Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj23.10.2008, 16:03 (UTC)    
Mesaj konusu: SanalSahne İle Bilgi Bankası / Soru Bankası ...

Merhaba Arkadaşlar ...

Burada Tüm Bilgileri Yayınlayacağım ( Sizde Yayınlayabilirsiniz )

Bu Bilgiler İlk Öğretim İçindir Arkadaşlar ...

Aşağıdaki Yorum Yerlerinde Bilgileri Paylaşacağım ... Wink

İyi Eğlenceler ... Wink

______________
Mesaj23.10.2008, 16:06 (UTC)    
Mesaj konusu:

..:: BİLGİ NEDİR ::..

Bilgi üzerinde çalışılan içerik ve perspektife göre pek çok çeşitte anlamlar içeren kompleks bir kavramdır. Bazı tanımları: •Öğrenme,araştırma veya gözlem sonucu elde edilen gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad
•İnsan,para,dürtü,öğrenme,güç ve yetenek avantajıdır.
•Buluşta odaklanmış,uzmanlıkla birleştirilmiş,özel ilişkili bir aksiyondur.
•Bir değer ekleme davranışı ve aktivitesidir.
•Yönetme yeteneğidir.
•Bir alanda ilgili çeşitli özellik ve tavırları açıklayan modeller kümesidir.
Bilgi karşımıza birçok farklı şekilde çıkabilir. Çizim,metin,fotoğraf,film vb. birer bilgi çeşididir. Bilgi bir işi gerçekleştirmede sermaye,emek veya topraktan daha fazla konuyla ilgilidir. Bununla birlikte en fazla ihmal edilen varlıktır. Bilgi yeni çıkmış durumlara adapte olabilme yeteneği sağlar,öğrenmenin bir sonucudur ve rekabet avantajını arttırır. Burada önemli olan husus tanımdan da anlaşılacağı üzere “bilginin kaydedilebilir,görülebilir,tekrar tekrar elde edilebilir ,gözlenebilir ve yorumlanabilir bir şekilde olmasıdır.
Bir bilginin değerli olması için odaklanmış ,test edilmiş,gerçeklenmiş ve paylaşılmış olması gereklidir. Ayrıca bilginin girdi ve çıktılarının basit olması, güncellenebilmesi,dilinin basit ve uygun olması gereklidir.
1.2. Bilginin çevrimi:
a)Bilgi doğar,bulunur ya da keşfedilir.
b)Bilgi kaydedilir.
c)Bilgi kullanılır,değerlendirilir.
d)Bilgi geliştirilir.
e)Bilgi aktarılır.
f)Bilgi arşive kaldırılır.
Bilgiler yukarıdaki çevrime göre ömürlerini tamamlar. Bilginin türü ve özellikleri değişse de bu çevrim değişmez.

1.3. Bilginin Tanımlanması:

Bilgi üç yolda tanımlanmıştır:
1.3.1 İşlenmiş data olarak bilgi:
Veriler(data) genellikle tanımlanmamış kullanım ve başvuruları içeren ham gerçekleri göz önünde tutarlar. Bilgi seçeneklere etkiyen işlenmiş data olmak üzere göz önünde tutulur. Data bazen formatlanır , filitrelenir ve özetlenir. Araştırmacılar datayı hipotezleri test etmek için toplarlar,böylece data, işlenmemiş ve analiz edilmemiş sayılara bağlıdır. Data,analiz edildiğinden ,bilim adamları datanın içerdiği bilgi hakkında konuşurlar,bilginin yorumlanması ise,analizlerinden elde edilir.

1.3.2. Belirsizliğin(Bilinmeyenin) karşıtı olarak bilgi:
Bilgi üzerindeki farklı bir perspektif ekonomik teoriden türetilmektedir ve burada bilgi bilinmeyenin negatif ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Mikro ekonomi teorisinde arz ve talebin dengesi mükemmel olarak bilinen pazara bağlıdır. Burada tüm satıcılar ve alıcılar,birbirleri hakkında tüm bilgilere sahiptir ve bilinmemezlik burada yer almaz. Bilgi,arz ve talep hakkında bilinmeyenleri yok ederek bir pazarı mükemmel hale getirir. Makro ekonomi teorisinde, ekonominin yönünü ölçen ve önceden haber veren ekonomik sinyaller ekonomik durum hakkında bilgi sağlarlar. Firma bu sinyalleri çözerek bilinmeyeni en aza indirir.
Yöneticiler bu nedenlerle bilgiyi bilinmeyeni azaltan şeklindeki terimlerle tanımlarlar. Çünkü yöneticiler, karar vermede alternatiflerin çıktılarını düşünmeli,kararın kalitesini,karar verme prosesinin etkisini arttıran çeşitli alternatiflerin çıktıları hakkında bilinmeyenin azaltılmasını tasarlamalıdırlar.

1.3.3. Anlamlı bir sinyal olarak bilgi:
Bilgi teorisi,insanlar ve/veya makineler arasındaki haberleşmenin etkisini ölçme olmakla birlikte ,bilgiyi haberleşmenin girdisi ve çıktısı olarak tanımlamaktadır. Gönderici ve alıcı tarafından aynı şekilde yorumlanan elektronik,denetlenebilir,görülebilir veya diğer sinyaller bilgiyi iletirler.

Yöneticiler haberleşmeci olarak görevlerinde bilgiye ulaşırlar ve bilgiyi yönetirler. Anlamlarını iletecek şekilde ,datayı veya sinyalleri organize eden raporları alırlar. Yöneticiler,haberleşmenin bir parçası olarak duydukları ve gördükleri bilgilerden bir anlam türetirler ve bunu karar vermek için kullanırlar.

Bilginin kullanılması:
Organizasyonlar bilgiyi kaynak,avantaj veya mal olarak kullanabilirler.
Kaynak olarak bilgi:Çıktıların üretilebilmesi için,genellikle organizasyonlar parayı,insanları,hammaddeleri,makineleri ve de zamanı kaynak,girdi olarak kullanan kurumlar olarak düşünülür. Kaynaklar belli bir dereceye kadar bir diğerinin yerine geçebilir. Benzer şekilde,bilgi kapital veya işçinin yerini alabilir. Organizasyon üyeleri,bilgiyi maliyetleri düşürmek ve ürünün ve/veya hizmetin kalitesini arttırmak için kullanabilirler.

Aktif (avantaj) olarak bilgi: Aktif bir şirket çıktısını üretmek için kullanılan ve kaynak gibi tükenmeyen bir insan veya organizasyon özelliğidir. Bazı kaynaklar, süresi uzatılmış bir periyotta kullanılabilmeleriyle aktife dönüşebilirler. Bilgi kaynağı da benzerdir fakat özdeş değildir. Bilgi, anında kullanıldığında gerçekte tüketilir
Bilginin aktif modeli,yöneticilerin kullanabilecekleri bir yatırım şeklindedir. Rakiplerine karşı organizasyonu avantajlı hale getirmek için aktifleri gözlemler.

Ürün olarak bilgi: otomobiller,bulaşık makineleri veya diğer ürünler gibi bilgi de satılabilir bir üründür. Bazı firmalar bilgiyi satmak için kullanırlar. Örneğin,kredi büroları,potansiyel alacaklılara bilgi satmak amacıyla geçmiş kredileriniz hakkında bilgi toplar. Hizmet ağırlıklı ekonomilerde,artan sayıda organizasyonlar bilgiyi satılabilir bir ürün olarak görmektedirler.

1.5. Bilginin değeri:
Eski magazinleri,kitapları,mektupları,notları ne sıklıkta atıyoruz? Belki bazılarımız “eğer bir yıl içinde onları hiç kullanmadıysam , demek ki onlara gerçekten ihtiyacım yok” şeklinde kuralları vardır. Bilinçli olarak veya olmayarak ,bu nesnelerdeki bilgilerin değerleri hakkında ,bunları depolamanın maliyetine bağlı olarak bir karar veriyorsunuz. Her bir nesne için maliyet çok küçük dahi olsa, kümülatif maliyet önemli ve ilerde değerinden daha çok olabilir. Şirketler bilgilerin değerleri konusunda elde edilmelerinin ve depolanmalarının maliyetine bağlı olarak değer biçmek zorundadırlar.

1.6. Bilginin maliyeti:
Bilgi değerli de olsa ,kullanılabilmesi için bir maliyeti vardır. Bilginin elde edilmesi,işlenmesi,saklanması,düzeltilmesi,iletilmesi gibi her türlü işlemin maliyeti vardır:
•Bilginin elde edilmesi:
Kullanılabilmesi için bilginin elde edilmesi ilk adımdır. Bilgi resmi veya gayri resmi kaynaklardan elde edilebilir. Formal kaynaklar,( iş formları, bilgi veri tabanları, personel kayıtları ) izafi olarak organize edilmiş ve tahmin edilmiş biçimde bilgi sağlarlar,informal kaynaklar( çalışanlarla dialog, aktivite gözlemlenmesi ) bilgiyi daha az yapısal bir yolla sağlarlar. Genellikle bilginin informal kaynaklardan elde edilmesi daha az maliyetlidir ama elde edilen bilginin organize edilmesi ve efektif bir şekilde kullanılabilmesi daha zor olabilir.
Datanın elde edilmesi manuel veya elektronik olarak meydana gelebilir. Uzmanlar verilerin elde edilmesi için elektronik formların kullanılmasının ,tasarım ,satın alma,kullanma, taşınma,gözden geçirilmesi gibi işlemlerde benzer kağıt formlara göre 70 daha aza mal olduğunu bildirmektedirler.

•Bilginin işlenmesi:
Bilginin işlenmesi onun yararlı kullanılabilir bir forma taşınmasıdır. İşlenme tipik olarak iki defa meydana gelir. İlk olarak bilginin elde edilmesi ve saklanması arasında ve ikinci olarak düzeltilmek için gözden geçirilmesi ve iletilmesi arasında olur. Bilginin elde edilmesi ve stoklanması arasındaki işlenme genellikle büyük miktarda insan gücü ,kişisel iş gerektirir. Elektronik işleme,örneğin elektronik scanner(tarayıcılar),verilerin elektronik formlara dönüştürülmesini gerektirir.

Bilginin stoklanması ve iletilmesi arasındaki işlenme manuel veya bilgisayarlı sistemlerle gerçekleştirilebilir. Manuel sistemde,çalışan gözden geğirme,formatlama ve sergileme işlemlerini gerçekleştirir. Özetler veya özel analizler gerektiğinde finans ve muhasebe konusunda bilgili bir analist verileri işleyebilir. Manuel bilgi işlenmesi yüksek işçiliği ve zaman maliyetini ama düşük ekipman maliyetini içerir. Çok miktardaki verilerin manuel olarak işlenmesi,bilgisayarla işlenmeye göre çok pahalıya gelir.
Yeniden gözden geçirme ve iletme arasındaki işlenmenin bilgisayar sistemleriyle yapılması,daha fazla analiz ve daha kısa zamanda sergileme olanaklarına izin verir. Bilgisayarla işlemenin maliyeti kiralama veya bilgisayar ekipmanının aşınmasını,değerden düşmesini,aletin hazırlanması için gerekli işgücünün maliyetini,yeniden değerleme,formatlama ve sergileme için yapılacak olan program maliyetini içerir. Bilgisayarla işleme,manuel işlemeye göre daha düşük işçi ve zaman maliyetini ama yüksek ekipman maliyetini içerir.

•Bilginin stoklanması:
Bilginin stoklanmasının ilk maliyeti,stoklama alanı ve araçlarının maliyetidir. Bilgisayar dışı stoklama kağıtlarını,mikroformlarını veya her ikisini de içerir. Bu çeşit bir stoklamada elektronik duruma göre daha çok fiziksel stoklama alanına ihtiyaç vardır. Elektronik olarak yapmaya göre bu alanın satın alınması veya kiralanması daha pahalıya mal olacaktır. Bilgisayarla stoklama, birçok çeşit yöntemi kullanır. Bu harddiskleri,disketleri veya CD-ROM’ ları içerir. Bu seçim,bilginin miktarına ve yeniden düzenlemenin arzu edilen hızına bağlı olarak yapılır.
Birçok firma,elektronik olarak stoklanan bilgilerinin, yangın,sel gibi herhangi bir felakette yok olmasını önlemek amacıyla kopyalayarak güvenli başka bir sitede saklarlar. Ek olarak, birçok firma ikinci kağıtları veya verilerin mikroform kopyalarını saklarlar. Araçların maliyeti,fiziksel faaliyetler ve destekleme sistemleri için gerekli çalışanların maliyeti de stoklama maliyetine eklenir.

•Bilginin gözden geçirilmesi:
Manuel sistemlerde,istenen datanın gözden geçirilmesi çok fazla zaman ve para harcanmasına yol açabilir. Yöneticiler yaklaşık olarak bir yılın altı haftasını yerleştirilmemiş materyalleri aramakla geçirirler. Sekreterler,zamanlarının 30’undan fazlasını kağıt dokümanlarını arayarak ve yine yaklaşık olarak zamanlarının 20’sini dosyalanmamış bilgileri aramakla geçirebilirler. Çünkü kağıt dosyalar çok fazla yer kaplayabilirler,bu nedenle veriler başka bir yerde veya farklı bir binada saklanabilir.
Elektronik sistemler ise, organize edilmiş bir modelde elektronik olarak stoklanmış bilgilere hızlı ve ucuz girişi sağlarlar. Maliyetler,saniyenin küçük bir parçasında bilgisayar ekipmanını kullanmayı gerektirir. Eğer kişi gözden geçirmeyi isterse,bu durum gözden geçirme isteğinin bir insan tarafından anlaşılabilir formdan,bilgisayar tarafından anlaşılabilecek bir forma dönüştürülmesi gibi ek bir işlemi gerektirebilir. Bilgi,istenilenden farklı bir yerde stoklanmışsa,yapılan istekte datanın nerede stoklandığının belirtilmesi gerekir.

•Bilginin iletilmesi:
Birçok organizasyonda,sıklıkla bilgiler manuel olarak işlenmekteydi. Organizasyon üyelerinin çoğu,resmi veya gayri resmi görüşmelerde yüz yüze iletişimi ve ihtiyaç duydukları bilgilerin çoğunluğunun yazılı olmasını tercih etmekteydiler. Fakat yüz yüze iletişim büyük bir zaman miktarlarını gerektirmektedir ve organizasyonların çoğunda zaman kıt kaynaklardan biridir.
Yazılı notlar, raporlar,reklamlar ve diğer dokümanlar ancak bilginin küçük bir miktarını çok sayıdaki insana efektif bir şekilde iletebilecektir. Ama bilginin uzun mesafelerde iletimi veya büyük datanın değiş tokuşu söz konusu olduğunda elektronik iletişim çok daha etkili olarak gerçekleşecektir. Telefon,televizyon,video konferanslar, faks veya diğer elektronik data iletişimi araçları kişiler,gruplar,organizasyonlar veya data depoları arasında haberleşme linklerinin kurulmasını sağlayabilir. İletilen her birim bilgi için elektronik medya yazılı medyadan çok daha ucuza mal olacaktır. Beş tane bilgi fonksiyonu için manuel ve bilgisayarlı proseslerin maliyetleri aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.

Bilgiyi ham veri olarak tanımlayabiliriz. Kullanıcı tarafından anlam taşıyan gerçek yada anlaşılabilen bir işlemi sonuçlandırmaya veya karar vermeye yarayan ise veridir. Bir bakıma veri değerlendirmenin başında kullanılan,bilgi ise değerlendirmenin sonunda ulaşılan veridir. Veri davranışı etkilemeyen gözlemlere dayalı bir simgeler topluluğudur. Oysa veri bireylerin davranışlarını etkilediği zaman bilgi haline dönüşür. Veri gerçek olarak gözden geçirilip yöneticinin davranışını etkileyecek biçimde örgütlenmek için bilgi olarak kabul edilemez. Yönetici veriye bir anlam verip,bir faaliyetin yapılmasında veya kararında kullanılırsa,veri bilgiye dönüşmüştür. Bilgi alışverişinin,tüm sistemler için gerekli olduğu görüşü göz önüne alınırsa,etkili Yönetim Bilişim Sistemlerinin tasarımı ve haberleşmenin bu sistemler içindeki önemi ve rolü iyice bilinmeli ve kavranmalıdır.

1.7. Yönetim için gerekli olan bilginin özellikleri:
Herhangi bir işin başarısı,yürütücülerin temel fonksiyonlarını ne ölçüde yerine getirdiğine bağlıdır. Bu işlemlerin gerektirdiği biçimde yerine getirilmeleri ise,yöneticilerin bilgi ihtiyaçlarını ne derecede karşıladıklarına bağlıdır. Her işlem karar almayı gerektirir ve karar süreci de doğru,zamanında,eksiksiz , öz ve yerinde bilgiye ihtiyaç duyar.

•Doğruluk: Belirli bir zaman içindeki doğru bilginin üretilen ya da işlenen toplam bilgiye oranıdır.
•Zamanlama: Bir yöneticiye geç gelmiş olan bilginin doğruluk derecesinin yüksek olmasının pek önemi yoktur,bilginin sadece doğru olması yeterli değildir,aynı zamanda bilginin yöneticilere ulaşması gerekir. Ancak bilginin doğruluk oranının yüksek olması gecikmelere sebep olurken,bilginin kısa zamanda yöneticiye ulaştırılması ise maliyetleri arttırmaktadır.
•Eksiksizlik: Bilginin,yöneticinin karar verebilmesi için gereksinim duyduğu tüm verileri kapsamasıdır.
•Kısalık: Gerekli verilerin özetlenerek,kısa ve öz bilgilerle desteklenmesidir.
•Yerindelik: Bilginin önemli olan organ veya yöneticiye ulaşabilme özelliğidir.
•Ucuzluk: Bilginin ucuza elde edinilmesidir. Ancak zamanlama,doğruluk ve ucuzluk özellikleri optimize edilmelidir.

1.8. Stratejik kaynak olarak bilgi:
Stratejik bilgi sistemleri ,amaçları,operasyonları,ürünleri,servisleri ya da organizasyonların çevresel bağlantılarını değiştirerek onlara diğer rekabetçilerin üzerinde bir yer kazanmada yardım eder. Bu tip etkileri olan sistemler organizasyonların iş tipini bile değiştirebilir. Örneğin, Merril Lynch bilgi sistemlerini kullanarak hisse senedi komisyonculuğundan finansal hizmet işine geçiş yapmıştır.

Stratejik bilgi sistemleri,sıklıkla organizasyonun yapısını değiştirdiği gibi ürünlerini,servislerini ,iç prosedürlerini de değiştirerek organizasyonu yeni davranış şekillerine sürükler. Organizasyonlar gün geçtikçe bilgiye para ve işgücü gibi bir kaynak olarak bakmaktadırlar. Geçmişte bilgi,tasarım bürokrasisi,üretim ve bir ürün ya da hizmet dağıtımı için gerekli bir bela olarak görülüyordu. 1960’larda organizasyonlar bilgiye değişik bakmaya başladılar ve bilginin genel yönetim desteği için kullanılabilir olduğunu anladılar. MIS bu dönemlerde haftalık üretim,aylık finansal bilgi, stok,borç hesapları,alacak hesapları vb. raporlar üreten bir bilgi fabrikası olarak görülüyordu. 1970’lerde ve 1980’lerin başlarında bilgi ve bunu toplayan,depolayan ve işleyen sistemler organizasyon üzerinde,iyi ayarlanmış ,özel amaçlı ,ayarlanabilir yönetim kontrolü sağlayan yapı olarak görülüyordu. Bilgi sistemleri bu periyotta DSS(Karar Destek Sistemleri) ve ESS (Yönetici Destek Sistemleri)ni doğurdu. 1980’lerin ortasında bilgi kavramı tekrar değişti. Bilgi,stratejik kaynak,potansiyel rekabet avantaj kaynağı yarışı kazandıracak bir silah sayılıyordu. Stratejik bilgi sistemleri,uzun dönem karar alma problemlerine odaklanmış olan tepe yöneticileri için stratejik seviye sistemlerinden ayrılmalıdır. Stratejik bilgi sistemleri,organizasyonun tüm seviyelerinde kullanılabilir.

______________
Mesaj23.10.2008, 16:07 (UTC)    
Mesaj konusu:

süper paylasim olacak...basarilar simdiden...
______________
Mesaj23.10.2008, 16:07 (UTC)    
Mesaj konusu:

..:: YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN OLUŞMASI NEDİR ::..

Yeryüzü şekillerinin oluşması ve değişmesi hem iç, hem de dış güçlere bağlıdır. Yüzeydeki yükselmelere dünyanın içindeki güçler, yani iç güçler yol açar. Buna karşılık dış güçler, yani su, rüzgar ve buz bu yükseltileri yeniden düzleştirmeye çalışır. Tektonik ve mağmatik olaylar, arazi yapılarının farklılığı ve dış güçlerin farklı etkileri çok çeşitli yeryüzü şekillerinin oluşmasına yol açar.


Güçlerin Etkisi

Dünya’nın kabuğunun soğumasından bu yana sürekli yinelenen bir süreç söz konusudur. İç güçler yüzeyde yükseklik farklılıklarına neden olurken, yani dağlar, kayalar, çukurlar, yanardağlar ya da başka yükseltiler oluştururken, dış güçler de bunları sürekli biçimde aşındırır, yontar ve doldurur. Güneş enerjisinin ve iklim etmenlerinin (sıcaklık farkı, yağış, rüzgar vb.) etkisi altındaki jeolojik süreçler dış güçleri oluşturur.

Aşınma

Çevre koşulları bir yüzeyin çeşitli biçimlerde aşınmasına neden olabilir. Bunlar ortaya çıkış biçimlerine göre fiziksel-mekanik, kimyasal, biyolojik ve biyokimyasal aşındırmalar olarak sınıflandırılabilir. Aşınmanın derecesi o çevrenin iklim ve hidroloji koşullarına bağlı olarak değişir.

Fiziksel-mekanik aşınmaya buharlaşmanın çok, yağışın az olduğu kurak bölgelerle yağışların genellikle kar biçiminde düştüğü yerlerde rastlanır. Deniz kıyılarında da bu tür aşınmalar görülebilir. Yağışın bol ve sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde ise kimyasal aşınma söz konusudur. Bu tür aşınmalar özellikle tropik bölgelerde çok etkilidir.

Günlük ya da yıllık sıcaklık farklılıkları kayaların yüzeyinde gerilimlere neden olarak onların kırılarak ufalanmasına yol açar. Ayrıca gene bu nedenle ortaya çıkan küçük çatlakların arasına giren sular buz, tuzlar da kristal oluşturarak kayayı parçalar. Rüzgar, su ve buzun da aşındırıcı etkisi vardır. Bunların taşıdığı katı cisimler kayalara vurarak ufalanıp parçalanmasına neden olur.

Kimyasal aşınma daha çok suyun ve ona karışmış olan asitlerin etkisiyle ortaya çıkar. Örneğin, tuz içeren kayaçlar yalnızca suyun etkisiyle çözülebilir. Buna karşılık kireçtaşlarının eriyebilmesi için daha güçlü asitler gereklidir.

Ötekilerle karşılaştırıldığında hayvanlarla bitkilerin yol açtığı biyolojik ve biyokimyasal aşınmanın önemsiz olduğu görülür. Aşınma genel olarak toprak oluşumunda da önemli rol oynar

Sürüklenme ve Taşıma

Kopan parçaların bulundukları yerden uzaklaştırılmasına sürüklenme denir. Sürüklenme çoğu kez ışınmayla birlikte ortaya çıkar ve bunun sonucunda aşınan yüzey yeniden aşındırıcı güçlerin etkisi altına girer. Sürüklenme kütleçekiminin, suyun akım gücünün, buzun itici gücünün ve rüzgar hareketinin artık hiçbir şeyi hareket ettiremeyeceği noktada son bulur. Bu nedenle bazen dağların yakınındaki çukurlarda ya da dağların eteklerinde sürüklenmiş parçalara rastlanır.

Doğa güçlerinin bu parçacıkları daha uzaklara götürdükleri de olur, buna taşıma denir. Özellikle ırmaklar kopardıkları parçaları çok uzaklara götürebilir. Suyun aşındırıcı gücünün etkisiyle oluşmuş “V” biçiminde vadilere rastlanabilir. Su gibi buz da kayalardan parçalar koparıp uzaklara taşıyabilir ve “U” biçiminde vadiler oluşturabilir. Denizin taşıyıcı etkisi dalgalar, gelgit ve akıntılarla ortaya çıkar. Rüzgar ise özellikle koruyucu bitkilerin olmadığı kurak bölgelerde büyük zararlar verebilir ve küçük parçaları binlerce kilometre uzağa taşıyabilir.

Tortullaşma ve Yeniden Oluşum

Taşınan parçaların bir yerde çökelmesine tortullaşma denir. Büyük parçalar dağlarla düzlükler arasındaki sınır bölgesinde çökelerek teraslar oluşturur. Daha küçük parçacıklar ise eğer kara parçası üstünde bir yerde çökelmemişlerse, denize ulaşır. Irmakların taşıdığı parçalar kıyılarda deltalar oluşturur. Kıyıya yakın bir yere çökelmeyen parçalar ise daha uzaklara giderek denizin dibinde birikir. Milyonlarca yıl süren bu taşıma ve biriktirme bir süre sonra yerkabuğuna baskı yaparak iç güçleri harekete geçirir, bunlar da yeniden yükseltilerin ortaya çıkmasına neden olur.

Dünya’mız son 570 milyon yıldan beri üç büyük orojenez, yani dağoluşumu yaşamıştır. Bunların hepsi de yukarda anlatılan aşınma ve biriktirme sonucu iç güçlerin hareketiyle ortaya çıkmıştır. Günümüzden yaklaşık 500-408 milyon yıl önceki Kaledoniyen dağoluşumu sırasında İskoçya, Norveç’teki dağlar, 387-248 milyon yıl önceki dağoluşum sürecinde Apalaşlar, Urallar ve Orta Ren Dağları, 213 milyon yıl önce başlayan son dağoluşumunda ise Alpler, Andlar, Kayalık Dağlar ve Himalayalar ortaya çıkmıştır.

______________
Mesaj23.10.2008, 16:08 (UTC)    
Mesaj konusu:

kazanma yazmış:
süper paylasim olacak...basarilar simdiden...


Çok Teşekkürler Wink
______________
Mesaj23.10.2008, 16:18 (UTC)    
Mesaj konusu:

..:: ELEMENT NEDİR ? ::..

ELEMENTLER
Aynı cins atomlardan meydana gelen saf maddelere element denir.

Elementlerin özellikleri
Saf ve homojen maddelerdir
En küçük yapı taşları atomdur.
Kimyasal ve fiziksel yollarla daha basit parçalara ayrıştırılamaz.
Belirli erime ve kaynama noktaları vardır.
Sabit öz kütleleri vardır.
Homojendir.
Elementler sembollerle gösterilir.
Tabiatta oda sıcaklığında üç halde de bulunur.

______________
Mesaj23.10.2008, 16:20 (UTC)    
Mesaj konusu:

..:: ZEKİ OLMANIN YOLLARI ::..

Kaç defa beyninizin durduğunu, çalışmadığını hissettiniz?

Patrona birşey sunmanız veya yazı yazmanız gerektiğinde genellikle neden bu durum ortaya çıkıyor?

James Thorton’a göre bunun nedeni yaşlandıkça hafıza gerilemesi değil. Sadece bilişsel zekamızı geliştirme ihtiyacından dolağn bir uyarı..

Bu yüzden düşünmeye biraz ara verip daha iyi düşünmek ve yaratıcı zekanızı geliştirmek için yapmanız gereken 15 tavsiye sunuyor..

Zekanızı parlatan öneriler

1. Doğru zamanlama yapın.

Çoğu yetişkin insan sabahları, çoğu geç insan ise öğleden sonra daha net düşünür. En iyi düşünme zamanınızı belirleyin ve en zor beyin çalışmalarınız için o zamanı rezerve edin.

2. İyi bir eğitim alın fakat abartmayın.

Psikolog Dean Keith Simonton, okula gitmenin yaratıcılık üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu söyler. Ardından artan bir şekilde, mezuniyete odaklanma yaratıcılığı düşürür. “Etkili yazmada psikiyatrist olarak büyük bir yazar olmazsınız.”

3. Konfiçyüsü dinleyin.

Bir numara “hafıza yardımı” hafıza araştırmacılarının kendileri tarafından kullanılır: Not edin. Bir Çin atasözü “en zayıf mürekkep en güçlü hafızadan daha kalıcıdır”.

4. Araştırmalar bir fincan kahvede bulunan kafein miktarının konsantre olmanıza yardımcı olacağını gösteriyor. Fakat kaygıya meyilli iseniz; bu bir işe yaramayabilir..

5. Var olanlar için yeni hafızaları sağlama bağlayın. Michigan Üniversitesi Bilişsel Araştırmacı Denise Park, “Varolan hafızanızın yeni bilgilere uyum sağlayan bir darağacı olarak düşünün. Yeni bilgileri ayrılan alanın dışında bırakmayın. Özel olarak, hafıza kaybı için ilaç var mıdır diye sordunuz. Hafıza kaybı için herhangi bir reçeteli ilaç olup olmadığını bilmiyorum" diyor.

6. Uygulama yapın. Yeni becerileri öğrenme ve sürekli uygulama yapma beynin internal organizasyonunu değiştirmek için ortaya çıkar. Bir çalışma, periodik eğitim dönemlerinin 70 yaşlarında olan gönüllülerin, 7 yaşlarındayken sahip olduklarından daha iyi bilişsel ve hafıza becerilerine yardımcı olduğunu gösteriyor. “uygulama gerçekten işe yarar” der National Institute on Aging’te emeritus psikolog Len Giambra.

7. Fikirlerinize bir şans verin. Çoğumuz gerçekleri çabucak değerlendirme ve çabucak “gitme veya gitmeme” kararı vermede kabiliyetlerimiz için ödüllendiriliriz. Yaratıcılık daha fazla acele etme ve heyecan ister.

8. Entelektüel bir iş ve zeki bir eş seçin. Polonya’dan merak uyandırıcı çalışmalar, kariyerleri entelektüel bir egzersiz isteyen kişilerin yaşamlarında yüksek bilişsel seviyeye sahip olduklarını sunuyor. Ve zeki biri ile evlenme başarınızın devamını sağlar.

9. Yaratıcılık, genellikle bir alandan diğer bir alana adapte olma çözümleri için beceriyi özetler.

10. Leonardo’dan öğrenin. Yazar Michael Gelb, yeni kitabında Leonardo Da Vinci gibi nasıl düşünülür, en büyük Rönesans adamında işe yarayan bazı beyin geliştirme stratejilerini sunuyor. Ormanı öğrenme ve ters elinizle resim çizme gibi konuları da içeriyor.

11. Dikkatinizi verin. Sadece toplantıdan birkaç saniye sonra bir kişinin adını unuttuğunuz oluyor mu? Problem hafıza değil, konsantrasyondur. Yaşlanırken, bilinçli olarak hafıza bankamıza kendi kendimize bilgi koymamız gerektiğini hatırlamalıyız.

12. Mozart dinleyin. Wolfgang’ın müziğine maruz kalan bir beyin daha kompleks bağlantılar geliştiriyor. Bu da daha fazla bilgi için daha hızlı, entegre olmuş erişime izin veriyor.

13. Zekânızı geliştirmek için vücut egzersizi yapın. Uzmanlar, aerobik antrenmanın okul performansından sinir iletim hızına kadar her şeyi geliştirdiğine inanıyorlar. Egzersiz gerçekten yapılmasını mantıklı kılan birçok yarara sahip.

14. Yeni şeyler deneyin. Yaşamının sonuna yakın, empresyonist ressam Henri Matisse, fırçaları harika kâğıt kesikleri serileri yaratmak için kullandığı makas ile değiştirerek sanatını tekrardan canlandırdı. Yaratıcı Davranışlar Dergisi editörü Psikolog Dean Keith Simonton, bu gibi deneyimlerin yaratıcılığın başarılı niteliği olarak ortaya çıktığını ifade ediyor. Yaratıcı ve yaratıcı olmayan kişilerin karşılaştırıldığı bir çalışmada temel farkın birinin yeni şeyler öğrenme konusunda daha açık olduğunu diğerinin ise olmadığını gösterdi.

15. Dikkat dağılma olayını sonlandırın. Alakasız uyarıcılar tarafından bombardıma tutulursanız, odaklanmanız çok zor olur. Kesinlikle bir şeyi yapmalıysanız ( örneğin bir raporu tamamlama) telefonun fişini çekebileceğiniz ve konsantre olabileceğiniz bir otel odası kiralamayı deneyin.

Tutkularınızın peşinden gitmeyi sakın unutmayın! Son günlerde bir Hollandalı psikolog satranç ustalarını santranç büyük ustalarından neyin ayırdığını bulmaya çalışıyor. Her gruba test uyguladı- IQ, hafıza, boyutsal akıl yürütme-. Onlar arasında test farklılığı bulamadı. Tek farklılık büyük ustaların satrançı daha çok sevmeleriydi. Ona karşı daha tutkulu ve daha çok bağlıydılar. Tutku, yaratıcılığın anahtarı olabilir.

______________
Mesaj23.10.2008, 16:22 (UTC)    
Mesaj konusu:

Semptonlar
Burunda kaşıntı, burun tıkanıklığı, hapşırma nöbetleri, temiz sulu burun akıntısı allerjik rinitin major semptomlarını oluşturur. Hastanın başında irritasyon ve ağırlık hissi vardır, konjunktivit, halsizlik, geçici ateş, iştahsızlık, otonomik semptomlar, çalışma isteksizliği ve geçici hipo ya da anosmi gibi yakınmalar da tabloya eşlik edebilir9,11.

Perenial allerjik rinit ile mevsimsel allerjik rinit semptomları aynıdır. Ancak perenial allerjik rinitli hastalar genellikle burun tıkanıklığından daha fazla şikayetçidir ve göz kaşıntısı seyrek problem olarak karşımıza çıkar
Mesaj23.10.2008, 16:22 (UTC)    
Mesaj konusu:

..:: MONA LISA HAYATI ::..

Mona Lisa
Leonardo da Vinci, 1503–1507
Yağlıboya, 77 × 53 cm
Louvre Müzesi
Mona Lisa, (İtalyanca ve İspanyolca: La Gioconda; Fransızca: La Joconde), İtalyan Rönesans sanatçısı Leonardo da Vinci'nin eseridir. Tablodaki kadın, yüzündeki "gizemli gülümseme" ile sanat tarihinin bir parçası haline gelmiştir.

Leonardo, "Mona Lisa" tablosu için çalışmalarına 1503 yılında başladı ve eseri tamamlaması üç - dört yıl sürdü. Eser şu anda Fransa'daki Paris - Louvre Müzesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca tablonun güvenliği gelişmiş bir X-ışını sistemiyle sağlanmaktadır.


Yüz ayrıntısı
Modelin kimliği [değiştir]"Mona Lisa" tablosunda betimlenmiş olan kişinin kimliği kesinlikle belirlenememiş olmasına karşın; sanat tarihçileri, modelin kimliği ile ilgili pekçok fikir yürütmüş ve iddialarda bulunmuşlardır. Leonardo hakkındaki ilk biyografiyi yazan Vasari, dönemin önemli kişilerinden biri olan Francesco del Giocondo'nun eşi Mona Lisa'nın tabloda resmedilen kişi olduğunu düşünmüştür. Bu kişinin kimliği ile ilgili sayısız iddiadan sadece biridir. İşte bu nedenle "Mona Lisa", aynı zamanda "Jocondo" olarak da anılır.

Bell Laboratuvarları'ndan, Dr. Lillian Schwartz Mona Lisa'nın, Leonardo'nun kendi-portresi olduğu fikrini ortaya atmıştır. Bunu savı ortaya atarken dayandığı kanıtlar, sayısal analizler yardımı ile elde edilen, Leonardo'nun ve tablodaki modelin yüz özelliklerinin aynı olduğununa dair sonuçlardır. Ayrıca bazı iddialar da Mona Lisa'nın Leonardo Da Vinci'nin yanında çalışan bir kişi olduğu yönündedir. Doğruluğu kanıtlanmasa da bu yönde iddialar çoğalmaktadır.

______________
Mesaj23.10.2008, 16:23 (UTC)    
Mesaj konusu:

PATOLOJİ
Allerjik rinitli hastalardaki histolojik bulgular; mukozal ödem ve eozinofil, lenfosit ve plazma hücrelerinin infiltrasyonu ile tunica propria’da kolloidal birikimidir.

Allerjik rinitli hastalara sensitize oldukları allerjenin uygulanımı sonucunda nazal epitelde mast hücrelerine ve bazofillere bağlı durumda IgE birikimi saptanır. Bu olay tetik vazifesi görerek sinirler, damarlar ve müköz glandlar üzerinde etkili olan kimyasal mediatör salınımına neden olur. Sonuçta kısa sürede konjesyon, burun akıntısı, tıkanıklığı ve kaşınma meydana gelir. Allerjik bireylerin yaklaşık yarısında erken fazdan 13-14 saat sonra yeni allerjen olmaksızın geç faz reaksiyonu gelişir. Bu fazda mediatörler tekrar salınarak inflamatuar hücrelerin nazal submukozada birikimine ve semptomların tekrar ortaya çıkışına neden olur
Mesaj23.10.2008, 16:23 (UTC)    
Mesaj konusu:

sayın arkadaşlar

bu konuları sitelerinizde paylaşsanız .Wink

daha ii olur...

______________
Sevgili Arkadaşlarım;
Web site portfolyoma yeni ve iddalı bir site daha ekledim.Sizleri de bu yeni sitemde görmekten mutluluk duyarım.
Abdullah Demir
Mesaj23.10.2008, 16:23 (UTC)    
Mesaj konusu:

Güneş Ne Kadar Sıcaktır?
Güneş, Güneş Sistemi'ndeki en büyük gök cismidir. Çok sıcak ve yanmakta olan bazı gazlardan oluşur. Bu nedenle, yüzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eşit güçte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünyamızın büyüklüğünün 40-50 katı olan alevler fışkırır.
Güneş'in dış yüzeyindeki sıcaklık 6000 derece, içindeki sıcaklık ise 12 Milyon derecedir.
Mesaj23.10.2008, 16:24 (UTC)    
Mesaj konusu:

..:: NASRETTIN HOCANIN HAYATI ::..


ivrihisar'ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Daha sonra Akşehir'e yerleşerek burada imamlık, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunur.Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.


Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur. Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, "kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.


Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir.
Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir. Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir.
Akşehir, Nasreddin Hoca ile adını Dünya'ya duyurmuştur. 1208-1284 yıllarında Akşehir'de yaşayan ünlü düşünür ve mizah ustası Nasreddin Hoca anısına yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.

______________
Mesaj23.10.2008, 16:24 (UTC)    
Mesaj konusu:

Okyanus Ne Kadar Derindir?
Dünyanın en derin okyanusu Pasifik okyanusu'dur. 4.637 metredir. Ve en derin noktası ise Marina Çukuru 11.033 metredir.
Dünya'da En Hızlı Koşan Kuş Hangisidir?
Dünya'daki en hızlı uçan kuş kartaldır.. Bazı kartallar, havada inanılmaz bir sürat yaparak aşağıya doğru inişe geçerler. Bu dalış esnasında saatte yaklaşık 322 km. hız yaparlar. Büyük kartallar avlarına çok hızlı çarparlar.
Mesaj23.10.2008, 16:24 (UTC)    
Mesaj konusu:

Kağıt Parayı İcat Eden Kimdi?
Para icat edilmeden önce, deniz kabuğundan kıymetli metallere kadar çeşitli mallar değişim aracı olarak kullanılmıştır. Tarihi kayıtlara göre, M.Ö. 118 yılında Çinliler deri para kullanmışlardır. İlk kağıt para ise M.S. 806 yılında yine Çin’de ortaya çıkmıştır.
Batıda kağıt paraların basılması ve kullanılması 17 nci yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. İlk kağıt paranın 1690’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Massechusetts Hükümeti, İngiltere'de ise "Goldsmiths" ler tarafından basıldığı ve dolaşıma çıkarıldığı, 1694 yılında İngiliz Merkez Bankası ve daha sonra diğer ülke merkez bankalarının kurulması ile de yaygınlaştığı görülmektedir.
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu