Forum'da ara:
Ara


« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Mesaj25.01.2009, 08:55 (UTC)    
Mesaj konusu: İlginç Haberler

Sigarayı ilk kim KEŞFETTİ?

--------------------------------------------------------------------------------



Sigara 5 bin 700 yıldır insanoğlunun hayatında var. Dünyaya yayan ise tanıdık bir isim.

Sigarayla insanoğlu 5 bin 700 yıl önce tanıştı. İlk zamanlar tören ve büyü yaparken kullanılan tütün, Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfinin ardından tüm dünyaya yayıldı.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi tarafından çıkarılan Meram Tıp Sağlık Dergisinde yayınlanan bilgilere göre, sigara içmenin orjini milattan önce 3 binli yıllara kadar dayanıyor. Elde edilen verilere göre, o tarihlerde Mısır ve Güney Amerika'daki Maya Uygarlığı'nda yapılan dini ve resmi törenlerde ve ayrıca büyü ve sihir yapmak için kurutulmuş bitkilerin yakılarak tütsü olarak kullanıldığı tespit edildi.

HEM AMERİKA'YI HEM SİGARAYI KEŞFETTİ

15. yüzyılın sonlarında ise Kristof Kolomb, Amerika kıtasını keşfettiğinde Amerika yerlilerinin "Tobaccos" adını verdiği bir bitki yaprağını sararak yakıp dumanını içlerine çektiklerini ve bu dumanın insana keyif verdiğini gördü. Kolomb, faydalı olur düşüncesiyle bu bitkinin tohumlarını alarak denizciler vasıtasıyla diğer ülkelere yayılmasına neden oldu. Daha sonra tüm dünyaya yayılan tütün bitkisi yetiştirilip ilk olarak küçük tesislerde daha sonra ise kurulan büyük fabrikalarda sigaraya dönüştü.

OSMANLI'YA İNGİLİZLER GETİRDİ



Tütün ülkemize Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1601 yılında İngilizler tarafından getirilmiş ve bazı göğüs hastalıklarına iyi geldiği söylentisiyle kullanımı yaygınlaştırılmıştır. Çeşitli dönemlerde caiz değildir denerek fetvalarla dinen yasaklanmışsa da yayılması ve alışkanlık halini alması engellenememiştir.






--------------------------------------------------------------------------------
Çok sevdiği köpeğini klonlattı



--------------------------------------------------------------------------------


Pittbull terrier cinsi köpeğini çok seviyordu. Bastırdı parayı ve onu klonlattı.

Güney Koreli bilim adamları, dünyanın ilk ticari köpek klonlama işlemini gerçekleştirdiklerini söylüyorlar. Californialı Bernann McKinney'nin, pit bull terrier cinsi köpeği Booger'ın beş genetik kopyasını yaptırmak için 50 bin dolar ödediği belirtiliyor.

Booger'dan ölümünden önce alınan deri hücrelerinden klonlanan köpeklerin, iki ayrı anneden doğduğu bildiriliyor.

Klonlanan köpek yavruları, Güney Kore'nin başkenti Seul'de düzenlenen bir basın toplantısıyla dünyaya tanıtıldı. Basın toplantısında yeni köpekleriyle birlikte poz veren Bayan McKinney, "Booger benim eşim ve arkadaşımdı" dedi. Bayan McKinney gözünde yaşlarla "Aynı babalarına benziyorlar. Cennette gibiyim. Çok mutluyum" diye konuştu.

Genetik kopyalama işlemini gerçekleştiren Seul Ulusal Üniversitesi'nden bilim adamları, teknoloji geliştikçe fiyatın da düşeceğini söylüyor. İşlem için Booger'ın kulak derisinden hücreler alındı. Bu hücrelerden embryolar üretildi. Daha sonra bu embryolar iki dişi köpeğe yerleştirildi. Üç ay sonra klon yavrular doğdu.

Projeye katılan bilim adamları arasında, 2005 yılında dünyanın ilk klon köpeğini yaratan doktorlardan Profesör Lee Byeong-çun da vardı.

İyi kalplilik kopyalanabilir mi?

Bayan McKinney basın toplantısında ayrıca Booger'ın bir zamanlar kendisine saldıran bir köpeği nasıl kovaladığını anlattı.

Bernann McKinney, "Booger iyi kalpli bir köpekti. İyi kalplilik de kopyalanabilir demek istemiyorum ama, Dr Lee'nin anlattığı gibi: 'Biz ona Booger'ın vücudunu verebiliriz, siz de asıl Booger'ın karakterini yeniden yaratmak için gereken sevgiyi ve ortamı verebilirsiniz.'"

Klonlama konusunda arabuluculuk yapan şirket, yeni siparişlere açık olduğunu bildirdi. (BBC)




--------------------------------------------------------------------------------
46 yıl süren hamilelik!

--------------------------------------------------------------------------------




Tam 46 yıl önce hamile kaldı. O zaman doğum gerçekleşmedi. Ancak 75 yaşında doğurdu. İşte doğan bebek;

46 yıl önce doğurdu ama acıları yeniden başlayınca korkunç gerçekle karşılaştı. Kadının 46 yıl önce hamile kaldığı bebek içeride taş kesilmişti.

The Five TV'nin haberine göre; 1955’te, Kazablanka’nın bir köyünde yaşayan Zehra Ebu Talip, ilk çocuğuna hamile kalır.

ZEHRA BEBEĞİ DOĞURMUYOR

Doğum sancıları tutan Zehra hastaneye kaldırıldı. Aradan 48 saat geçmiştir ama hala bebek doğmamıştır. Doktorlar "sezaryen şart" derler. Ancak Zehra korkmaktadır. Çünkü bir başka kadının sezaryenle doğum yaparken öldüğünü görmüştür. Doğum yapmadan hastaneden kaçar...

Zehra'nın doğum sancıları günlerce devam eder. Ama birkaç gün sonra Birkaç gün sonra bebek hareket etmeyi keser ve acı diner.

HAMİLELİĞİNİ "UNUTUYOR"!

Fas geleneklerine göre, bebek anne karnında sırf annenin onurunu korumak için uyuyabilir. Zehra da bebeğinin uykuya daldığına inanır ve hamileliği aklından silip çıkarır. 3 çocuk evlat edinir, kendisine torunlar bahşedilir.

75 YIL SONRA YENİDEN SANCILANIYOR

Aradan çok uzun zaman geçer. Zehra 75 yaşına gelmiş ve acıları yeniden başlar.

Evlatlıklarından biri bu durumdan endişelenir ve annesini hemen bir uzmana, Rabat`a götürür. Dr Taibi Quazzani karın şişkinliğinin yumurtalıktan kaynaklanan bir tümörden dolayı olduğunu düşünerek, Zehra`ya ultrason çekimini uygun görür.

KARINDAKİ BEBEK TAMAMEN KİREÇLENMİŞ

Ultrason sonucunda kendisinin de açıklayamadığı bir kütle vardır. Zehra`yı bir radyograf uzmanına havale ederek onun da fikrini almak ister. İkinci bir uzman incelemesinden sonra karın bölgesindeki kireçlenmiş kütlenin 46 yıl önce Zehra`nin hamile kaldığı bebeği olduğu anlaşılır.

Yumurtalar anne karnında anormal bir yerde (ektopik) döllenmiştir. Büyüyen cenin karın bölgesindeki plasenta`ya hayati organlarıyla tutunmuş ve bu gelişimi devam ettirmiştir.

4 SAATLİK AMELİYATLA ALINIR

Doktorlar ceninin anne karnından alınmasının ne kadar güvenli olacağı konusunda büyük bir sıkıntı yaşarlar. Cenin yaklaşık 4kg ağırlığında ve 42cm boyundadır.

Operasyon sonrasında ise ceninin tamamen taşlaştığı görülür. En şaşırtıcı olan ise ceninin kendi hayati organlarını ve karın duvarını eritip diş bölgenin sert bir cisim halini almasını sağlamasıdır.

4 saatlik başarılı bir operasyon sonrasinda cenin anne karnından çıkartılır. Ektopik hamilelikte eğer ölü cenin anne vücudu tarafından yeniden absorbe edilmeyecek kadar büyükse, cenin annenin bağışıklık sisteminden tamamen farklı bir beden halini alır.

Anne vücudu ise böyle bir durumda muhtemel enfeksiyonlardan korunmak için, cenini dokular öldüğünde ve kuruduğunda kireçli bir kılıfla kaplar. Kireç tabakası oluştuğunda, cenin yavaş yavaş taşlaşmaya doğru giderek sonunda taş bebek halini alır.




--------------------------------------------------------------------------------
Kayıp başkent bulundu

--------------------------------------------------------------------------------



Dönemin en zengin devletlerinden birinin başkenti İtil bulundu...

Rus arkeologlar, bin yıl önce Museviliği kabul eden ve döneminin en zengin devletlerinden birini kurduktan sonra tarih sahnesinden aniden çekilen Hazar Türkleri’nin kayıp başkenti "İtil"i bulduklarını açıkladılar.

Rusya’nın Astrahan Devlet Üniversitesi öğretim üyelerinden Dimitri Vasilyev liderliğindeki arkeoloji ekibi, 9 yıldır tarihi İpek Yolu üzerindeki Hazarlar’ın kayıp başkent İtil’i arıyordu. Vasilyev ve ekibi, Hazar Denizi’nin kuzeyinde, Rusya-Kazakistan sınırındaki Astrahan kenti yakınlarında, yaptığı kazılarda üçgen şeklinde bir kale ile Hazarların konut olarak kullandığı yurtların kalıntılarına ulaştı. Vasilyev, çıkan eşyaları çok dikkatli inceleyerek bu kalıntıların kayıp kent İtil olduğu sonucuna vardıklarını söyledi. Uzmanlar, bulunan kale kalıntısının pişmiş tuğladan yapılmış olduğunu, Hazar kanunlarına göre ise pişmiş tuğlanın sadece başkentte kullanılmasına izin verildiğini belirtti.

Vasilyev, Associated Press’e yaptığı açıklamada, "Doğu Avrupa’nın ilk feodal devletinin başkentini bulmanın önemi büyük. Bunu Rus tarihinin bir parçası olarak görüyorum" dedi. Hazar Türkleri konusunda uzman isimler de, Rus arkeologlarının kayıp başkenti bulduğuna inanıyor. İsrailli uzmanlar ise, asıl meselenin yazılı eserlere ulaşmak olduğunu belirtiyor.
60 bin nüfuslu olduğu sanılan İdil kenti, Avrupa ile Çin arasındaki ticaretin odak noktası haline gelerek hızla zenginleşmişti. Bir Türk kavmi olan Hazarlar’ın kurduğu devlet, 7. ve 10. yüzyıllar arasında hızla büyüyerek Çin’in kuzeyinden Karadeniz’e kadar genişledi. 8. veya 9. yüzyılda Museviliği kabul eden Hazarlar, Rus saldırıları, Tatar-Moğol asimilasyonu ve Hazar Denizi’nin sularının yükselmesiyle tarihten silindi. Ünlü yazar Arthur Koestler, 1976’da yayınladığı kitapta, Hazar Türkleri’nin "Museviliğin kayıp 13’üncü kabilesi" olduğunu ileri sürmüştü.


______________
Site Sahibi DjYıldırım Soylupinar
Mesaj25.01.2009, 08:58 (UTC)    
Mesaj konusu:

YAYMAZ OLAYDINN Crying or Very sad Crying or Very sad Crying or Very sad
______________
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu