâide 78

Bu ayetin tevsirinde, İbnul-Kayyim el-Cevziyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Bir insan bir şeyin haram olduğunu bile bile yaparsa, o insanda Yahudilikten bir cüz vardır! Kimde bir şeyin haram veya helal olup olmadığını araştırmadan yaparsa, ondada Hristiyanlıktan bir cüz vardır!

Sünneti ve onun ahkâmını iyi bilen, sünnetin nuruyla aydınlanan, onun gölgesinde gölgelenen, şeriata ve sünnete uymanın güzel kokusunu koklayan herkes, kandi gecelerinde yapılan amellerin, dinde çıkarılan bir sapıklık ve akılsızlık olduğunu iyi bilir. Müslüman bir kişi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)i sevmenin böyle olmadığını da çok iyi bilir.

Eğer Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)i sevmek böyleyse, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve diğer sahaber Allah onlardan razı olsun bu gibi amelleri niçin bizden önce yapmadılar? Said bin el-Museyyib ve diğer tâbiîn imamları Allah onlara rahmet etsin, bu gibi amelleri niçin bizden önce yapmadılar? Dört mezhep imamı ve diğer İslam âlimleri, bu gibi amelleri niçin bizden önce yapmadılar? Bu kimselerden hiçbirisi bunun gibi veya buna yakın hiçbir davranışta bulunmamışlardır.

Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bir gün mescide otururken eliyle yere düz bir çizgi çizip:

İşte bu Allahın dosdoğru yoludur dedi.

Sonra Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu çizginin sağına ve soluna küçük çizgiler çizip:

İşte bu yolların üzerinde insanları bu yola çağıran şeytanlar vardır dedi.

Daha sonra Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur buna uyun! (Başka) yollara uymayın! Zira o yollar sizi Allahın yolundan ayırır... Enam 152. ayetini okudu.

Buhari, Müslim

(1) Mevlid Kandili

İsminden de anlaşıldığı üzere Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in doğduğu gecedir. Yani kesin olmamakla beraber Rabiul-Evvel ayının on ikinci gecesine rastlamaktadır. Bu gecenin ne fazileti ne de kutlanması hakkında hiç bir rivayet sabit olmamıştır.

Dolayısıyla Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendi doğum gecesini ne kendisi ne ashabı ne de bizden öncekiler kutlamamıştır. Bunun üzerine İlim ehli bu geceyi o maksatla ihya etmeyi ve mevlid okumayı, dinde ihdas edilmiş bir bidat olarak kabul etmişlerdir. Nitekim okunan mevlidin de bidat olduğu ilim ehilince malumdur.

Değerli âlim Muhammed bin Salih el-Useymin (Rahmetullahi Aleyh) kendisine Mevlid-i Nebeviyi kutlamanın hükmü sorulduğunda, o şöyle cevap vermiştir:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in doğduğu gece kesin olarak bilinmemektedir. Aksine günümüzdeki bazı tarihçiler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in doğduğu gecenin Rebiul-Evvel ayının 9. gecesi olduğunu söylemektedirler. O halde Rebiul-Evvel ayının 12. gecesi yapılan kutlamanın tarihi yönden hiçbir dayanağı yoktur.

Mevlid-i Nebeviyi kutlamanın dini yönden de hiçbir dayanağı yoktur. Çünkü Mevlid-i Nebeviyi kutlamak, Allahın dininden olmuş olsaydı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı veya ümmetine bunu bildirirdi. Eğer Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapmış veya ümmetine bildirmiş olsaydı, bu kutlama, günümüze kadar hadis kitaplarında korunmuş olurdu.

Çünkü Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

Zikri (Kuranı) kesinlikle biz indirdik ve onu elbette biz koruyacağız.

Hicr 9

Hadislerde, Allah-u Teâlâ tarafından âlimler vasıtası ile korunmaktadır.

Mevlid-i Nebevi diye bir şey olmadığına göre, bu kutlamanın Allahın dininden olmadığı anlaşılmış oluyor. Allahın dininden olmadığına göre, bizim Mevlid-i Nebevi ile Allah-u Teâlâya ibâdet etmemiz ve Ona tevessülde bulunmamız asla câiz değildir.

Allah-u Teâlâ, rızasına ulaşmamız için bize belli bir yol tayin etmişse ki bu yol Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in getirmiş olduğu dindir. Allahın kulları olduğumuz halde, Onun rızâsına ulaşmamız için kendi yanımızdan bir yol çıkarmamız nasıl câiz olsun?

Allahın Dininden olmayan bir şeyi Onun dinine yerleştirmek olan bu hareket, Allah-u Teâlânın hakkına yapılan bir tecâvüzdür. Yine bu hareket, Allah-u Teâlânın şu sözünü yalanlamayı içerir. Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

Bugün size dininizi kemâle erdirdim. Üzerinize nimetimi tamamladım ve din olarak da size İslâmı seçtim.

Mâide 3

Biz deriz ki, eğer bu kutlama dinin kemâlinden olsaydı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in vefâtından önce olması gerekirdi. Dinin kemâlinden değilse, bu takdirde dinden olması mümkün değildir. Çünkü Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

Bugün size dininizi kemâle erdirdim.

Mâide 3

Herkim, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in vefâtından sonra ortaya çıkmış olmasına rağmen, bu kutlamanın dinin kemâlinden olduğunu iddiâ ederse, onun bu sözü yukarıdaki âyeti yalanlamayı içerir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in doğum gününü kutlamak, bidat ve haramdır. Üstelik bu kutlamada ne şeriatın, ne hissin, ne de aklın onaylamadığı büyük çirkinlikler olduğunu işitmekteyiz.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in doğum gününü kutlayanlar, içerisinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkında aşırıya giden kasideleri, nağmelerle söylemektedirler. Öyle ki bu kimseler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)i Allahtan daha büyük bir hale getirmişlerdir. Biz bu durumdan Allaha sığınırız.

Yine, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in doğum gününü kutlayanlardan kimisinin akılsızlıklarını ve saçmalıklarını işitmekteyiz. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in doğduğu kıssayı okuyan mevlidhân;

Mustafa dünyaya geldi dediği anda herkes tek kişinin ayağa kalktığı gibi ayağa kalkarak;

Şu anda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in rûhu aramıza geldi, ona saygı göstermek için ayağa kalkalım demektedirler. Bu hareket, aptallığın ve akılsızlığın tâ kendisidir.

Bu kimselerin ayağa kalkmaları ibadetten değildir. Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi için ayağa kalkılmasını çirkin görürdü.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in ashabı, insanlar içerisinde onu en çok sevenler olmalarına ve onu bizden daha fazla yüceltmelerine rağmen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta olduğu halde kendisi için ayağa kalkılmasını çirkin görmesinden dolayı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için ayağa kalkmadıklarına göre, uydurma hayallerle ayağa kalkan bu insanlara ne demeli?

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in doğum gününü kutlama bidatı, asırların en hayırlısı olan ilk üç asır yani sahâbe, tâbiin ve tebei tâbinin dönemi geçtikten sonra meydana gelmiştir. Üstelik bu bidatla birlikte dinin esasıyla ters düşen bu çirkin şeyler meydana gelmiştir. Bunun yanında erkeklerle kadınların birbirine karışması gibi daha başka çirkin şeyler meydana gelmiştir.

Muhammed bin Salih el-Useyminin fetvâ ve risâleleri 2/298, 300

(2) Regaib Kandili

Bu geceyi İhya etmek maksadıyla Recep ayının ilk Cuma gecesi yani akşamla yatsı arası kılınan on iki rekâtlık namazın ve bu gecenin fazileti hakkında dayanılan rivayet şudur:

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Recep ayında orucun faziletini zikrettikten sonra, devamla:

O ayda bulunan ilk Cuma gecesinden gafil olmayın. Çünkü o, meleklerin regaib diye isimlendirdikleri bir gecedir. Kim Recep ayının ilk Perşembe gününü oruç tutar ve o günün, akşamla yatsı arası on iki rekât namaz kılarsa, Allah-u Teâlâ o kimsenin günahlarını bağışlar buyurdu.

Ebu Şame El-Baisu Ala inkaril-Bidai vel-Havadisi 39, 40

İbnul-Cevzi (Rahmetullahi Aleyh) bu hadis hakkında şunları söylemiştir:

Bu hadis Allah Rasulu (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in üzerine uydurmadır. Ali bin Abdullah ibni Cahdami bu rivayetiyle ilim ehli tarafından itham olunup yalancı sayılmıştır. Büyük âlim hafız Abdulvahab (Rahmetullahi Aleyh)i şöyle derken işittim:

Bu hadisin ravileri meçhuldür. Ravilerle ilgili bütün kitaplarda onları aradım ama bulamadım.

İbnul-Cevzi El-Mevdua 2/125, 126

İbnul-Cevzi (Rahmetullahi Aleyh) sözüne şöyle devam etmiştir:

Bu hadisi uyduran kimse bidatında çok aşırı gitmiştir. Çünkü bu namazı kılan kimse, önce gündüz oruç tutacaktır. Belki de o günün gündüzü çok sıcaktır, oruçlu olunca da akşam namazına kadar haliyle yemek yeme imkânı bulamıyacaktır. Akşam namazından sonra, bu namaz için uzun tesbihat sebebiyle kıyamda ve secdede duracak gayet eziyet çekmiş olacaktır.

Doğrusu ben, Ramazan ve teravih namazlarına nazaran insanların bunda, nasıl izdiham yaptıklarını gördüm ve kıskandım. Bilakis bu namaz halk indinde diğerinden daha büyük ve değerlidir. Çünkü bu namazda diğer beş vakit namaza gelmeyenler hazır bulunuyor.

Ebu Şame El-Baisu Ala inkaril-Bidai vel-Havadisi 30, İbnul-Cevzi el-Mevdua 2/127

Hafız Ebul-Hitab (Rahmetullahi Aleyh) ise şunu söyler:

Regaib namazını uydurmakla itham edilen kimse Ali bin Abdullah ibni Cahdamidir. Bu hadisi meçhul olan raviler üzerine uydurmuştur. Bu raviler hiç bir kitabta mevcut değildir.

Ebu Şame El-Baisu Ala inkaril-Bidai vel-Havadisi 30

Hafız el-Iraki (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

İmam Rezzin, bu hadisin uydurma olduğunu şöylemiştir.

Çukayn Es-Sünenü vel-Mubiedeat 140

İmam Tartuşi (Rahmetullahi Aleyh) şu sözünü ekler:

Receb ayındaki regaip namazı ise, Beytul-Makdisde bizim bulunduğumuz yerde, hicri 480 senesinde ihdas edilmiştir. Bundan önce bu namazı ne gördük ne de duyduk.

Tatusi El-Havadisu vel-Bidai 133

(3) Mirac Kandili

Recep ayının yirmi yedinci gecesidir. Sünnet ve Bidatler kitabının yazarı (Rahmetullahi Aleyh) Recep ayındaki bidatler bölümünde şunları söyler:

Mirac kıssasını okuyup Recep ayının yirmi yedinci gecesini kutlamak ve bazı insanların bu geceye has bazı zikir ve ibadette bulunmaları bidattır. Recep, Şaban ve Ramazan aylarında okunan ve sünnette de olmayan dualar bidat ve uydurmadır.

Şayet bunlarda bir hayır olmuş olsaydı bizden öncekiler bunda bizleri geçerlerdi. Mubarek gece diye bilinen bu günleri ibadetle geçirmeye dair hiç bir delil sabit olmamıştır.

Şukayri Es-Sünenü vel-Mubtedeat 143

Şeyhul-İslam ibni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh)de Recep ayının yirmi yedinci gecesi ile ilgili olan namaz hakkında şöyle demiştir:

Muteber âlimlerin belirttiği gibi; İslam âlimlerin ittifakıyla bu namaz meşru değildir. Bu ancak cahil ve bidatçı kimseden meydana gelmiştir.

Şukayri Es-Sünenü vel-Mubtedeat

Bu gecede de mevlid okumak adet halini almıştır. Böylelikle bir bidata diğer bir bidat eklenmiştir.

(4) Berat Kandili

Berat kandili, Şaban ayının ortasında olan 15. geceye denilmektedir. Bu gecenin fazileti ile ilgili zayıf ve uydurma bazı rivayetler gelmiştir. Örnek olarak bir kaçını zikredelim.

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Allah-u Teâlâ, Şaban ayının onbeşinci gecesi dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok günahları veya günah işleyenleri bağışlar buyurdu.

Tirmizi 739 İbni Mace 1389

Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Allah Rasulu (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Şaban ayının onbeşinci günü olunca, oruç tutan kişi gecesini de ibadetle geçirsin buyurdu.

İbni Mace 1388, Beyhaki Şuabul-İman 3542, İbnul-Cevzi El-İlelul-Mutenahiye 2/71

Bu hadis hakkında imam Busiri (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Bu rivayetin senedinde ibni Ebi Sebure vardır. İmam Ahmed bin Hanbel ve Yahya ibni Main (Rahmetullahi Aleyh), bu adamın hadis uyduran bir kimse olduğunu söylediler.

Busiri 2/10

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Bu gecede Âdemoğlundan her doğacak ve ölecek olan yazılır ve yine bu gecede onların amelleri yükselir ve rızıkları iner buyurdu.

Beyhaki Davudul-Kebir, Ebu Şame el-Baisu Ala İnkaril-Bidai vel-Havadisi 35

Bu hadis hakkında imam Beyhaki (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Bu hadisin senedinde hiç kimsenin tanımadığı meçhul olan kimseler vardır.

Beyhaki

Ebu Şame (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Bu gecelerin fazileti ile senenin diğer geceleri arasında hiçbir fark yoktur!

Ebu Şame el-Baisu Ala inkaril-Bidai vel-Havadisi 35

Ancak bu hadislerin hiç birisi sahih değildir.

Not: Şaban ayının 15. gecesi yani berat kandili diye bilinen geceyi kutlamak bidattır! Yani gündüzünde oruç tutmak ve gecesinde namaz kılmak hakkında ki bütün hadisler uydurma olup asılsızdır! Ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nede sahabeler, Şaban ayının 15. gecesini kutlamamışlardır!

Şaban ayının 15. gecesi hakkında şöyle bir sahih hadis vardır:

Ebu Musa el-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Şüphesiz Allah-u Teâlâ Şaban ayının onbeşinci gecesi (kullarına) bakar ve yarattıklarından hepsini mağfiret eder. Yalnız kendisine şirk koşanı ve düşmanlık eden, kin ve husumet besleyene mağfiret etmez buyurdu.

İbni Mace 1390

Berat Kandilinde Kılınan Namaz

Büyük âlim Ali ibni İbrahim (Rahmetullahi Aleyh) bu namaz hakkında şöyle demiştir:

Şaban ayının ortasında, geceleyin kılmak için uydurulan bu namazda, onar defa ihlâs suresi okumak suretiyle cemaatle kılınıyor. Cuma ve Bayram namazlarından daha fazla önem verilen, yüz rekatlık elfiye namazına gelince, hakkında ancak ya zayıf ya da uydurma haber veya eser gelmiştir.

İmam Gazalinin İhyayu Ulumud-Din isimli kitabında bu hadislere sahih demesine aldanmayın.

Muhanmed Tahir bin Ali el-Hindi Tezkiraiul-Mevdua 45

Hafız İraki (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Berat gececinde kılınan namaz hakkındaki hadisler batıldır.

Şukayri Es-Sünenü vel-Mubtedeat 144

İbnul-Cevzi (Rahmetullahi Aleyh)de şöyle demiştir:

Şüphesiz bu namaz uydurmadır.

İbnul-Cevzi el-Mevduat 2/127

Şeyhul-İslam ibni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh)de buna benzer sözler söylemiştir.

İktidaus-Sıtatul-Mustakim 2/632, 639

Bu Namazın Çıkış Tarihi

İmam Tartuşi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Bana Ebu Muhammed el-Makdisi haber vererek dedi ki:

Bu, namaz ilk olarak hicri 448 senesinde ihdas edilmiştir. Nablus şehrinde ibnu Ebil-Hamra adıyla tanınan birisi Beytul-Makdise geldi, güzel tilaveti vardı. Kalktı ve Mescidi Aksada Şaban ayının onbeşinci gecesinde namaz kıldı.

Arkadan ona birisi uydu ondan sonra bir başkası daha sonra bir diğeri eklendi, neticede namazı bitirinceye kadar kalabalık bir cemaat oldu. Bir sene sonra ibnu Ebil-Hamra denilen adam yine geldi ve arkasında birçok insan bu namazı kıldı. Daha sonra mescidde bu namaz yayıldı.

Böylelikle Mescidi Aksa da ve insanların evlerinde bu namaz kılınmaya başladı. Daha sonra bir sünnetmiş gibi günümüze kadar bu namaz devam edegeldi.

Tartuşi El-Havadisu vel-Bidai 132

Nitekim aynı şekilde bu gecenin ihyası için camilerde mevlid okunmaktadır. Bunun sebebi ise şeytanın bu cahillere amellerini süslü ve meşru göstermesidir.

Bazı kimseler insanların manevi gıdalarını tıkadığımız iddiasıyla bu makaleyi hoş görmeyebilirler. Ancak bu gibi kardeşlerimize Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in Aişe (Radiyallahu Anha)dan gelen sahih bir hadisi hatırlatmak isteriz.

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Herkim, bu işimizde (dinimizde) onda olmayan bir şeyi ihdâs ederse, o ihdâs ettiği şey, ondan reddolunmuştur (batıldır) buyurdu.

Buhari, Müslim, İbni Mace, Ebu Davud

Buna binaen, SAHİH HADİSLERE dayanmayan herhangi bir amel manevi bir gıda olamaz!
______________
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu