Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj27.07.2013, 23:16 (UTC)    
Mesaj konusu: İnsanlığı Esir Edecek Görünmez Silah: Beyin Kontrolü

Dr. Cahit Karakuş

Amaç, bireyi ya da kitleyi istekleri dışında, belirlenen davranışlara
yönlendirmek için sahip olduğu inanç ve düşünce yapısını sarsıp,
psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakarak, telkine açık
hale getirip beynin normal dengesini yıkmak ve yepyeni bir yapı
kurmaktır.

Neden beyin kontrolü?
• Korkutmak ve Sindirmek.
• Dürtüleri harekete geçirmek.
• Demoralizasyon ve Psikolojik baskı oluşturmak.
• İnsan Robotlar oluşturmak.
• İdeoloji değiştirmek.
• Egoyu zayıflatmak.
• Bilinci Etkilemek, Değiştirmek ve Yönlendirmek.
• Manipüle etmek.
• Özgüven eksikliği ve Saplantı bozukluğu oluşturmak.

Kullanıldığı alanlar; Eğitim, Ürüne yönlendirmek, Alışkanlık
kazandırmak, Reklam, Propaganda, Kışkırtma ve Sürü psikolojisi
oluşturmak.

TEPKİLERİN YÖNETİLMESİ
Tepkilerin yönetilmesi, birey ya da kitlenin davranışlarının ikna ve
telkin yöntemleri kullanarak değiştirmek, kontrol etmek ve
yönlendirmektir.

Belirlenen görevi yerine getirmek için yönlendirilecek birey ya da
kitlenin (meyilli, yatkın) bulunması hedeflenir. Birey ya da kitlenin
savunma boşlukları nelerdir? Bireyler, bilinçsiz hareket eden bir
yığının davranış kalıbını görerek, sürü psikolojisi ile davranışlarını
kontrol edemez hale nasıl gelirler? Zihinsel yetiyi ele geçirmeyi
zorlayan faktörler ve bu faktörlerin etkisini ortadan kaldıracak ortam
ve yöntemler nelerdir? Sorularına yanıt aranır.

İkna ve Telkin mesajlarını alıp denileni hemen yapacak zihinsel
haritaya sahip balık ya da balık sürüsü her zaman bir yerlerde
vardır. Hangi mesajlar kontrolsüz tepkisel davranışlara dönüşür
gözlem yapılarak bulunur. Zaaflar, kompleksler, alışkanlıklar, örfler,
adetler, inançlar, radikal ve keskin düşünceler hangi durumlarda nasıl
tepkisel davranışa dönüştüğü araştırılır. İstenilen tepkisel davranışı
veren kitle ya da bireyin neye, ne zaman, nasıl tepki verdiği iletişim
kanalı olarak adlandırılmaktadır. İkna ve Telkin mesajlarını alıp
denileni yapacak kobay birey ya da kitlenin iletişim kanalları sürekli
açık tutularak, test edilir, kontrollü eyleme geçirilip durdurularak
mesajlarının beyinde unutulmaması sağlanır. Mesajlar sürekli
tekrarlanarak iz bırakılması sağlanır. Aktif hale ya da eyleme
geçirmek için komut mesaj verildiğinde birey ya da kitle kontrolsüz
hareket etmeye başlar. Daima odaklı bir pencereden bakan ve daima
karşı tarafı suçlayan birey ya da kitle oluşturmada, beyindeki
zihinsel yetilere ait belleği ele geçirme yöntemleri üzerinde
çalışmalar yapılmaktadır. Bilgiye erişimin yaygınlaştığı günümüzde
bireylerin davranışları bir yazı, bir resim, bir film içindeki mesaj
ile çok rahat kontrol edilebilmektedir.

Günümüzde uzaktan ikna ve telkin ile suça yönlendiren insanların
sayısında artış gözükmektedir. (İnternet üzerinden intihara
yönlendirme, cinayet işletme, çocuk istismarları, medya yayınları
üzerinden cinayet işletme, ürün karalama suçları gibi). Duyu
organlarının eşik aralığı dışındaki uyarıcı etkiler kullanılarak
bilinç etkilemekte, değiştirilmekte ve yönlendirmektir. Beyin kontrol
edilmeye açık ve kolay erişilen organ olduğundan insan zihninin
uzaktan kontrol edilebilmesinin gelecekte sosyal ve politik etkileri
çok fazla olacaktır.

DUYGULARIN YÖNETİMİ
İnsanların hangi türden duygularla yönlendirileceğini anlamak bu gücü
kullanmayı arzulayanlar kadar bu güçten kaçınmak isteyenlere de büyük
yarar sağlamaktır. “Savaşa yalnız güvendiğim adamlarla girerim” diyen,
Sun Tzu’nun şu sözü özet gibi; “Askerlerinizi çocuklarınız gibi
görürseniz sizi en derin vadilerde bile takip edeceklerdir. Onları
biricik evlatlarınız gibi seyrederseniz de ölüme giderken bile
yanınızda olacaklardır.”

Duygu yönetimi; kimin hangi noktasına vurursan daha fazla verim
alabileceğini çok iyi bilmektir. Akıllı bir düşman tarafından
kullanılacak zaaflar; ölüm için aşırı istekli olmak, yaşamak için
aşırı istekli olmak, aşırı öfke ve aşırı duygusallıktır. Öfkeli, aç
gözlü, kızgın ve öç alma peşinde olanlar kaybetmeye mahkumdurlar.

Kendilerine güvenleri olmayıp etik değerleri önemsemeyenler
yetersizdirler ve sürekli saldırıya uğrama tehdidi altında
yaşadıklarını düşünürler. Nasıl olsa saldıracaklar, önce ben
saldırayım duygusu ile doğrudan saldırıya geçerek önleyici
saldırganlık davranışı sergilerler. Eziklik, yalnızlık ve dışlanmışlık
duygusu ile beslenip geliştiklerinden yapıcı ve naif görünseler de her
eleştiriyi kişisel saldırı olarak algılar ve eleştirenleri hain ilan
ederek saldırıya geçerler. Birey ya da kitle önleyici saldırgan
davranış sergiliyor ise sinirlendiğinde her şeyi ve herkesi yok sayar.
“İnsanlar eninde sonunda sanıldıkları kişiliğe dönüşür” der Sezar.

Şiddete yönelik saldırgan yapıdaki insanların acımasız görünmekle
birlikte esas anlamıyla aşırı duygusal yapıdadırlar. Saldırganlık
güdüsünü besleyen açgözlülük ve sahiplenme duygularıdır. İhanet ve
yabancılaşma duygularının saldırıya dönüşmesi değerlerin
önemsenmemesinden kaynaklanır.

Duygu yönetiminde beş hata felaket getirir; Dikkatsiz cesaret, yok
olmaya götürür. Korkaklık, düşmana esir düşmeye götürür. Acelecilik,
hakaretlerle kışkırtılabilir. Şeref düşkünlüğü, utanmaya götürür.
Aşırı düşkünlük, endişe ve tereddüde götürür. Düşmanı bildiğiniz kadar
kendinizi de biliyorsanız, zafer konusunda şüpheniz olmasın der Sun
Tzu.


İNSAN ROBOTLAR
İnsan robotlar, bireyin kendi iradesi dışında, beyin yıkama seansları,
ilaçlar, elektromanyetik dalgalar ve hipnoz etkisiyle başkalarının
istediği eylemleri yapanlara verilen isimdir. Kore savaşı sırasında
Çinliler tarafından Amerikan askerlerine yapılan beyin yıkama
deneyleri Mançurya Kobayları (Manchurian Candidate) olarak
adlandırılmıştır. Aynı isimle filme konu olmuştur. Bilinen ilk ve en
önemli psikolojik operasyon örneği Hasan Sabbah’tır. Haşhaşi tarikatı
da denilen bu örgütlenmede kişiler haşhaşın etkin maddesi eroin ile
cennete gidecekleri ikna edilmiş ve gidecekleri cennet kendilerine
yaşarken gösterilmiştir. Bu kişiler Hasan Sabbah’a itaat ederek
intihar saldırılarını zevkle yapmışlar ve cennete gittiklerini
sanmışlardır.

Günümüzde beyni uzaktan kontrol etmek üzere yapılan tüm çalışmaların
gizli amacı insan robotlar meydana getirmek üzerinedir. Eski davranış
biçimlerini silmek, hafız kaybı için şok uygulanır. (Darbe,
Elektriksel, Biyokimyasal ilaçlar-sinir gazı - LSD), Programlanmış
hafıza kaybı.

Kabus ve Halüsinasyon görmesini sağlamak., Kaçırıldığında ya da ele
geçirildiğinde konuşup konuşmayacağını test etmek. Bağımlılık yapmak.
Yeni davranışların programlanması, Görevin sürekli tekrar ettirilmesi.
Görevi yerine getirmesi için uyarıcı işareti beyne yerleştirmek. Trans
haline getirmek.
Görevden sonra olan her şeyi zihninde silmek, hatırlamamasını
sağlamak, Uyutmak. Olayın başlatılması sağlandığında asıl görevi
başkasına yaptırıp hedef şaşırtmak. Kuşkulandırmamak, yalan ifade
vermeye zorlamak. Sırlar ve yalanlar üzerine oynanan oyunlar ve
unutulan teröristlerin hikayeleri dikkat çekici özellikler
taşımaktadır.

BEYİN KONTROLÜNDE ELEKTROMANYETİK DALGALAR
Nikola Tesla (1856, 1943, New York). Sırp asıllı mucit, elektrik ve
makine mühendisidir. Alternatif akım ile çalışan sistemlerin ilk
mucididir. Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi
konusundaki araştırmalar, Nicola Tesla'yı Colorado Springs
yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini
kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre
çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder
100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil
uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Nicola Tesla ilk insan yapımı
şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır
küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı.
TESLA yapay depremler yapabilecek, ölüm ışınından ve kimsenin
geçemeyeceği manyetik bir kalkandan bahsetti, hatta dünyayı bir elma
gibi ikiye bölebilecek güçte silahlar yapılabileceğini söyledi.
Elektromanyetik silah fikri böylece ortaya çıkmış oldu.

Elektromanyetik darbeli atış etkisi ilk olarak havada patlatılan
nükleer silahların denenmesi sırasında gözlemlendi. Bu enerji darbesi
etki alanında bir elektromanyetik alan oluşturdu ve bu alana maruz
kalan iletkenlerde ve elektronik cihazlarda kısa süreli ama binlerce
voltluk bir gerilim oluşturdu. Bu darbeli atış özellikle elektronik
ekipmanlarda geri dönüşü olmayan hasarlara da sebep olabilecek
yeterlilikte olabileceği gözlemlendi.

Tesla Kalkanı özellikle kritik tesislerin (nükleer santraller,
barajlar, silah fabrikaları, silah depoları, rafineriler...)
korunmasında kullanmak üzere çalışmalar devam etmektedir. Bu
teknolojiler ile ilgili diğer çalışmalar ise ozon tabakasındaki
deliğin kapatılması, zayıflamak isteyenlere içgüdüsel olarak telkinde
bulunulmak (zihin kontrol), Şiddetli fırtınaları önlemek gibi pek çok
alanda devam etmektedir.

İyonize radyasyon, Elektromanyetik yayınım spektrumunda X ve Gamma
ışınlarından başlayan, frekansları 10^17 Hz den büyük olan
elektromanyetik dalgalardır. İyonize radyasyon insan hücrelerinin
değişimine neden oldukları, kanser oluşturdukları ve kromozomları
değiştirdikleri için tehlikelidir.

İyonize olmayan dalgalar ise Ses dalgaları, Radyo dalgaları,
Mikrodalga, Kızıl ötesi ışık, Görünen ışık, ve Morötesi ışık olarak
sıralanır. İyonize olmayan dalgalar girdikleri dokulara enerjilerini
aktararak ısısını artırır ya da hücre zarlarının çalışma biçimini
değiştirir.

ELEKTROMANYETİK SALDIRI
Elektromanyetik saldırı, karşı tarafın davranışını yöneten, savaşma
gücünü yok eden, azaltan ya da etkisiz hale getiren elektromanyetik
enerji yayınımıdır. Radyo frekansı / Mikrodalga insana yeterince zarar
verecek güçte olması mümkündür. Ölümcül olmayan, yönlendirilmiş enerji
silahı olarak tarif edebileceğimiz mikrodalga yayınım kalabalıkların
kontrolü ve toplumsal olaylara etkin bir şekilde müdahale edebilmesi
için geliştirilmiş yeni bir teknolojidir. Güçlü bir milimetrik dalga
ileticisi olan bu sistem hedef insanın derisindeki suyu ısıtan ve
dayanılmaz acıya neden olan bir mikrodalga kaynağıdır. Şiddetli ağrıya
sebep olmanın dışında hiçbir kalıcı hasar bırakmaması amaçlanmasına
rağmen geri dönüşümsüz hasarlara neden olabileceği ileri sürülmeye
başlanılmıştır. Mikrodalga ışınına maruz kalanların uzun vadeli yan
etkileri için henüz yeterli testler yapılmamıştır. İsyanları
bastırmada, çetelere yönelik operasyonlarda, anarşik olaylarda,
rehineleri kurtarmada kullanılması planlanmaktadır.

BEYNİN ÜRETTİĞİ SİNYALLER
Klasik EEG’nin (Electro Encephal Graphy – Elektro Beyin Grafisi) ve
MRI (Magnetic Resonance Imaging) bilgisayar devriminden sonra analog
sinyallerin sayısallaştırılması ile beyin haritası
çıkarılabilmektedir. Beynin hastalıklı çalışan alanları bu şekilde
görüntülenmektedir.

Vücut sistemini yöneten ve aralarında işbirliği sağlayan beyin, tüm
zihinsel faaliyetlere, düşüncelere, duygulara ve hareketlere özgü
sinyaller üretmektedir. 3Hz ile 50 hertz arasındaki frekanslarda
üretilen bu sinyallere "beynin parmak izi“ denir ve kişiden kişiye
değişim göstermektedir. Beynin ürettiği sinyaller kaydedilerek, beynin
fonksiyonel olarak görüntülenmesi yapılabilmekte ve kişi uzaktan
takip edilebilmektedir.
Bu frekanslar; Derin uyku sırasında 1-3Hz Delta dalgaları, Yorgunluk
veya hafif uyku sırasında 5-7 hertz Theta dalgaları, Alarm veya
herhangi bir uyarılma sırasında 8-12 hertz Alpha dalgaları, Çok meşgul
olduğumuzda 14-30 hertz Beta dalgaları, 10 hertz civarında ise normal
işler yaparken alt beta dalgaları olarak sıralanır.

Bireyin öfke, acı, endişe, küçümseme, ümitsizlik, dehşet, sıkıntı,
kıskançlık, korku, uyku, terör gibi durumlarda yaydığı frekansların
tespit edilmesi mümkündür. Bu frekanslar kişiden kişiye değişiklik
göstermektedir. Belirlenen merkezlerden aynı frekanslarda gönderilen
sinyallerin beyne yöneltilmesi sayesinde, beyin fonksiyonları kontrol
edilebilmektedir.

Kahin, şaman, hipnozcu ve medyumların müşterilerinin beyinlerini nasıl
yönlendirebildiği araştırılmaktadır. Araştırmalar sonucunda şamanın,
kullandığı davul sesinin dalgaları ile tedavi ettiği kişinin beyin
dalgaları arasında bir uyum oluşturduğu ve bu sırada dua okuyarak onun
beynine istediği emirleri yerleştirdiği gözlenmiştir. Çağımızda bu
olaya “nerolinguistik programlama“ denilmektedir.

Komplo Teorisi: GSM telefonu ile beynin parmak izi belirlenebilir ve
telefon hangi beyin ile çalıştığını bilir. Uzaktan cep telefonu
üzerinden beyin de kontrol edilebilir.

NORO ELEKTROMANYETİK SALDIRILAR
Bir sesin doğrudan, başka bir insanın kafasının içine aktarılması
konusundaki ilk test 1974 yılında Walter Reed Askeri Araştırma
Enstitüsü"nde Dr. Joseph C. Sharp tarafından yapılmıştır. Hipnoz yapan
kişinin sesi ultrasound dağılımda değiştirilip özel bir telefon ile
hedef insana yönlendirildiğinde, hipnoz edilebildiği görülmüştür.
Ortaya çıkan belirtiler ani ateş, ağrı, uykusuzluk ya da aniden uykuya
dalma; " gel, git" gibi emirler duymalardır.

Noro (Neuro) Elektromanyetik Frekans saldırıları ile uzaktan akıl
denetimi ve davranış kontrolü çalışmaları devam etmektedir. Radyo
dalgaları ile beyinler arası hipnoz kontrol projesi, elektronik hipnoz
yapmayı amaçlamaktadır. Bu proje ile kişiye istemediği şeyler
yaptırmak mümkün hale gelecektir.

ELEKTROMANYETİK UYARI VERME
Elektromanyetik enerjinin tedavide kullanımı yeni gelişmelerdendir. Bu
yöntem ile ilgili araştırmalar hâlen sürmektedir. Beynin ön bölgesine
elektromanyetik uyarı vererek depresyonu tedavi etme projesi,
elektroşok tedavisine alternatif olarak işe yarayacak gibi
görünmektedir.

Düşünce Kontrolü konularında, psiko enerji teknolojisine yönelik
çalışmaları Moray, Abrams,Hieronymous, Tesla, Dela Warr, Down ve Reich
gibi bilim adamlarının çalışmaları temel alınarak beyin üzerindeki
çalışmalar devam etmektedir.

1974'te Çek mühendis Robert Pavlita böcekleri uzaktan öldürmeyi
başardığı iddia edilmektedir. 1979'da Sovyet bilim adamlarının birkaç
km öteden keçileri öldürebilen ya da yanlış yönlenme ve kapasite
düşüklüğü gibi sonuçlar ortaya çıkaran sistemler üzerine çalıştıkları
tespit edilmiştir.

Körfez Savaşından sonra Amerikalı askerlerde görülen ve Körfez
Sendromu diye adlandırılan psikolojik sorunların, Irak da denendiği
iddia edilen moral bozmaya, dikkatsizliği arttırmaya ya da dikkatli
olmaya odaklandırılan elektromanyetik silahlardan etkilendiklerine
yönelik teoriler ortaya atılmıştır.

Elektromanyetik ritmik vuruşlar, kişiye başını elektrikli matkapla
oyulduğu hissi uyandırmaktadır. Çok düşük frekanslarda (VLF),
iyonlaşmanın olmadığı bir elektromanyetik yayınım ile baş ağrısı,
kulakta çınlama, sinirlilik hali, depresif durumlar, hafıza kaybı
hatta panik duygusu oluşturulabilmektedir.

İyonlaşmanın olduğu yayınımların diş dökülmesine, kan kanserine ve
sakat doğumlara neden olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda X ışınları,
Radyum gibi iyonlaşmanın olduğu radyasyonlar kanser tedavisinde
kanserli hücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan
yönetmek ve yönlendirmek şu an mümkün olmamaktadır.

RADYO FREKANSLARINDA ÇALIŞAN ELEKTROTLAR
Radyo frekansları ile uzaktan sinyalleri alabilen ve nakledebilen
minyatür elektrotlar geliştirilmiştir. Bu elektrotlar maymun kafasına
yerleştirildiğinde cinsel saldırganlık, boğada aniden durma komutu
verme deneyleri başarılı olmuştur. Yunus balıkları
yönetilebilmektedir. Araştırmacılar beynin hipotalamus bölgesine
elektronik elektrotlar yerleştirerek hastalarda korku, heyecan,
halüsinasyon oluşturma üzerine deneyler yapmışlardır.

Radyo frekansı sinyallerini alabilen ve nakledebilen beynin, uzaktan
uyarılması insanların robot gibi tuşlarla kontrol edilebilmesi, çok
tehlikeli bir gelişmedir. “Her doğan çocuğa kimliğini belirtir
elektronik parça yerleştirerek ömür boyu nerede olduğunu
izleyebiliriz”.

Elektronik elektrotlar ile beynin belirli alanları canlandırılarak
neşe, tuhaf duygu, renkli görüntü gözlemleme ve retina üzerine
yerleştirilen elektrotlar ile görme özürlülerin beyninde yapılan
görüntü canlandırma çalışmalarında başarılı sonuçlar elde edilmiştir.
“Tuşlarla kontrol edilebilen insana neler yaptırılamaz ki!”

MİKRODALGA
Mikrodalga kaynağını uzaktan bir hedefe yönelterek insan davranışını
kontrol etmeyi isteyenler, hayvan deneylerinde bu düşüncelerini
gerçekleştirmişlerdir.

Elektromanyetik ışımanın beyinde melatonin hormonunu azalttığına dair
güçlü bilimsel kuşkular vardır. Melaton; beynin salgıladığı zihin
işlevleri, hafıza, bilgi işleme, cinsellik, stres hormonları, uykuda
beyin onarımı gibi işlevleri yerine getiren önemli bir hormondur.
Alzheimer hastalığının dünyada artması ile elektromanyetik kirlilik
arasında sebep-sonuç ilişkisi ciddi boyutlardadır. Eğer
elektromanyetik ışımanın melatoninin salgılamasını azalttığı
doğrulanırsa, Alzheimer hastalığı konusunda mikrodalga yayınım sanık
sandalyesine oturacaktır.

Mikrodalga kaynağın frekansı yükseldikçe dokuya derinlemesine nüfuzu
artmaktadır. Mikrodalga ışıma etkisindeki dokuları oluşturan hücre
zarlarının normal işlevini bozan ısıl olmayan etkiler gözlenmiştir.
Hücre zar işlevlerinin mikrodalgalar ile kontrol edilmesi, sadece
beyni kontrol etmede değil tüm organları kontrol etmede önemli bir rol
oynayacaktır.

Elektromanyetik ışınımın yoğun olduğu çevrede oturanlarda sinirlilik,
huzursuzluk, depresyona girme belirtileri, uyku bozuklukları ortak
yakınmalardır.

ELEKTROMANYETİK DALGALARIN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİSİ
İyonize radyasyon insan hücrelerinin değişimine neden oldukları,
kanser oluşturdukları ve kromozomları değiştirdikleri için
tehlikelidir.

İyonize olmayan elektromanyetik dalgalar ise girdikleri dokulara
enerjilerini aktararak ısısını artırır. Aşırı ısı artımı dokunun
işlevini bozar. Ayrıca dokulardaki hücre zarların normal işlevini
bozan ısıl olmayan etkilerde gözlenmiştir. Frekans yükseldikçe
taşıdığı enerji büyüdüğünden yüksek frekanslarda dokulara aktarılan
enerji büyük olacağından ısınma ve işlev bozucu etkileri de büyük
olur.

100KHz ile 10GHz arasındaki radyo frekanslarındaki (RF)
elektromanyetik alana maruz kalan vücudun emdiği enerji oranın
ölçülmesinde spesifik soğurma oranı (SAR) kullanılır. 70 kg
ağırlığında bir kişi hareketsiz durumda 80 watt eşdeğer enerji
tüketir. Güç yoğunluğu= 80/70=1,2W/Kg. Spor ya da bedensel işlerde bu
oran 3 ile 4 kat artmaktadır. Bu mertebelerde elektromanyetik dalgaya
maruz kalan organ ve dokuların normal işlevleri ile bu enerjiyi
giderebilecekleri ve hasar oluşturmayacağı düşünülmektedir.
Standartlar 30 dakika boyunca EM e maruz kalan doku ve organların
sıcaklığı 1 derece artmasını risk olarak belirtmektedir. Bu da 4 watt/
Kg a karşı düşer. Bu neden ile SAR limitleri 10gram dokudaki ortalama
değeri 2 W/kg olarak alınır.

10 GHz in üzerindeki elektromanyetik alanlarda ise mW/cm^2 kullanılır.
Elektromanyetik güç yoğunluğuna 6 dakikadan fazla kalınan ortamlarda
maruz kalınabilecek güç yoğunluğunun çalışma ortamları için 5 mW/cm^2
ve genel ortamlar için 1 mW/cm^2 den küçük olması standartlarca
önerilmektedir.

Genel kabul mikrodalga ışımanın vücut organlarında emilen enerji ile
ilgili olduğudur. Duyarlı organlar; Göz, Baş ve Beyindir. Mikrodalga
frekanslarında çalışanların Baş ağrısı, Göz yorgunluğu, Aşırı
halsizlik, Bitkinlik ve Uykusuzluktan şikayet ettikleri
raporlanmıştır. Bunların tümünün mikrodalganın vücudun sinir sistemini
etkilemesi ile ilgili olduğu görülmektedir.

ELEKTROMANYETİK DALGALARIN DOĞAL YAŞAMA ETKİSİ
EM dalgaların insana olduğu kadar çevreye, doğal yaşama etkisi oldukça
fazladır. Hayvan popülasyonun azalmasının ve bitkilerin sağlığının
bozulmasının olası bir sebebi, mikrodalga ve radyo frekanslı radyasyon
kirliliğidir.

Yüksek gerilim hatları, Radar, radyolink, radyo ve TV vericileri, GSM
baz istasyonları, Telsiz sistemleri gibi EM yayınım yapan sistemlerin
yaydığı elektromanyetik alana maruz kalan doğal yaşamdaki bitkiler ve
hayvanlar EM yayınımlardan etkilenmektedir.

Yaşam alanlarına kurulan kablosuz verici istasyonlarından yayınım
yapan EM dalgaları, doğadaki canlıların doğal bağışıklık sistemlerinin
zayıflamasına, sağlıklarının bozulmasına, üreme problemlerine sebep
olmaktadır.

Havada yayınım yapan elektromanyetik alanlar, doğal manyetik alanları
kullanarak yön bulan, göç eden hayvanların ve özellikle kuşların rota
bulma dengesi bozmaktadır. Radyasyon nedeniyle yok olan arı
kolonileri, yolunu şaşıran kuşlar ile ilgili haberleri sık sık duymaya
başladık.

Arılar, yerin manyetik alanını ve yüzeyin günlük manyetik
değişimlerini kullanarak, bulundukları konumu tespit eder ve
birbirileriyle haberleşirler. Doğadaki bitki örtüsü üzerine mesaj
bırakarak haberleşen arıların EM yayınımların bu mesajları bozmasından
dolayı olumsuz etkilendikleri gözlenmiştir.

SONUÇ
İnsan zihninin uzaktan kontrol edilebilmesinin dünya için sosyal ve
politik etkileri çok fazla olacaktır. Bizler yeni gelişmelere hazır
olmalıyız. Elektromanyetik Kirlilik ve Beyin Sağlığımız elektronik
savaşta elektromanyetik unsurlar tarafından cömertçe kullanılmaktadır
ve kullanılmaya devam edecektir. Elektromanyetik radyasyon, bütün
evreni kuşatan bir enerjidir. Gözümüze çeşitli renkler halinde görünen
ışık da elektromanyetik radyasyonun bir parçasıdır.,


Kişiler kendi kültürlerini, becerilerini ve kişiliklerini
geliştirmedikleri sürece gerçek kimliklerini ortaya koyamazlar.
Kimliksiz birey ya da kitlenin beyni, uzaktan kontrol edilmeye ve
yönetilmeye mahkumdur. Her türlü tartışma ve düşünce belirtme
ortamlarında küçümseme ve dışlama davranışlarını birer hak olarak
kendisinde görenlerin sayısı yoğun olarak artmaktadır. Özellikle
etiket sahibi olanlar karşısındakini rakip olarak algılayıp ego
tatminsizliğine dayalı basite indirgeme belirtileri göstermektedirler.

Tehdidi tanımlamaya yönelik durumsal farkındalık tüm ekip tarafından
önemsenmelidir. Tecrübeye dayalı olarak geliştirilen durumsal
farkındalık, bilinçaltında tehlikenin ince belirtilerini fark eder.
İhtiyatlı zamanlarda belirli alanlardaki farkındalık düzeyi
yükseltilmelidir. Durumsal farkındalık ile tehditlere ilişkin
belirtileri fark etmede, düzenlenmiş ve ayarlanmış tanıdık ortam ile
rahat ve aynı zamanda çevresindeki davranışlarda olası tehlikeleri
arayan defansif ortam önemsenmelidir. Farkındalık düzeyini paranoyak
duruma dönüştürmemek için son derece yorucu ve stresli odaklı ortam,
yüksek adrenalin içeren uyarıcı ortam ve paniği tetikleyen komada
ortamların oluşması süreklilik kazanmamalıdır.

Özgüven temelinde birlikte düşünmek, farklı olmak, farklılıkları ve
fırsatları keşfederek hedefe birlikte yönlenmek önemsenmelidir.
Diğerlerinin egosunu ezmek ve yenmek değil, iletişimde dinlemek,
anlamak, hissetmek, farklı düşüncelere, kültürlere saygı gösterip
gelişimlerine katkıda bulunarak başarıya yönlendirmek
hedeflenmelidir.

Gençlerimiz pınar gibidir. Pınarlar kurutulur ya da setin ardına kadar
getirilemez ise, setin kapağı açılsa da ne yapılabilir ki?
Unutulmamalıdır ki etik değerleri önemsemeyen, farklı olanı yok sayan
önyargılı ve takıntılı insanlar ait oldukları yerde tutunamazlar.

KAYNAKLAR
• URANIUM AND THORIUM POSSIBILITIES IN TURKEY, Melih TOKAY and Cahit
ERENTÖZ, Mineral Research and Exploration Institute of Turkey,
Page-17.
• Efficient wireless non-radiative mid-range energy transfer,
Aristeidis Karalis*, J.D. Joannopoulos, and Marin Soljačić, Center for
Materials Science and Engineering and Research Laboratory of
Electronics Massachusetts Institute of Technology.
• Report of the Commission to Assess the Threat to the United States
from Electromagnetic Pulse (EMP) Attack
• The American Way of Propagandan: Lessons from the Founding Fathers,
By J. Michael Waller Annenberg Professor of International
Communication The Institute of World Politics January 18, 2006
• Elektromagnetic veapon and Human rigths, by Peter Phillips, Lew
Brown and Bridget Thornton, As Study of the History of US Intelligence
Community Human Rights Violations and Continuing Research in
Electromagnetic Weapons
• High-Altitude Electromagnetic Pulse (HEMP): A Threat to Our Way of
Life, BY WİLLİAM A. RADASKY, PH.D., P.E.
• Mind Controllers By Dr. Armen Victorian A 10-page Summary
• INTERNET; Directed-energy weapon, Electromagnetic pulse, Electronic
warfare, Mind control, Motivation, Propaganda, Remote viewing,
Clairvoyance, Crowd manipulation
• Stephen R. Covey, René Descartes, Adam Smith, Karl Heinrich Marx
• “Savaş Sanatı”, Sun Tzu, Arya yayıncılık

HAZIRLAYAN Dr. Cahit KARAKUŞ

http://www.ylt44.com/yayin/beyinkontrol.html
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu