Forum'da ara:
Ara


Yazar Mesaj
Mesaj07.08.2008, 11:29 (UTC)    
Mesaj konusu: arkdaşlar kendine güvenen bir şruaya baksın

şmdi arkadaşlar allah beni afetsin ama
arkadaşlar biz yoktuk tek allah vardır biliyoruz peki alah dogmadı dogurulmadı
o hep vardı deriz ama o nasıl ortaya çıktı hepmi vardır 7gün 7 gecede dünyayı yaratı ama peki nasıl çıktı basen düşünüyomda ben dogmadıda ama nasul çıktı biliyom düşünenin kafası karışıor bazıları yanlış yapıyon der ama bir düşünelim bencee Crying or Very sad
Arrow Wink
______________
Kızların En Ciddileri Birer Mikrop En Akıllıları İki Defa Manyaktır
Mesaj07.08.2008, 12:20 (UTC)    
Mesaj konusu:

bende merak ediyorum Shocked
______________
Mesaj07.08.2008, 12:42 (UTC)    
Mesaj konusu:

Allah zamandan münezzeh olduğundan onun hakkında, “kainat yaratılmadan önce” diye belirtilen bir zaman söz konusu değildir. Allah’ın böyle bir zaman dilimi içinde faaliyet göstermesi de düşünülemez.

Zaman ancak yaratıklar için söz konusudur, zaman içinde iş görenler ancak yaratıklardır. Ancak soruyu şöyle sormak mümkün olabilir: “Ezelde Allah vardı, onunla beraber hiçbir şey yoktu. O hâlde ezelde Allah ne yapıyordu?” Bu soruya kısaca, “Kendi cemal ve kemalini bizzat kendisi müşahede ediyordu.” şeklinde cevap verilir. Gaybı ancak Allah bilir.

Bu sorunun temelinde zaman ve ezel kavramlarının, yanlış anlaşılması ve karıştırılması söz konusudur. İnsan, zaman ve mekâna kayıtlı olarak yaşadığı için her hadise ve hakikati zaman ölçüsüne göre değerlendirmekte, kayıtlı kendi içerisinde yaşadığı zamanı, evveli olmayan bir süreçle (ezel) karıştırmaktadır. İşte yukarıdaki soru, böyle bir yanlış değerlendirmenin sonucudur.

Zaman, varlıkların bir tertip ile ve birbiri ardınca yaratılması ile ortaya çıkan soyut bir kavramdır. Bütün varlıkların yaratılması, değişip başkalaşmaları, yok olup son bulmaları, hep zaman nehir içinde gerçekleşir. Allah’ın, sonsuz kuvvet ve kudretiyle yokluk âleminden varlık sahasına çıkarılan bütün varlıklar, zaman nehrinde hiç durmadan akarlar. Geçmiş zaman, gelecek zaman ve şimdiki zaman kavramları nispidirler, birbirlerine göre bu isimleri alırlar. Bu gün dünün yarınıydı, yarının ise dünü olacak.

Ezel kavramına gelince o, zaten, zaman itibariyle bir sonsuzluk demek değildir. Zaman, devir, asır, yıl, ay, gün, saat, saniye, an gibi dilimlere bölünebildiği hâlde, ezel için böyle bir taksim söz konusu değildir. Aynı zamanda ezel, bir başlangıç noktası olarak da düşünülemez.

“Allah vardı, başka hiçbir şey yoktu.” (Hadis-i şerif). Zaman ise, mahlukatın yaratılması ile başladı. Şu hâlde zaman kavramı, geçmişe doğru ne kadar uzatılırsa uzatılsın, Allah’ın ezeliyeti ile karşılaştırılamaz .

Ancak soruyu şöyle sormak mümkün olabilir: “Ezelde Allah vardı, onunla beraber hiçbir şey yoktu. O hâlde ezelde Allah ne yapıyordu?” Hemen şunu ifade etmek gerekir ki; Allah ezelde bir şey yapmaya -haşa- mecbur olmadığı gibi, bir şey yapmaması da onun için bir eksiklik değildir. Zira o, mahlukatı yaratmasa da sonsuz kemâldedir. Mevcudatı yaratmasıyla kemalinde bir artma, yaratmamasıyla bir eksilme söz konusu değildir.

Bu açıklamadan sonra, soruyu iki şık içerisinde cevaplayalım: Allah, ezelde kendi cemal ve kemalini bizzat kendi müşahede ediyordu. Allah’ı kemaliyle bilmek yine ona mahsustur. Zira, Miraç hadisesi ile Allah’ı bizzat müşahede eden Efendimiz (asm.), “Seni gerektiği gibi bilemedim.” demiştir.

Allah, ezelde, isim ve sıfatlarının tecelli yeri olacak varlıkların mahiyet ve hakikatlerini, hüviyetlerini, plân ve programlarını, manevî miktar ve suretlerini ezelî ilminde takdir ve müşahede etmekteydi. Allah, lütuf ve keremi, rahmet ve merhametiyle, ilmi dairesindeki mahiyet ve hakikatlere, harici vücut giydirmeyi istedi. Ve ‘ol’ emrini verip mahlukatı yarattı. Bu yaratma fiili, mahlukat için, bir ihsan, bir lütuf ve bir ikram idi.

Allah’ın hem kendi kemal ve cemalini seyretmesinde, hem de varlıkların manevî plân ve programlarını yapmasında, onları ezelî ilminde takdir etmesinde bir zaman ve müddet söz konusu değildir. Yani bunlar bir zaman silsilesi içerisinde düşünülemez. Ezeldeki bu müşahede, bu tanzim ve takdir, insan aklının anladığı anlamda bir takdir ve tanzim değildir. Allah’ın zatı mahlukatın zatlarına, fiilleri mahlukatın işlerine benzemediği gibi İlâhî takdiri de insanın anladığı manada bir programlama değildir.



bu gibi soruları düşünüp kafamızı yormayalım
eger allahü teala bilmemizi isteseydi bildirirdi. insan beyni allahü tealanın nasıl ortaya çıktıgını algılayabilecek kapasitede degil biz allahü tealanın bildirdikleriyle yetinelim emirlerine uyalım bu bize yeter
Mesaj07.08.2008, 12:44 (UTC)    
Mesaj konusu:

evet yorumu olan ?
______________
Kızların En Ciddileri Birer Mikrop En Akıllıları İki Defa Manyaktır
Mesaj07.08.2008, 12:46 (UTC)    
Mesaj konusu:

İnsanın bu dünyada bunu düşünmesi doğru değildir. Çünkü insanın buna aklı yetmez. Ölünce herkes neyin ne olduğunu öğrencektir. Bunlarla aklımızı kurcalayacağımıza, Allah'ın dediklerini yapalım ve böyle başlıklar açmayalım.


İnsanı öldüren meraktır ve fazla merak iyi değildir.
______________
Mesaj07.08.2008, 12:51 (UTC)    
Mesaj konusu:

sevgi-sitem yazmış:
evet yorumu olan ?


sarı alan açıklamış daha nasıl bir yrum bekliyoresun.
bu tür düşüncelere kapılmak şirkten başka bir şey değildir.
şeytanın oyunları .
lütfen elinde internet var internette de her türlü bilgi var açıpda bir zahmet oku.

başlığı kilitliyorum

______________
Önceki mesajları göster:   


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu