Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj08.11.2008, 14:40 (UTC)    
Mesaj konusu: Yaşanmış bir hikaye...

Biliyorum size çok uzun gelecek.. Ama lütfen üşenmeyin ve okuyun..

Yaşanmış bir hikaye

1 Saatlik Dost

Hızlı bir çalışma temposunun ardından saatin beş olduğunu kat nöbetini devretmeye gelen hemşire arkadaşlar sayesinde fark etmiştik. Yoğun bir servisti çalıştığım servis, çocuk servisleri hastanelerin en yoğun ve gürültülü olan servisleridir. Artık günün yoğunluğu geçmiş servis sessiz bir hal almıştı aksam tedavilerini henüz bitirmiş ofiste çay içmeye gitme telaşındaydım .Çünkü o günün ilk çayını içme fırsatı yakaladım diye kendi kendime düşünüyordum. Kep dağılmış saç baş karışmış yorgun bitkin bir haldeydim tedavi odasından çıktığımda. Aynada kendimi tanıyamadım. Ofise geldiğimde hemşire odasının telefonu çalıyordu. Oturduğum yerden büyük bir güçlükle ayağa kalktım ve telefona gittim karşıdaki ses acilde trafik yaralılarının olduğunu içlerinde çocuklarında bulunduğunu, damar bulamadıklarından dolayı acile yardıma gelmemi söylüyordu. Tüm yorgunluğumu unutmuş hızla acil servisine yönelmiştim ki diğer telefonda nöbetçi hekimin nöbetçi beyin cerrahı hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartışmasını duydum. Nöbetçi hekimin sesi ortalığı çınlatıyordu:

— Ne yapalım? Bırakalım ölsün mü bu insanlar? Gelmek zorundasınız!

- ...

— Gittiğiniz davet beni ilgilendirmez! Nöbet değiştirseydiniz Çok önemli bir davetti madem.

-...

— Siz Hipokrat yemini etmediniz mi?

Konuşma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek koşarak acil servisine gittim Her yer kan revan içinde ağlayan koşuşturan yakınını bulmaya çalışan bir yığın insan vardı bu kalabalıkta sağlıklı bir iş nasıl yapılırdı bilmiyordum ama herkes elinden geleni yapıyor,birilerine bakma gayretini gösteriyordu. Acil serviste yatak kalmamış sedyelere insanlar yatırılıp ilk müdahale yapılıncaya kadar bekletiliyor, yetersiz kalan personel yerine hastaları yukarı sevk edilen servise aileleri çıkartıyordu. Onca kazazede içinde başında kimsesi olmayan ama durumu da oldukça ağır 15–17 yaş arası bir genç vardı. Gerekli müdahalesi yapılmış fakat sevk edildiği beyin cerrahi hekimi henüz görev yerine gelmediği için orada bekletiliyordu. Kendime ait serum ve tedavileri uyguladıktan sonra o çocuğun başına giderek ilgilenmeye çalıştım. Şuuru yerindeydi konuştuklarımı anlıyor fakat cevap veremiyordu. Son anlarını yaşadığını görüyor ve yalnız olduğu için korkunç derecede üzülüyordum. Onu orada yalnız bırakamıyordum. Zaten ben onunla ilgilenirken acil servis boşalmış, tüm hastalar gerekli servislere dağıtılmıştı. Ellerimi sımsıkı tutuyordu, bırakma dercesine gözlerinden yaşlar süzüldükçe kendimi ben de tutamaz hale gelmiştim, eğildim yanaklarından öptüm. 'Bırakmayacağım seni sakin ol, üzülme sakın' diyordum. Hiç tanımadığım, daha önce hiç görmediğim bu insana anlatılmaz bir yakınlık hissediyor, sanki onun acısının aynısını çekiyordum. Çok acı çekiyordu hem yalnızlığından hem de geçirmiş olduğu beyin travmasından. Ne kadar süre daha onunla kaldığımı hatırlamıyorum. Avucumu bırakmasıyla kendime geldim. O artık aramızda değildi, bu dünyayı terk etmişti ve ben gelmeyen doktoru suçluyor içimden Lanetler yağdırıyordum. Derken beyin cerrahı hekim gelmişti. Hastanın daha doğrusu ex (Ölmüş) gencin üzerindeki çarşafı almamı söyledi. Çarşafı kaldırdığımda doktorun hiç bir şey söyleme fırsatı olmadan yere düştüğünü gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Yemekli bir davetten gelmişti. Acaba çok mu sarhoştu ya da kalp krizimi geçiriyordu diye düşünürken diğer hekim arkadaşları olaya müdahale etmişlerdi bile. Ölen o gencecik insanin babasıydı bu doktor ve kendi evladının tedavisi için çok geç kalmıştı ne yazık ki. Kötü günde oğlunun acısıyla felç geçirmiş ve görevine yeniden dönememişti.

Seni yeniden andım KEREM ruhun şad olsun hayattaki bir saatlik dost bana yıllardır yaşattığın tecrübeyle dost kalan dost. 1986

MUTLAKA 2-3 Ayda bir bu yazıyı okurum ben. Size de tavsiye ediyorum.

Dostluk her gün 2-3 kere telefonla konuşmak değildir...

Dostluk yapılması gereğine inanılan telefon görüşmeleri sırasında diğer insanların dedikodusunu yaparak karşılıklı bir şeyler paylaşıldığını zannetmek değildir...

Dostluk; dost bildiğin kişinin en ince detaylarını bilme ihtiyacı ve gereği değildir... Dostluk; dost bildiğin kişinin senin en karışık detaylarını bilmesi gerektiği de değildir...

Dostluk her hafta 3-5 kere görüşmek değildir...

1 ay, 1 sene, 5 sene seni aramayan, senin de aramadığın bir insani birdenbire arayıp, dertleşmek, hatır sormak istersen ve o insan da seni geri çevirmez ve sanki daha az önce konuşmuşsun gibi kaldığınız yerden konuşmaya devam ederse, ve daha da önemlisi bu 1 ay, 1 sene, 5 sene ayrılığa rağmen bu insanin başı gerçekten sıkıştığında yardımına koşacak ilk insanlardan biriysen, ve ayni şekilde onun da öyle olduğunu biliyorsan EMINOL Kİ O kişi senin DOSTUNDUR... Sen de O'nun...

' Her tür ilişki avuç içinde duran kum taneleri gibidir. Avucumuzu sıkmadan, gevşekçe tutarsak, kum taneleri kaymaz, durur. Avucumuzu kapatıp, sıkmaya başladığımız an kum taneleri parmaklarımızın arasından akmaya baslar. Bir kısmını tutmayı başarsanız da, çoğu akıp gider. İlişkiler de böyledir. Esneklik varsa, diğer insana saygı duyuluyor ve özgürlük tanınıyorsa ilişkiler bozulmaz. Ama diğer insanı çok bunaltırsanız ilişki de yavaş yavaş bozulur ve biter. Hayatta pek çok insanla karsılaşırsın Ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır.'

------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu hikayeyi bana Mehtap Öğretmenim göndermiş. Çok beğendim sizlerle paylaşmak istedim.. Alıntı olduğunu yazmama gerek var mı bilmem..
______________
Forum imzanız 468x60 Boyutlarını geçmektedir.
@odev-arsivleri
Mesaj08.11.2008, 14:42 (UTC)    
Mesaj konusu:

uzun olduğu için kuyamadım ama paylasım için teşekkürler Crying or Very sad
Mesaj08.11.2008, 14:43 (UTC)    
Mesaj konusu:

Aslında okumaya başlasaydın sıkılmadan bittiğini farkederdin.. Confused
______________
Forum imzanız 468x60 Boyutlarını geçmektedir.
@odev-arsivleri
Mesaj08.11.2008, 15:06 (UTC)    
Mesaj konusu:

Merhaba,

Paylaşım için teşekkürler...
______________
balikesirerdek.tr.gg ve exevolium.tr.gg adresleri şahsıma aittir. Smile
Mesaj08.11.2008, 15:21 (UTC)    
Mesaj konusu:

Teşekkürler.Tamamını Okudum Neutral
______________
Mesaj08.11.2008, 15:43 (UTC)    
Mesaj konusu:

@benimsitem1993

yorumunuz için ben teşekkür ederim..



@japon-cocuk

Tamamını okumanız beni çok sevindirdi.. Teşekkürler.. Wink
______________
Forum imzanız 468x60 Boyutlarını geçmektedir.
@odev-arsivleri
Mesaj08.11.2008, 15:47 (UTC)    
Mesaj konusu:

bahse yazmış:
@japon-cocuk

Tamamını okumanız beni çok sevindirdi.. Teşekkürler.. Wink

Wink
______________
Mesaj08.11.2008, 15:48 (UTC)    
Mesaj konusu:

Çok güzel sağol Wink
______________
Mesaj09.11.2008, 08:15 (UTC)    
Mesaj konusu:

güzel

başarılar Wink
______________

Banner Ve link Takaslarımız Başlamıştır
Mesaj09.11.2008, 21:01 (UTC)    
Mesaj konusu:

Meslek hayatımızda, günlük hayatımızda karşılaştığımız her insana, kendi çocuğumuz, kardeşimiz gibi değer vermek gerektiğini hatırlattığınız için

teşekkürler bahse Wink
______________
Efgan Harika Eğitim Projeleri Sufiler Hak Er Taburu
Mesaj09.11.2008, 22:33 (UTC)    
Mesaj konusu:

@bilgiliyiznet, teşekkürler..

@webmasterkaynak, teşekkürler..

@komploteorisyeni


Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim Efgan Hocam.. Her insana ayrı ayrı değer vermenin gerektiğini hep birlikte hatırlamak adına bu hikayeyi burada paylaştım.. Wink
______________
Forum imzanız 468x60 Boyutlarını geçmektedir.
@odev-arsivleri
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu