Forum'da ara:
Ara


Yazar Mesaj
Mesaj03.09.2008, 20:47 (UTC)    
Mesaj konusu: ramazan pidesi

başlıga aldanmayın burda sadece ramazan pidesi degilramazanla ilgili herşey islamla ilgili herşey osmanlı devleti ile ilgili herşey olacak yemek tarifleri hadisler,dualar,ayetler,menkıbeler,bilgiler,püf noktaları olacak hadi hayırlısı

iyi eglenceler Wink
______________


Mesaj03.09.2008, 21:03 (UTC)    
Mesaj konusu:

PREVEZE DENİZ SAVAŞI
ve BARBAROS HAYRETTİN PAŞA


Andrea Dorya yaptığı hesaplamaların sonunda görüyor ki; o mevsimde kendisi rüzgarı arkadan alacak, mutlaka Osmanlı donanmasını perişan edecek. Andrea Dorya'nın gemileri Osmanlı'nın 3 katı. Askeri de bununla paralel olarak gene 3 katı; ama Andrea Dorya sinirli, Andrea Dorya zaferden emin degil, huzursuz.

Osmanlı'yı tanımayanlar ona diyorlar ki;
-Neden bu kadar huzursuzsun? Onların 3 katı askerin var. Rüzgarı da arkadan alacağın kesin. Gemilerin de yüksek bordalı. Onları duman edersin.

Andrea Dorya ;

-Beni düşündüren bir husus var. Onlar Osmanlı, ölüme koşuyorlar, bunu anlayamıyorum. Şehit olmak diye bir şeyden bahsediyorlar. Herkes savaşta ölmeye koşuyor. Bizim aramızda böyle insanlar yok.


Savaş başlıyor. Sabahleyin rüzgarı arkadan alan Andrea Dorya'nın donanması, Osmanlı donanmasını perişan ediyor. Çok şehit veriyoruz; ama öğleden sonra herşey değişiyor. Bu sefer Osmanlı donanması rüzgarı arkadan almaya başlıyor ve ortalık kararana kadar Andrea Dorya'nın işi bitiriliyor. Osmanlı donanması galip geliyor. Acaba Osmanlı nasıl galip gelmişti biliyor musunuz?


Barbaros Hayrettin Paşa sabaha kadar uyumamış ve Allahû Tealâ'ya, Allah'ın bir evliyası olarak demiş ki: "Ya Rabbi! Ben i'lay-ı kelimetullah için savaş veriyorum. Şanım artsın diye, onları öldüreyim diye, onlara hakim olayım diye değil. Onlara adalet götüreyim diye savaş veriyorum. Böyle olup olmadığını sen benden daha iyi bilirsin. Eğer öyle değilse benim emanetimi al, öyleysem bana yardım et."


Allahû Tealâ Barbaros Hayrettin Paşa'ya buyurdu ki: "Gemilerin bordasına 'Allah rüzgarları dilediği zaman başka istikametlerden estirir' âyetini yaz.".

Bütün donanma gemilerine, bütün donanmaya yazıldı. O gece şafak sökmeden evvel, savaş başlamadan evvel bütün donanmaya yazıldı. "Allah rüzgarları dilediği zaman başka istikametlerden estirir." Öğlene kadar tabiat hükmünü inzal etti. Andrea Dorya'nın donanması rüzgarı arkadan aldı, saldırısını tamamladı ve çok şehit verdik. Çok insan Allah'ın yanında en mümtaz yerini aldı şehit olarak; ama öğlenden sonra Allahû Tealâ Barbaros Hayrettin Paşa'ya verdiği sözü tuttu ve rüzgar Osmanlı donanmasının arkasından gelmeye başladı. Bunun neticesi de Osmanlı'nın zaferi kazanmasıydı.

SULTAN 2. MURAD'IN HAK ANLAYIŞI

Nihayet ordu yeni bir sefere çıkmıştır. İlk konaklama yerine geldiklerinde, bir yahudi, Sultan İkinci MURAD'ın atının dizginine yapışır:

Yahudi: Bir maruzatım var Padişahım, müsaade buyurun, anlatayım ?

Sultan İkinci MURAD : Elbette! Buyurun, nedir maruzatınız ?

Yahudi: Askerleriniz benim bahçemden elma yediler ve değeri olan altını ödemediler!

Sultan İkinci MURAD : Benim askerlerimin hepsi, kul hakkı konusunda ne kadar ince hesap yapmaları gerektiğini bilirler. Bu dediğin nasıl olabilir? Bir yanlışlık olmalı!

Yahudi: Hakikat budur padişahım. Askerleriniz bahçemden alıp yedikleri elmaların bedelini ödemediler!

Sultan İkinci MURAD : (Askerlere döner Bezirgânın söylediklerini duydunuz. Bu dediği doğru mudur?

Askerler ses çıkarmaz.

Sultan İkinci MURAD : Sizler, benim kul hakkına ne kadar değer verdiğimi bilmez misiniz? Beni ne kadar mahcup ettiniz, bunu kim yaptıysa hemen söylesin!

Askerlerden biri: Ben yaptım Efendimiz! (Diyerek öne atılır.)

Sultan İkinci MURAD : Peki ama nasıl? Kul hakkının önemini bile bile böyle bir şeyi nasıl yaparsın?

Askerlerden biri: Padişahım, benim yediğim elma yerdeydi ve çürüktü. Çürük bir elmanın para edeceğini düşünemedim; nitekim iki arkadaşım da oradaydı, onlar ağaçtan elma kopardılar ve parasını da bahçeye attılar, isterseniz sorun. Biz asla kul hakkına el uzatmayız.

Sultan İkinci MURAD : (Bezirgâna sorar Askerlerimin söyledikleri doğru mudur?

Yahudi: Evet, o ikisinin kopardığı elmaların bedelini aldım.

Sultan İkinci MURAD : Peki, öyleyse istediğin nedir?

Yahudi: Diğer askerinizin yerden aldığı elmanın bedelini de isterim.

Sultan İkinci MURAD : Peki, o çürük elma için ne istersin?

Yahudi: Bir kese altın isterim.

Padişahın yanındaki vezir itiraz eder:

Vezir: Ama Padişahımız Efendimiz, bir çürük elmaya bir kese altın verilir mi?

Sultan İkinci MURAD: Hakk sahibi bezirgândır. Elmanın sahibi olan o, ne derse onu vermekle mükellefiz. Allah'ın indinde kul hakkı ne kadar önemlidir bilmez misiniz? İşte hakkın olan bir kese altın!

Bezirgân, Padişah'ın adaletinden, kul hakkına verdiği önemden son derece etkilenmiştir. Kendisine uzatılan keseyi eliyle iter:

Yahudi: Ne olur beni de aranıza alın. Ben de sizin gibi düşünen, sizin gibi yaşayan biri olayım.

İşte Osmanlı! İşte Osmanlı'nın hak anlayışı! Osmanlı askeri böyle yetiştiriliyordu.


FATİH SULTAN MEHMED MAHKEMEDE

İşte, Fatih Sultan Mehmet, işte İstanbul'da bir Rum;

Fatih Sultan Mehmet talepte bulunuyor, diyor ki:

"Orada cami yapacağım, arazini bana satmanı istiyorum."

Biliyorsunuz her arazinin bir rayiç bedeli vardır; yani o çevrede o arazinin ne kadar para ettiği aşağı yukarı herkes tarafından bilinir. Alt hududu bir de üst hududu vardır. Fatih Sultan Mehmet, üst hududun iki katını veriyor; ama Rum vermemekle ısrar ediyor. Cami kurulmasına gönlü razı olmuyor. Bir Hıristiyan; bu da onun kabahati değil, içinden gelen şey öyle. Hak sahibi vermezse vermez; ama Fatih Sultan Mehmet'in de kızmış kafası.

"O kadar fazla para verdiğim halde, bu adam vermiyor; demek ki bunu inadından yapıyor; nefsani davranış bu. Ben cami yapacağım, benimki nefsani değil ruhani" diyor.

Alıyor adamın arsasını, bastırıyor; camiyi yapıyor.

Adam perişan. Adamı üzgün gören biri:

"Ya bu kadar üzüntünün sebebi ne?"

Anlatıyor adam derdini "İşte" diyor. "Yapabileceğim bir şey yok ki! Bunu yapan Padişah; daha ötesi yok, onun üstünde kimse yok. O bana bunu yaptığına göre her şey bitti". diyor.

Bizim Osmanlı diyor ki: "Her şey bitmedi, bu memlekette kadılar vardır. Gidersin kadıya, adaletsizliği anlatırsın. Padişah da olsa o hesabı görür".


"Yani" diyor "ne demek istiyorsun?" (Adam hiç inanamıyor bir defa söylenenlere.) Adamcağız hiç inanamıyor; ama "Hadi gideyim mahkemeye, ben müracaat edeyim." diyor. Kadıya müracaat ediyor.

Gerçekten de Fatih Sultan Mehmet mahkemeye gelince, adamın gözleri hayretten açılıyor. Fatih Sultan Mehmet ayakta; Kadı Efendi oturuyor ve mahkeme başlıyor. Fatih Sultan Mehmet'in, adamın arsasını zorla iktisab etmekten elinin kesilmesi konusunda bir karara varılıyor. Fatih Sultan Mehmet'in eli kesilecek. Ama Osmanlı adaletinde, bir müessese daha var; eğer bir şeyin bedeli ödenirse ve alacaklı taraf, hak sahibi taraf bunu kabul ederse, o ceza düşer. Bu kanun gereğince teklifte bulunuluyor.

Deniyor ki: "Bunun bedeli şu kadar altın, bu kadar altına karşılık, onun elinin kesilmesinden vazgeçiyorsan,, Padişah ödemese bile, onu sana beyt'ül mal öder. Razı mısın?"

Rum, şaşkın şaşkınPadişah'a bakıyor , inanamıyor, sonra "Tabi razıyım. Razı olmaz mıyım? O padişah" diyor.

Adam razı olduktan sonra, Fatih Sultan Mehmet diyor ki :

"Benden beyt'ül mal'ın talebi 200 altın; ama ben 2000 altın vereceğim ve her gün de bir altın daha ödenmesini istiyorum. Senenin 365 günü, her gün bir altın ödenecek bu zata."

Ve mahkeme biter bitmez kadı yerinden kalkıyor, Fatih Sultan Mehmet'in ayaklarının yanına gelip diz çöküyor,

"Padişahım şu ana kadar ben, Allah'ı temsil ediyordum, ben oturuyordum siz ayaktaydınız. Çünkü siz maznun mevkiindeydiniz. Allah'ı temsil eden siz değildiniz. Adaleti veya adaletsizliği temsil ettiğiniz mahkemenin sonunda belli olacaktı. Ben Allah'ı temsil ediyordum; adaletin sahibi bendim o sırada. Şimdi benim görevim bitti. Şimdi bana, sana tâbî olan, senin imparatorluğunun bir kadısı olarak el etek öpmek düşer" diyor. Padişahın eteğini öpüyor ve ondan sonra padişah oturuyor, ötekiler dışarı çıkıyorlar.


KÂNÛNİ SULTAN SÜLEYMÂN HAN
ve YAHYÂ EFENDİ MENKIBESİ

Kânûnî Sultan Süleymân Han, Yahyâ Efendi'nin bir evliya mürşid olduğunu, Hızır Aleyhisselâm ile görüştüğünü bilir, kendisini de görüştürmesini istermiş.

Bir gün Yahyâ Efendi ve Kânûnî, kayıkla Boğaz'da gezmeye çıkmışlar. Yahyâ Efendi yanında bir ahbâbı ile gelip kayığa binmiş. Birlikte giderlerken, Yahyâ Efendi'nin ahbâbı, devamlı Kânûnî'nin parmağındaki çok kıymetli bir yüzüğe bakıyormuş. Kânûnî bu hâli fark edince, parmağındaki yüzüğü çıkarıp; "Buyurun, daha yakından iyice bakıp inceleyebilirsiniz" diye uzatmış. O zât yüzüğü alıp, evirip çevirdikten sonra, denize atıvermiş. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunanlar çok hayret etmişler. Bir müddet gittikten sonra, o zât inmek istediğini bildirince, kayık kıyıya yanaşmış. O zât ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultân'a uzatmış. Avucundaki suda, biraz önce denize attığı yüzük varmış. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunan herkes yine çok hayrete düşmüşler. Kânûnî elini uzatıp yüzüğü alınca, adam birdenbire gözden kayboluvermiş. Kânûnî, Yahyâ Efendi'ye dönerek; "Ağabey, neler oluyor?" diye sormuş; "O gördüğünüz Hızır Aleyhisselâm idi" cevâbını vermiş Yahyâ Efendi. Kânûnî bunun üzerine; "Bizi niye tanıştırmadınız?" diye sorunca, Yahyâ Efendi şöyle cevap vermiş; "O kendini tanıttı; ama siz tanımakta geç


KARDEŞİM SİFTAHINI YAPMADI

İstanbulda Kapalıçarşı'nın yanında alelade bir dükkan... Sabah namazını kılan bir adam dükkana girerek
raftaki bir malı gösteriyor: "Şunu istiyorum" diyor.
Ama dükkanın sahibi diyor ki;

" Satılık değil."

Adam diyor ki:

"Yaa kardeşim dükkanını açmışsın, bunu rafa koymuşsun, ben de gelmişim, buna ihytiyacım var. Sana paranı veriyorum, bu malı ver diyorum, neden vermiyorsun?"
Neden vermediğimi söyleyeyim diyor adam:
- Bak, şu karşıda bir dükkan var ya!
- Var
- O dükkana gidersen, bu malın aynı orda da var. Ondan al.
Adam diyor "Hayır" .
- Buradan almak istiyorum, neden oradan alacakmışım?
- Çünkü ben siftahımı yaptım; ama o kardeşim daha siftahını yapmadı.

Adam bunun üzerine lazım geleni yapmış. Gitmiş öteki dükkandan alacağını almış. Yabancı olan bir kişi, Osmanlı'nın bu standartlarına şaşırırmış. Şimdi düşünün zamanımızda bir adam müşterisi gelmiş, ona diyecek ki; "Ben sana satmıyorum hadi git öteki dükkana".. .
Köprülerin altından ne kadar çok sular geçmiş hissedebiliyor musunuz?
______________


Mesaj04.09.2008, 09:32 (UTC)    
Mesaj konusu:

Ramazan pidesi istanbulda 1 ,50 YTL Razz
______________
BİR BEDAVA-SİTEM KLASİĞİ... MİSTANBUL.TR.GG.
Mesaj04.09.2008, 09:34 (UTC)    
Mesaj konusu:

mistanbul yazmış:
Ramazan pidesi istanbulda 1 ,50 YTL Razz

iyiydi antalyada da aynı Mr. Green
______________


Mesaj04.09.2008, 09:36 (UTC)    
Mesaj konusu:

şuanda bizim burda pideyi 2 ytl ye satıyolar istanbulda
______________
<p><img alt="" border="0" src="http://www.userbarlar.com/ub/data/media/1/recep_ivedik.gif" /><strong> </strong></p>
Mesaj04.09.2008, 09:37 (UTC)    
Mesaj konusu:

zamankop yazmış:
şuanda bizim burda pideyi 2 ytl ye satıyolar istanbulda

arttıran yokmu halk ekmek 75 kr am oyuncak gibi Wink
______________


Mesaj04.09.2008, 09:37 (UTC)    
Mesaj konusu:

zamankop yazmış:
şuanda bizim burda pideyi 2 ytl ye satıyolar istanbulda


o fırın fırın değil o zaman Razz soyguncu Razz Razz
______________
BİR BEDAVA-SİTEM KLASİĞİ... MİSTANBUL.TR.GG.
Mesaj04.09.2008, 09:41 (UTC)    
Mesaj konusu:

HADİSLER

(Allah Rasûlü) “Din nasihattir/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah'a, Kitabina, Peygamberine, Müslümanlarin yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, Imân, 95.

Islâm, güzel ahlâktir.

Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

Insanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.


.::KURULLARIMIZ::.

YÖNETİM KURULU

Prof. Dr. Salih KIRKGÖZ

Prof. Dr. Kerim YAVUZ

Prof. Dr. Ali Osman ATEŞ

Prof Dr. Halife KESKİN

Doç. Dr. Nasi ASLAN

Doç.Dr. Mustafa LAMAN

Yrd.Doç.Dr. Nuran YILMAZ



FAKÜLTE KURULU


Prof. Dr. Salih KIRKGÖZ

Prof. Dr. Kerim YAVUZ

Prof. Dr. Ali Osman ATEŞ

Prof Dr. Halife KESKİN

Prof.Dr. Saliha KIRICI

Prof.Dr. Hacer BOZDEMİR

Doç. Dr. Nasi ASLAN

Doç.Dr. Mustafa LAMAN

Yrd.Doç.Dr. Nebahat GÖÇERİ

Yrd.Doç.Dr. Hamit DİKMEN

Yrd.Doç.Dr. Muhammet YILMAZ






































































































































®2005 İlahiyat Fakültesi

Kolaylastiriniz, güçlestirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, Ilm, 12; Müslim, Cihâd, 6.



Insanlarin Peygamberlerden ögrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadiktan sonra diledigini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.



Hayra vesile olan, hayri yapan gibidir.

Tirmizî, Ilm, 14.



Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa ayni yanilgiya düsmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.



Nerede olursan ol Allah'a karsi gelmekten sakin; yaptigin kötülügün arkasindan bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. Insanlara karsi güzel ahlakin geregine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.



Allah, sizden birinizin yaptigi isi, ameli ve görevi saglam ve iyi yapmasindan hosnut olur.

Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat, 1/275; Beyhakî, ?u'abü'l-Îmân, 4/334.



Iman, yetmis küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah'tan baska ilah yoktur)” sözüdür, en düsük derecesi de rahatsiz edici bir seyi yoldan kaldirmaktir. Haya da imandandir.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.





Iki göz vardir ki, cehennem atesi onlara dokunmaz: Allah korkusundan aglayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd, 12.



Zarar vermek ve zarara zararla karsilik vermek yoktur.

Ibn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta', Akdiye, 31.



Hiçbiriniz kendisi için istedigini (mü'min) kardesi için istemedikçe (gerçek) iman etmis olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.



Müslüman müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez, onu (düsmanina) teslim etmez. Kim, (mümin) kardesinin bir ihtiyacini giderirse Allah da onun bir ihtiyacini giderir. Kim müslümani bir sikintidan kurtarirsa, bu sebeple Allah da onu kiyamet günü sikintilarinin birinden kurtarir. Kim bir müslümani(n kusurunu) örterse, Allah da Kiyamet günü onu(n kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.



Iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmis olamazsiniz.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sifâtu'l-Kiyâme, 56.



Müslüman, insanlarin elinden ve dilinden emin oldugu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.



Birbirinize buguz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah' i n kullari, kardes olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardesi ile dargin durmasi helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.



Hiç süphe yok ki dogruluk iyilige götürür. Iyilik de cennete götürür. Kisi dogru söyleye söyleye Allah katinda siddîk (dogru sözlü) diye yazilir. Yalancilik kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kisi yalan söyleye söyleye Allah katinda kezzâb (çok yalanci) diye yazilir.

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.



(Mümin) kardesinle münakasa etme, onun hosuna gitmeyecek sakalar yapma ve ona yerine getirmeyecegin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.



( Mümin) kardesine tebessüm etmen sadakadir. Iyiligi emredip kötülükten sakindirman sadakadir. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadir. Yoldan tas, diken, kemik gibi seyleri kaldirip atman da senin için sadakadir.

Tirmizî, Birr, 36.



Allah sizin ne dis görünüsünüze ne de mallariniza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve islerinize bakar.

Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.



Allah' i n rizasi, anne ve babanin rizasindadir.

Allah' i n öfkesi de anne babanin öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.



Üç dua vardir ki, bunlar süphesiz kabul edilir:

Mazlumun duasi, misafirin duasi ve babanin evladina duasi.

Ibn Mâce, Dua, 11.



Hiçbir baba, çocuguna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.



Sizin en hayirlilariniz, hanimlarina karsi en iyi davrananlarinizdir.

Tirmizî, Radâ', 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.



Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygi

göstermeyen bizden degildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.



Peygamberimiz isaret parmagi ve orta parmagiyla isaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse baskasina ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette iste böyle yanyanayiz” buyurmustur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.



(Insani) helâk eden su yedi seyden kaçinin. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a sirk kosmak, sihir, Allah' i n haram kildigi cana kiymak, faiz yemek, yetim mali yemek, savastan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadinlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tibb, 48; Müslim, Îmân, 144.



Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komsusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayir söylesin veya sussun.

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.



Cebrâil bana komsu hakkinda o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komsuyu komsuya mirasçi kilacak zannettim.

Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.



Dul ve fakirlere yardim eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.

Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.



Her insan hata eder.

Hata isleyenlerin en hayirlilari tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kiyâme, 49; Ibn Mâce, Zühd, 30.



Mü'minin baska hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardir; O'nun her isi hayirdir. Eger bir genislige (nimete) kavusursa sükreder ve bu onun için bir hayir olur. Eger bir darliga (musibete) ugrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayir olur.

Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.



Bizi aldatan bizden degildir.

Müslim, Îmân, 164.



Söz tasiyanlar (cezalarini çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.

Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.



Isçiye ücretini, (alninin) teri kurumadan veriniz.

Ibn Mâce, Ruhûn, 4 .



Bir müslümanin diktigi agaçtan veya ektigi ekinden insan, hayvan ve kuslarin yedikleri seyler, o müslüman için birer sadakadir.

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.



Insanda bir organ vardir. Eger o saglikli ise bütün vücut saglikli olur; eger o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.



Rabbinize karsi gelmekten sakinin, bes vakit namazinizi kilin, Ramazan orucunuzu tutun, mallarinizin zekatini verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

Tirmizî, Cum'a, 80.




hadisler sizlerdende bekliyoruz
______________


Mesaj04.09.2008, 09:43 (UTC)    
Mesaj konusu:

Arrow 3 aylar ve geceller sitemden kkattım bunu Arrow


Muharrem ayi:




Arabî aylarin hicrî tarih ile sene basi Muharrem ayi’dir. Ramazan ayindan sonra aylar içerisinde en hayirlisidir. "Zilhicce’nin sonuncu günü ile Muharrem’in birinci günü oruç tutanin orucu elli yillik günahina keffarettir" Hadis-i Serîf

Muharrem ayinin ilk Cuma gecesi: Tâhâ Sûre’si bir defa okunacak. 9, 10 veya 10 ve 11.nci günler (10.ncu gün Asûre günü) oruç tutulacak. 10.ncu gece yatsidan sonra 2 rek’at namaz kilinacaktir. Her rek’atinda; 1 Fâtiha-i Serîfe, 1 Ayet-el Kürsî okunup namazdan sonra 313 defa "Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke inni küntü minezzâlimîn" 1 defa Tenzile Sûresi okunacaktir. Muharrem’in 10.ncu günü Kusluk vaktinde 8 rek’at namaz; her rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe, 1 Ayet-el Kürsî ile kilinacak, namazdan sonra 100 Ihlâs-i Serîf okunacaktir.

2) Sefer ayi:

Her Çarsamba gününde saat 10’da kilinan bir namazi vardir. Bu namaz 4 rek’attir. Her rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe, 7 kere Kadr Sûresi, 5 Ihlâs-i Serîfe, 1 Felâk, 1 Nâs Sûresi okunur. Namazdan sonra 313 defa "Allahümme yâ dafial belâya idfeg ânnel belâya vel kazaya fallahü hayrun hâfiza ve hüve erhamürrâhimiyn" okunarak, her gün 100 defa "inna nahnü nezzelnez zikrâ ve inna lehü le hâfizûn" okunur.

3) Rebiûlevvel ayi:

12.nci gecesi "Mevlîd-i Nebevi" gecesidir. Peygamber efendimizin (s.a.v) dünyayi sereflendirdikleri bu gecenin gündüzünde de oruç tutmak müstehaptir. Bu ay içinde mümkün oldugu kadar selâtü selâm çok okunmalidir.

4) Rebiûlâhir ayi:

Hayirli ömür, düsmana galebe ve kötü ölümden muhafaza için sabah aksam 3’er kere su duâyi okumalidir: "Sübhanallahi mil el-Mizan ve müntehel ilmi ve meblegar-riza ve zînetel-ars"

5) Cemâziyelevvel ayi:

Bu ayda normal zikirlere devam etmelidir.

6)Cemâziyelâhir ayi:

Bu ayda normal zikirlere devam etmelidir.

7) Receb-i Serîf ayi:

Allah'in ayidir. Bu aya oruçlu olarak girilmeli ve bu ayda Allah'a çok siginilmalidir. Bu ayin 1.nci günü oruç tutanlara; 3 senelik, 2.nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3.cü günü oruç tutanlara 1 senelik nâfile oruç sevâbi verilir. Hergün 100 defa Ihlâs-i Serîf okunacak, ilk gecesi 20 rek’at namaz (1 günlük kaza namazi) kilinir.

Regaib Gecesi

: Receb ayinin ilk Cuma gecesidir. Bu gece oruçlu karsilanmalidir. Aksamla yatsi arasinda 12 rek’at namaz; her rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe, 5 Ihlâs-i Serîf okunacak, namaz sonunda ise; 101 defa istigfar, 101 defa Salavat-i Serîfe, 101 defa ise "Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ serikeleh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yumitu ve hüve alâ külli sey’in kadîr" okunmalidir.
Mi’raç Gecesi

: Receb ayinin 27.nci gecesidir. Yatsi namazindan sonra 12 rek’at namaz kilinir. 2 rek’atte bir selâm verilir. Her rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe, 10 Ihlâs-i Serîf okunur. Namazdan sonra; 100 defa "Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber, ve lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azim" 100 defa istigfar, 100 defa salâvat-i serîfe okunur.
10 gün 100 defa "Sübhanallahü hayyül Kayyum"

10 gün 100 defa "Sübhanallahü ehadüs Samed"

10 gün 100 defa "Sübhanallahü gafurur Rahiym" zikirlerini yapmak müstehaptir.

Cool Saban ayi:

Resûlullah Efendimizin (s.a.v) ayidir. Çok salavat-i serîfe söylenmelidir. Hergün 100 defa "Kevser Sûresi" okunmalidir.

10 gün 100 defa "Yâ Latîf (c.c)"

10 gün 100 defa "Yâ Rezzak (c.c)"

10 gün 100 defa "Yâ Azîz (c.c)" okunmalidir. : Saban ayinin 15.nci gecesidir. Gündüzü oruçlu, gecesi ibadet ve zikirle geçirilmelidir.





































Berâ(e)t Gecesi

9) Ramazan-i Serîf:

Ramazan ayi onbir ayin sultanidir. Ümmet-i Muhammed’in ayidir. Gündüzleri oruçla, geceleri teravih ile ihyâ edilir. Evveli rahmet, ortasi magfiret ve sonu Cehennem’den azad’dir. Istigfar, salâvat-i serîfe ve Kelime-i Tevhid sIkça ve çok söylenmelidir.

10 gün 100 defa "Yâ erhâmerrâhimiyn" (c.c)

10 gün 100 defa "Yâ gaffarezzünûb" (c.c)

10 gün 100 defa "Yâ mürkâbîn" (c.c) zikri yapilir.

10) Sevval ayi:

Bu ay içinde 6 gün nâfile oruç tutulursa, senenin tamaminin oruçlu olarak geçirilmis gibi sevap alinacagi bildirilmistir.

11) Zilkade ayi:

Haram aylardandir. Diger vakitlerde helâl olan bazi islerin haram oldugu aylardandir. Normal ibadete, nafilelere, zikirlere devam edilmelidir.

12) Zilhicce ayi:

Ilk on gün Allah (c.c) indinde çok kiymetlidir. "Bu günlerde her birinin orucu bir senenin orucuna, gecelerden her birinin ihyâsi da kadir gecesi’nin ihyâsina esittir" buyurulmustur. Bu on günden sonra 4 gün mü'minlerin ikinci bayrami olan mübârek Kurban Bayrami vardir. Bu bayramda Allah rizasi için Kurban kesilir. Kurbanin derisi de kendisi de ancak Allah içindir. Israf edilmez, dîn düsmanlarina verilemez. Etinden mü'minlere dagitilir, fakirler sevindirilir, derisi de bir Islâm hizmetine vakfedilir. Kurban bayramindan 1 gün evvelki gündür. Hadis-i Serîf’de "O gün oruçlu olan kimsenin, biri geçmis, biri de gelecek iki senelik günahlarinin tamamen magfur olacagini Cenab-i Allah'tan ümid ederim" buyuruldu.

Vacib Tekbir’ler: Arefe’nin sabah namazinin farzindan, Kurban Bayrami’nin dördüncü günü Ikindi Namazi’na kadar; farzlardan sonra 1 kere söylenir. Söylenisi: "Allahüekber Allahüekber, Lâ ilâhe illallahu Allahüekber, Allahüekber ve lillahil hamd" seklindedir.

100 istigfar, 100 Salâvat-i Serîfe, 1000 Ihlâs-i Serîf, 100 defa "Lâ ilahe illallahü vahdehu lâ serikeleh lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli sey’in kadiyr" okunur.

Kul hakki namazi: 4 rek’attir. Bu namaz yalniz senede 5 gün kilinir: Regâib Kandili, Berât Kandili, Ramazan ayinin son Cuma günü, Kurban arefesi günü, Muharrem’in 10.ncu günü.

1.nci rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe 3 Tekâsür

2.nci rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe 3 Kâfirûn

3.ncü rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe 3 Âyet-el Kürsî

4.ncü rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe 25 Ihlâs-i Serîf

Namazdan sonra 70 Salavat-i Serîfe okunur. Duâ yapilir.

Imani Muhafaza Namazi:

Kabir namazi

Ana baba hakki namaz

Istiane (yardim) namazi

Abdest sükür namazi:

Abdesti veya guslü müteakip kilinan namaz. 2 rek’attir. Kerahat vakti degilse kilmak menduptur. 1.nci rek’atte Fâtiha-i Serîf, Kâfirûn; 2.nci rek’atte Fâtiha-i Serîf ve Ihlâs-i Serîf sûreleri okunur.: 2 rek’attir. Gece namazindan sonra yahut israk’ten sonra kilinir. 1.nci rek’atte Fâtiha-i Serîf, Kâfirûn ve Ihlâs-i Serîf birer kere; 2.nci rek’atte Fâtiha-i Serîf, Felâk ve Nâs sûreleri (yine birer kere) okunur.i: 2 rek’attir. Israk’ten sonra kilinir. 1.nci rek’atte Fâtiha-i Serîf, ve Felâk; 2.nci rek’atte Fâtiha-i Serîf ve Nâs sûreleri okunur.: Yatsi namazindan sonra oturarak kilinir. 2 rekattir. 1.nci rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe, 1 Kâfirûn; 2.nci rek’atte 1 Fâtiha-i Serîf, 1 Ihlâs-i Serîf okunur. Aksamla yatsi arasinda kilinir. 2 rek’attir. Her rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe, 10 Ihlâs-i Serîf, 1 Felâk, 1 Nâs sûreleri okunur.
______________
<p><img alt="" border="0" src="http://www.userbarlar.com/ub/data/media/1/recep_ivedik.gif" /><strong> </strong></p>
Mesaj04.09.2008, 09:43 (UTC)    
Mesaj konusu: gel gel pideye gel :P


______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj04.09.2008, 09:45 (UTC)    
Mesaj konusu:

resim çıkmamış
______________


Mesaj04.09.2008, 09:47 (UTC)    
Mesaj konusu:


______________


Mesaj04.09.2008, 09:51 (UTC)    
Mesaj konusu:

empirretotalwar yazmış:
resim çıkmamış



______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj04.09.2008, 09:52 (UTC)    
Mesaj konusu: AHIRKAPI DENİZ FENERİ

1755 yılında III. Osman tarafından yaptırılmıştır. İstanbul Boğazı'nın Marmara'ya bakan kısmının batı kıyısındadır. Beyaz kule şeklinde olan fener İstanbul'u çeviren surların burçlarından birisinin üzerine oturtulmuştur. Denizden yüksekliği 40 metredir. Her 6 saniyede bir yanıp sönerek gece karanlığında denizcilerin yön bulmalarına ve gemilerin karaya oturmamalarına yardımcı olur. Bu fener önemli bir deniz kazasından sonra yaptırılmıştır. Bu deniz kazası 1755 yılında Mısır'a gitmekte olan Hacı Kaptan emrindeki bir kalyon fırtınaya tutularak gece vakti Kumkapı' da karaya oturur. Olayı öğrenen Padişah III. Osman ve Sadrazam Sait Paşa derhal Kumkapı' ya giderek kalyon ve denizcilerin kurtarılmasında hazır bulunur. Kurtarılan gemicilerden birisi padişaha şöyle der:

- Eğer burada ve surlar üzerinde bir fener yapılırsa, uzağa gidip gelen gemiler ışığı görünce yollarını bulurlar.

Bunun üzerine III. Osman bir fener yapılmasını emreder ve Kaptan-ı Derya Süleyman Paşa da Ahırkapı Feneri'ni yaptırır.
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj04.09.2008, 09:58 (UTC)    
Mesaj konusu:

Güzel bir başlık Wink
______________
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu