Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj06.11.2008, 21:02 (UTC)    
Mesaj konusu: şiirlerin ve şarkı sözlerinin buluşma mekanı

Ölümü Ektim Randevu Yerinde
Beklemekten Ağaç Olsun

Zembereği boşalmış sözcüklerin
Akreple yelkovan öpüşüyor onikide
Bütün ziller vaktinde vuruyor,
tembellik edip gitmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
Bugün de gecikeceğim
Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına
Martılar uykuya dalmış
Kar bütün izlerini örtmeye hazır
Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni…
Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler.
Kusura bakma ölüm
ben ardımdan sövdürmem.
Bu randevuya asla gelmem.
Bu şiirin içinden tren de geçebilir
Uçak da
Vapur da
Bütün teknolojik ölüm aletleri de
ama hiç birine binmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
gelmeyeceğim

***

Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki
Ve ben ne olacağını merak ederken
hani filmin en güzel sahnesinde
sinemadan çıkar gibi
hayattan çıkıp gidemem
Kusura bakma ölüm
Adın çok soğuk gelemem
Bunca mazeretim varken
yaşama dair,
ölümü aklımdan bile geçirmem
Seviyorum seni hayat
tüm kötü sürprizlerini de..



Erol ZAVAR



Sevgili A. GALİP'in değerli katkıları ve izniyle...


Damla damla eridim
Hüzne biriktim
Karardı aydınlık sözler
Aydınlık yüzler
Yığılıyor
Öfke kin kaygı
Ne gelecek günler bir müjde saklıyor
Ne bir ilerleme halindeyiz
Hep bir kılıç üzerinde
Hep çapraz ateşlerdeyiz



BİR GİZE UYANIŞ

Beyninde dolaşan sorulara
Yanıt
Kalbinde çarpan aşklara
Kanıt
Değilse yaşadıkların
Hükmü tarihtir artık
Kanla yazacakların

UYANIŞ

I

Biliyorum
Üzerimde yükselen bu gökyüzü
Asırlardır bulutu ve yağmuru
Bağrında taşıyan bu gökyüzü
Sabırsız

Biliyorum
Üzerinde dolaşıtığım bu yeryüzü
Beni bağrına basacak olan bu toprak
Sessiz ve telaşsız yürüyüşümden
Rahatsız

Yer ve gök
Hava ve toprak
Nicedir bir insan kılığında yaşayan
Emsalsiz kayğısızlığıma
Misli görülmemiş bir ceza
Biçecek

Kendimi
Gece ile gündüzün bitiştiği çizgiden
Gece ile gündüzün ayrıştığı çizgiye
Mahkum edişim
-umarım sanmıştım-
Yanılsamaydı
Şimdi apaçık bilinen günahım
Bütün mazeretlerimi unuttum
Zehrini emerek beslendiğim yalnızlıklar
Güneşten sakınarak gizlediğim gövdem adına
Bir yalın hakikat olarak
Yeniden doğuyorum sabır taşından

Aşklar ve acılar ağırlasın beni
Umutlar ve düşler
Döktüm gizimi
Tarihim kalmadı
Geri döndüm ve seçtim
Bu serüvende ben de varım
Yazgıma razıyım
Yatağını şaşıran ırmaktım belki
Gölgesini yitiren gezgin olmadım

II

-Kuyuya atılan bir taşın
Geri dönmeyecek yankısını bekleyerek
Harcanan ömür
Irmağın ve rüzğarın yabancısı
Dağların tedirginidir
Ki ancak
Vadilerin ezberlenmiş kıvrımlarında
Ve asırlık sukunetlerde teselli bulur-

Dağların
Irmakların sırrına eriştim
Sustum ve rüzğarın dilini öğrendim
Yanıtı gizlenmiş sorular sorandım hep
-Varolmak var kılmaksa eğer
Neden kanla sulanıyor toprak-
Neden diyordum
Neden
Neden
Lanetlendim bu yüzden
Münkir sayıldım

Acılar ve çığlıklar çekti beni
Kanın izini sürdüm
Bir Karmat Dai'sinin
Şahmaran zehriyle efsunladığı yüreğime
Geceyi ve zulmü boğacak
Ateşten ve sudan
Bir gövde yarattım
Ve artık
Çeliği eriten direncim
Aşkı yeşerten inancımla
Tanınmak isterim

Çünkü ben
Gözbebeklerimdeki karanlığı yıkadım
Avuçlarımdaki çakıl taşlarına
Birer birer
Yeryüzünün bütün lanetlilerine
Nöker bildiklerime pay ettim
Tükenen sabrım
Dinen öfkemle
Yaşamak ve yaşatmak hakkı için
Haykırdım
Erdem isyanda saklıdır
Erdem isyanda saklıdır

III

Yoksul ve yoksun bırakılan da bendim
Bu yüzden lanetlenen de
Çünkü konuşmamak koşuluyla dilime
Görmemek kaydıyla gözlerime bağışlanmıştım
Çünkü sağduyumun ve sessizliğimin emrine uyup
Buyuranından başka dost
Görevimden başka iş edinmediğim için
Yaşamakla ödüllendirilmiştim

Acının hüznün ve yanlızlığın
Rengine boyanmış dört mevsimi
Kum tanelerinin telaşıyla yaşıyordum
Boynumda imal tarihim ve seri numaram
Elimde güneşten yararlanma iznim
Cebimde metal çadırlara manyetik kahırlara
Piramit desenli
Giriş-çıkış kartlarımla
Kentin dokusuna uygun düşmeyeceğim
Semtlerden uzak durarak
Suratıma her bakanın
Normal bir antropoz olduğumdan kuşku duymayacağı
Sıradan sönük bir bakışı ısrarla taşıyarak
Bir sukunet halinde yaşıyordum

Yasakları çiğnemeden
Dengemi bozmayıp sıramı aksatmadan
Mazi hal ve istikbalde
Sukute davet makamlarla
Daralmış mekanlara resmedilecek gövdemi
Talimatlar eşliğinde
Tatbikat alanlarına taşıyordum

Zamanın
Parçalanan bünye
Dağılıp savrulan organlar
İnsanlığın
Çöküşe doğru kasri meyil devinimi
Kendine son arayan bir hikaye
Olduğuna şaşıyordum

İstilacı yanıtlardan müzdarip
Tahripkar beynimle
Yürekte sıkışan aşklar adına
Betonların örtemediği topraktan
Ve saçlarımı tarayan rüzgardan
Aldığım cesaretle
Nerede insan orada isyan çığlığıyla
Hükmedeni hükümsüz kılacak
Sorular çoğaltıyordum
-Bu beden ve bu ömür kime zimmetli
Kim için ve neden yaşamalıyım
Lutüf diye dayatılan bu zulmü-

IV

Gezgin oldum bir zaman
Çıplak ayak elde asa
Durdu duracak bir yürekle
Yollara vurdum kendimi
Dünyaya sırtımı dönüp
Araladım gecenin zifiri karanlığına açılan kapıyı
Yıldızları gözledim
Rüzgarı dinledim
Issızlığa gömülmüş ayışığıyla söyleştim
Son kez baktığım ceylanın
Gözlerinden şavkıyan lanetin
Hakettiğim günah olduğunu bilerek
Gölgemi dağlarda
Sesimi çağlayanlarda bıraktım
Her gece kendi okumla yaralanan yüreğime
Melhem olsun diye
Bulutlardan günışığı dilendim

Kuluk sıfatını haketmek için
Sırat belleyip
Yere serdim insanlığımı
Sürdüm azap diyarlarına kendimi
Kölelere karıştım
Kendimle yarıştım
Cefa çektim
Sefil oldum
Yargıç ben suçlu ben
Bir sırdaş gibi sarılıp hicrana
Gönüllü sürgün oldum
Ruhumu arındıracak nehir
Gövdemi gizleyecek bir şehir aradım

Hıçkırıklarımı çığlığa dönüştürecek
Sur diplerinde biriken ahaliyi umursamayıp
Suratıma kapanan kapıların sırrını anlamadan
Tapınaklar aradım
Putlar
İkonolar
Ayinler
Beynimde uğuldayan karanlık sözler
Sırtımda kabaran kırbaç izleriyle
Bir sığınak bulmak için harcadığım ömrümü
Mahşerin gizi sandığım
Vebalimle teselli ederdim

Zaman tükendi
Sura üflendi nefes
Yay gerildi
Hevesle donandı ok
Ricat hallerim müstesna
Tepeden tırnağa isyan menzilindeyim

V

Işığa yabancı
Renklere düşmandım
Varlığımdan tereddüt eder
Ruhumdan hicap duyardım
Bana kuçak açan bu dünyaya
Kapardım da gözlerimi
Kabirde çürüyecek bedenime
Lamekan cennetler bulabilmek için
Dara durur
Çile çekerdim

Aah...
Benim takatsiz bahtım
Aah...
Mecalsiz kalbim
Sığındığım bütün tekkelerden
Edindiğim sabır taşları
Mürşid bildiğim şehlerden
Kuşandığım karanlık ayetler
Ne tesselli oldu
Azap dolu ömrüme
Ne sızılarımı dindirdi
Perde düştü
Gün vurdu
Kendimden bile sakladığım
Kabuk bağlamış yaralarım
Yeniden soyuldu


A. Galip
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj06.11.2008, 21:04 (UTC)    
Mesaj konusu: NAZIM HİKMET

SALKIMSÖĞÜT

Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden
bire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!

Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!

Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgâr kanat...
Atları rüzgâr...
Atları...
At...

Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

Akar suyun sesi dindi.
Gölgeler gölgelendi
renkler silindi.
Siyah örtüler indi
mavi gözlerine,
sarktı salkımsöğütler
sarı saçlarının
üzerine!

Ağlama salkımsöğüt
ağlama,
Kara suyun aynasında el bağlama!
el bağlama!
ağlama!
1928
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj06.11.2008, 21:05 (UTC)    
Mesaj konusu: nazım hikmet

KEREM GİBİ

Hava kurşun gibi ağır!!
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum...

O diyor ki bana :
- Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem
gibi
yana
yana...
"Deeeert
çok,
hemdert
yok"
Yürek-
-lerin
kulak-
-ları
sağır...
Hava kurşun gibi ağır...

Ben diyorum ki ona :
- Kül olayım
Kerem
gibi
yana
yana.
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
-lıklar
aydın-
-lığa...

Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:22 (UTC)    
Mesaj konusu: BELKİ SEN YOKSUN

BELKİ SEN YOKSUN



Belki de sahiden bırakacaksın beni.
belki de ben bırakılması elzem
en zararlı alışkanlığım.

Belki bir hata idi benle olmak
ve hayaller kurmak.

hayallerin hepsi de
işkembe-i kübradan sallanmış şeyler
ki sırf belki de sırf

senin ellerini tutmak
ve ensene arkadan

bir öpücük kondurmak için

belki de.

belki de dünya zaten dönmüyor,
ve Pakistan'da binlerce kişi ölmedi depremde

ve donmuyor kalanları.




Şırnak'ta sevgi yok belki de,

elleri ve yüreği olan bir sevgi.

belki de küre zaten yok

ve zaten ısınmamakta yüreği,

erimemekte buzulları,

yükselmemekte denizleri.



Telef edilmiş kuşlar,

ve hatta kuş gribi yok belki de.



Belki gökyüzü bile yok.

Belki sen yoksun,
belki de ben.
Belki ve belli ki
biz yokuz sade bu dünyada,
sevgi var bizden öte
öteden beri.


16/10/2005
Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:23 (UTC)    
Mesaj konusu: çürüdü zaman

ÜRÜDÜ ZAMAN

Zaman yoktu,
biz var ettik.

Var ettik
ve yok olduk
zaman içinde.

oysa
zaman yoktu
evvel zaman içinde.
zaman bir kavram,
bir icat bizden.
bir tanrı oldu belki
bize hükmeden.

oysa,
zaman yoktu.
Ne geç
ne de erken idik
hiçbirşeye
ve herşeye.

ancak
zaman yoktu
bunları değerlendirmeye
ve anlamaya,
anlaşılmaya,
yarını kurmak adına,
ki yarın zamanın bir parçası
ve biz yarının.

zamanın yaratıcısı
ve zamanın bir parçası biz,
bir zaman bulup
düşünemedik
düş kurmak için
zamana gerek olmadığını.

düşünemedik
düşlerde zaman olmadığını.

düşlemeye zaman yok.

çürüdü her şey
her şey çürüdü
zamanın varlığında
yokluğumuzu fırsat bilip.



17/11/2005
Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:23 (UTC)    
Mesaj konusu: HİROŞİMA'DAN CARETTALARA

HİROŞİMA'DAN CARETTALARA



Dün hiroşimada
bin insan
bin candı
Bir insan tetiğe bastı
bin canı aldı

ve bin yıldız oldu bin can.

Gel bugün
bin yıldız
altında

başka bin yıldızın
bin cana dönüşünü izleyelim.
ve onlardan
sevda alalım denize duyulan
umut alalım yaşama dair.




Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:23 (UTC)    
Mesaj konusu: korku

KORKU


Her öykü
en az bir kötü
içerir,
içermeli

İçermeli
ve içerlememeli
kötü düşüncelere,
katılmadığımız
söylemlere
kaygılara.

Kaygı yada korku
insana tanrıdan birer armağan.

kendinden
farklı olsun istemiş
ve oldurmuş
tanrı yada tanrılar.

Ve insan korkuya
korkuda insana dair

işte demiş tanrı yada tanrılar
belki de Sokrates.
bu noktada sen başlıyorsun.
yüzleşmek ve aşmak.
aşmak yada aşmamak
olmak yada olmamak

sen,
olmanın mücadelesini
verdin ve kazandın.

bizde kazanmak
keyif değil bir tanem
yepyeni mahkumiyetler

bizde varmak;
yeni hedefe
bilet almak için verilen
kısa bir mola,
ve sonsuza dek mücadele
sürüyor ve sürecek
beyinde
evinde
sokakta

aşmak yada aşmamak
olmak yada olmamak
işte
bütün mesele


Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:23 (UTC)    
Mesaj konusu: ne olacak

NE OLACAK

Ne olacak söyleyeyim,

Öncelikle aşık olacağız her gün yeniden.
Her gün birine yada başka birine.
Hep anlamlar yükleyeceğiz güne ve düne.

Özgür olacağız örneğin düşünürken
Bırakacağız şu teknik adam yalın bakışını
En yalın yaşamımızı dahi süsleyeceğiz ve
Anlamlandıracağız yaşamı en anlamsız anında dahi

Ve aşık olacağız yeniden her gün
Birine yada başka birine

Kendimize putlar yapacağız tapacak,
Bir vuruşta yıkacağız ertesi gün yaptığımız putları
Yeni putlar gelecek ertesi gün
Ve daha ertesi
Yıkılması an meselesi

Yani aşık olacağız yeniden her gün
Birine yada başka birine

Doğaya bakacağız, çevreci şefkatini bırakıp
Bir parçası olduğumuz sorumluluğu ile
Bir parça olmaktan öteye gitmeyecek iddiamız.

Hep birşeyler bekleyeceğiz
Çok şey olacak
Önce biz çoğalacağız ve çok olacağız

Yani aşık olacağız yeniden her gün
Birine yada başka birine



Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:24 (UTC)    
Mesaj konusu: on can

N CAN


Ulucanlarda
uluyacan diyenlere
direnen
on can
can verdi
toprağa, suya
Işık oldu
güneşe.

Ulucanlarda
ışık oldu
on can
uyuyacan diyenlerin
emrine
uyarken
biz
çoğunluk
sessiz.


Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:24 (UTC)    
Mesaj konusu: otuzsekiz ömür

OTUZ SEKİZ ÖMÜR


Yaş Otuzu geçti mi
fark etmez

Her yılın aynı heyecana
bir ilave
kat sadece

Söylenmez otuzundan sonrası
ömrün,
gizlenir.

Bazen yaşlanma korkusu,
bazen artan kırışıklık
bazen beğenilememe

Deprem gibi otuz
ve otuzdan sonrası

Depremde evi yıkıldı
ve umudun altında
kaldı ise
binlerce can
ve yaşlanamadı
ve diyemedilerse
Denmesi zor yaşları
ve gizleyemedilerse
otuzundan sonrasını
ömrün

Yani ömürleri topyekün
gizlendi ise
Üzerlerine yıkılan
umutları altında

Sen söyle !
Bir zaferi anımsatan
30 ağustostaki doğumunu
her yılıyla hemde

hemde her günü
her düşü
ve her gülüşüyle
gülümseyerek söyle
otuz sekiz yaşının
otuz sekiz ömre
bedel olduğunu.


Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:24 (UTC)    
Mesaj konusu: özlem

ÖZLEM

Özlemi indirdik falezlerden,
yüreğimize ellerimizle.

Gecenin karanlığı
6 yürekten gelen ışıkla aydınlandı.
ve her yer gündüz
ve özlemlerimiz
indirdiğimiz, sevgimizin tam ortasına.

Bin öykü yaşamış özlemimiz küsmüştü
ki tüm insanlığa
bir el verdik.
elimizi tuttu.
aşağı indi.

aşağı indi
çünkü çok yukarıdaydı.
çünkü biz çok aşağıdaydık.
uyuyabildik özlemimizi hissedemeden günlerce.
biz çok aşağıdaydık ve o çok yukardaydı.

özür diledik.
af istedik.
sorumsuzluğumuzdan utandık.
direnişini örnek aldık.
özlemimiz direndi biz direnemedik.

Sadece direnişini örnek aldık.
O her şeye rağmen dedi.
ve bizi affetti.
affedildik.
affetmeyi öğrendik.
Adı neden özlemdi.
neye özlemdi.
neden özlemler bitti
ve özlem rafa kaldırılır gibi falezlerde bırakıldı.
bilemedik.
şaşkındık.
şaşkınlığımız uzun sürdü.
konuşamadık.
karanlığa alışan gözlerimizle seslenmeye başladık.
seslendik.
söz verdik.
Hayallerimiz vardı.
özlemlerimiz kadar önemli.
sınırsız sanırdık.
Görülen gece hayallerimiz sınırlarını aştı.




Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:25 (UTC)    
Mesaj konusu: QUO VADIS

QUO VADIS


Bizi düşünüyorum
beni bırakıp
hangi kavşakta rastladık birbirimize
ve çarpıştı arabalarımız karakolluk olduk

hangi paralel iki çizgi kesişti
hangimiz dik kenardı
hangimiz yatay

hangi dağda vurulduk
üç beş gram metal vücutlarımızda
aşkımızdan bir kan damlası
düştü kimliklerimize

hangi çocuğun gözlerinde ışıktık
öğrendik sevmeyi yalınayak
bir gece yarısı
yukarda ay ışığı
özlemlerimiz

hangi ülkede anıt
kule yada mabet oldu aşkımız
efsaneler yazılan uğruna
yürekler tarafından

quo vadis
nereye gidiyoruz
beraber el ele
yalın ayak yüreğimiz
gülümseyen yüzlerimizle

bilmiyoruz
bilmekte istemiyoruz.


Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:25 (UTC)    
Mesaj konusu: seni beklerken

SENİ BEKLERKEN

Seni beklerken
birtanem,
Bir tane düşündüm.

Gözlerin kadar güzel,
ışığın kadar aydınlık

Bulamadım.

Seni beklerken bir tanem
düşümü bekledim
gerçeğimi yaşadım.

En güzel beklemek
en güzeli beklemek
idi
seni beklemek.

Ve en güzel dut ağacının altında
beklerken seni bir tanem
dünü düşündüm
evvelsi günü

Dün Hiroşima
evvelsi gün tiner
ve sevgisiz eller.
Ellerini düşündüm bir tanem
seni beklerken
bir çocuk düşü kadar yumuşak
ve sevgi dolu

Beklerken seni bir tanem
bir tane düşledim
ellerin
bir gerçeğimiz
çocuklar
ve yüreğimizde
umutlar

Seni beklemek
sana kavuşmak bedelli
en güzel işti
yaptığım.


Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:26 (UTC)    
Mesaj konusu: ulaşın düşü yada düşüşü

ULAŞIN DÜŞÜ ya da DÜŞÜŞÜ

Düşünün ulaştığı
Ulaşın düşündüğü
ile aynı olmaması
Ulaş'ı düşündürdü

Ulaş düşündü
düşünü söyledi,
düşü ütopya
düşü Tanrı
Tanrısı düştü

Düşündü
düşüncenin ulaştığı
noktayı ötelemek
için.

İçine sığmayan
düşünü
söyledi
suçlandı,
bozduğundan
alışılmış düşleri

Şimdi içerde
yine düşünüyor
düşünceyi ötelemek için
buraya düşmeye
değer miydi?


Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Mesaj09.11.2008, 14:26 (UTC)    
Mesaj konusu: varoluşcu

VAROLUŞÇU

Sen bana vardığında,
ben sana vardım.

sen bana var
ben sana yok
olamazdı
çünkü vardım.

var olmanın
sınırsız sevinci
sevgi seli
sevgiliye

hiçbir şey
yoktan var olamazdı

Sen bana varmadan
önce de vardın

yokların arasında
sen beni gördün
ve bana vardın

var oluşçu sendin
var eden sen oldun

seni sevmek,
sana varmak,
ya da var olmak
hepsi aynı aslında.



Abdullah ANAR
______________

SİZLER İÇİN RENKLİ BİR PLATFORM GENİŞ PORTAL WEBMASTER KADINCA VE HERŞEY BURADA
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu